Suluboya resimlere benzeyen kırık çizgilerle yaşanmış günlerde dolaşıyor gibisin yine. yüreğin 12 Eylül'den anmak istediklerinle dolu. öylece, hayatında acemilikleri, dalgınlıkları, ağır yenilgileri biriktirerek. küskünlüklerini çatı katlarına, şarap şişelerine taşıyarak. oysa bak, yürüdüğün çıkmaz sokaklar, çarptığın insan duvarları. vitrinleri, sinema afişlerini unut. şair müsveddelerini, yoksul hayatını anlatan öyküleri unut. kırmızı giysilerle gülümseyen genç kızları, hepsini unut. yaşadığının dışındasın, boğazım kuruyor. çirkinleşen yüzünü bulvarı sürüklüyorsun. çiçek satan çocukların gözlerine bak ve yürü. yollar uzun, ilişki yıkıntıları upuzun.
Yine uzun yürüyüşlere çıkacak, kalabalıkların arasına bırakacaktın gövdeni. Akşamları keskin sirenlerle geçecekti ambulanslar, canlı cenazene gözyaşı dökecekti mavi gözler. hayatından atmak istediklerini attığını sanacaktın. kendini avutup uyuyacaktın. uzaklaşan banliyö trenleri sürükleyecekti yalnızlığını.