Belleğim kahvelerin buğulu camlarına benziyor. kalabalık kaldırımlardayım ve sessizce mırıldanıyorum: unutulmuş yanlışları çoğaltan bir soru mu bu kent? uzun bir yürüyüşte bir akşamüstü kitapçı vitrinleri nin önünde aynı soruyu yineliyorum. aylar sonra yanıtlamam gereken sorular mı var? Niye, hemen şimdi! sorulardan yakamı kurtaramıyorum.