ssy

ssy
dünya böyle bir yerdi ve ben buna alışmaya çalışıyordum
avukat
istanbul
21 okur puanı
Kasım 2017 tarihinde katıldı
Şu anda okuduğu kitap
sudan çıkıp kuma sırtüstü yattım. masmavi bir gökyüzü. gözlerimi kıstım önce, bakamadım. vazgeçtim görmekten. indirdim gözkapaklarımı. karanlık ama gecelerdeki gibi değil. gündüzün aydınlığı sıkışmıştı gözkapaklarım ile gözlerimin arasına. yalnızdım. ve bir hayvan kadar huzurluydum... yıllar önce, okuduğum kitaplardaki, seyrettiğim filmlerdeki yalnız insanlara özenirdim hep. yalnızlara. konuşacak kimsesi olmayanlara. sonra hayat beni buralara getirdi. tabiî ayaklarımın azımsanamayacak yardımıyla. ve artık o roman karakterlerinden biri oldum. o kitaplardaki yalnızlığı çok gösterişli bulurdum. aynı zamanda da korkutucu. kendime "bu kadar yalnız kalınabilir mi?" diye sorardım. "sosyal hayvan insan, dayanabilir mi kimsesizliğe?" ama artık biliyorum yalnızlığın korkulacak bir yanı olmadığını... tabiî bunu ruh sağlığı yerinde ve içlerinde tek bir kişilik taşıyanlar için söylemiyorum. Sözüm benim gibi içinde binlerce ruh taşıyanlara, uzakdoğu efsanelerindeki canavarlar gibi yedi kafalı tek bedenli insanlara. ben hep kalabalık oldum. şehrin uzağındaki bir semte giden, günün tek otobüsü kadar kalabalık. tıkış tıkış! herkesin üst üste olduğu bir otobüs kadar. dolayısıyla iyi geldi bana yalnızlık. kendime yeterince zarar veriyordum. ve bir de dünyanın vereceği zararları ortadan kaldırmanın imkânı olmadığına göre, yoklarmış gibi davranarak yalnızlığı seçmek en doğrusuydu... yalnızlık kurşun geçirmez. sostluk, aşk, aile geçirmez. hiçbir şey geçirmez. dışarıdan sokmadığı gibi içeriden de çıkartmaz. cerahat yapar. antibiyotiğini de kendinde besler. yeter ki nerede olduğu bulunsun... ruhun nerede olduğunu düşünürüm bazen. vücudumun neresinde? sonra karar veririm. ruhum, bedenimin bittiği yere kadar.
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
kaçacak bir yer kalmadı. gidecek bir yer kalmadı. ölüm kaldı. görmediğimiz bir o kaldı. ölüm ve sonrası. eğer varsa... geçtiğimiz, maruz kaldığımız bütün sınavları düşünüyorum. bütün mücadeleleri. sorular. yanıtlar. yarışlar. çalışmalar. uykusuz geceler. ezberlemeler. anlaşılamayan konuları beyinlere gömmek. diri diri!.. bilmiyorum ben. hiçbir şey. ezberledim zamanında herkes gibi. ama unuttum hepsini. hiç büyümedim. hep sınıfta kaldım. hayatta kaldım. terfi edemedim. ilerleyemedim. gerilemedim. felçli gibi oturdum. hep aynı yerde. hep aynı zamanda. vücudumun çıkarabildiği bütün sıvıları tanıdım. kan, gözyaşı, ter... "ölmüşüm, haberim yok!" derdim eğer biraz daha kuvvetli olsaydım. geniş bir çukur. derin mi derin. toprağın içinde bir oyuk. yerim orası. gömsem kendimi. bitse her şey. sonuna gelsek filmin. kopsa film! fark etmez bizim için. yeter ki derine, çok derine gömsünler bizi. on dakika uğraşsak nefes almak için sonra da yorulup "eyvallah!" desek ölüme. bitse her şey. öyle bir çığlık atsam ki dünya çatlasa! altı milyar insan sağır olsa! tanrı sağır olsa! ben sağır olsam! kör olsam! görmesem hayatı! bitse her şey... çok sarhoşuz. çok. absinthe, votka, scotch, rakı ve kayra..
içimde büyük bir nefret var. herkese yetecek kadar. üçüncü dünya savaşı'nı çıkartacak kadar. herkesi öldürecek kadar. dünyanın havasını indirecek kadar! bunları yazacak kadar... nereye kadar? ölene kadar!..
değişiyorum.