Insan yapıcıdır, yeni yollar açmayı sever, bu su götürmez bir gerçektir. Fakat neden acaba bir yandan da yıkmaya, her şeyi kaos haline getirmeye bayılır?
Bugünün insanı pek çok bakımdan barbarlık çağı insanından daha üstün görüşlü olduğu halde, aklın, bilginin gösterdiği yoldan gitmeye bir türlü alışamamıştır.
Deliliği ve dahiliği aynı bünyede taşıyan bir adamın hikayesi. Dostoyevski, insan zihnini tasvirleme ustasıdır. Akademik bir geçmişe sahip olmamasına karşın insan bilincinin ehli olduğunu, yarattığı karakterlerin monologları, iç çekişmeleri ile muntazam şekilde yazıya aktarır. Edebiyatın ruh bilimcisi, bu muazzam eserinde insanın yeraltını ustalıkla gözler önüne seriyor. Dünyaya ve insanlığa tutunmak için bir yandan can atarken diğer yandan evrendeki her şeye, her canlıya nefret duyan, bu çelişkinin de son derece farkında birinin zihnine yolculuk yapıyoruz. Bir başkasının dilinden tüm insanlığı okuyoruz. İnsanın arka bahçesini, karanlığını, nefretini, çabasını ve en çok da özüyle yaşadığı katlanılamaz hezeyanları görüyoruz. İnsanların suniliğinden usanmış, sahtekarlıktan midesi bulanmış, dünya döndükçe sarsılmış bir dahinin benliğiyle olan savaşımında kendimden bir şeyler bulmamam olanıksızdı, bu da beni her satırın içine sürükledi ve aynı zamanda okumanın ötesine geçip her şeyi yaşamama neden oldu. Hiç sevilmemiş bir adamın kendini sevmek ve sevdirmek için gösterdiği çabaların her defasında sonuçsuz kalışının onu pasif bir canavara dönüştürdüğüne tanık oldum. Canavarlığın hakkını vererek kimi zaman kinini kusan, saldırganlaşan insan tüm bunların ardından müthiş bir utanç duyup ya da utanç duymuş olmak isteyerek böyleymiş gibi davranmayı alaycı şekilde uygun görerek kabahatini telafi etmeye çalışıyor. Onu özürlere sevk eden her şeyden tiksiniyor. Sarkazmı ve ironiyi nakış gibi işliyor benliğine dolasıyla başta kendisi olmak üzere herkesle alay ediyor. Zaaflarını, rezilliğini, acizliğini, sefaletini açıkladığı kadından, onu açıklamaya mecbur bıraktığı için iğreniyor. Hepsinin de ötesinde kendine gömülmek isterken, kendisini asla sevmediğini hatırlıyor. Bazen