8/10
·200 syf.··
Beğendi
·
2025 35. kitabı
O yıldızlı gecelerin birinde belki Alaska’da değildim ama ben de aşık olduğumu fark etmiştim. Bu kitabı aşık olduğum adamla balayındayken okumak çok manidar oldu. Yazarın kitapları beni önce kapağıyla etkiliyor zaten. Devamında da çıtır çerez iç ısıtan öykülerle beğenmeme şansı bırakmıyor. Bir kez de mesafeleri ve tüm zıtlıkları aşan bir aşk hikayesine tanık oldum. Finn Dalton içini döktüğü hayatını sunduğu kitabıyla tüm hayatını değiştirip farklı bir seçenek gördü. Umarım sonsuza kadar mutlu oldu.
Yıldızlı GeceDebbie Macomber · Epsilon Yayınları · 2017976 okunma
Puan vermedi·336 syf.··
2025 518. kitabı
Filistin'in Sorunu: Edward Said'in Bakış Açısıyla Bir İnceleme Edward Said, 20. yüzyılın en etkili entelektüellerinden biri olarak, sömürgecilik sonrası teorinin temel taşlarını döşemiş bir figür. Filistin doğumlu bir Hıristiyan Arap olarak, hem Batı akademisinde (Columbia Üniversitesi'nde karşılaştırmalı edebiyat profesörü) hem de Filistin diasporasında köklü bir yer edinmiş. 1979'da yayımlanan Filistin'in Sorunu (orijinal adıyla The Question of Palestine), Said'in bu ikili kimliğinin en çarpıcı yansıması. Kitap, Filistin meselesini sadece bir "Arap-İsrail çatışması" olarak değil, emperyalist bir proje olarak ele alıyor. Said, burada Batı'nın Filistinlileri "görünmez" kılan anlatısını parçalıyor ve okuru, unutulmuş bir halkın sesine kulak vermeye davet ediyor. Bu inceleme, kitabın özgün bir okuması üzerinden gidecek; Said'in argümanlarını, üslubunu ve günümüzdeki yankılarını tartışarak, neden hâlâ zorunlu bir okuma olduğunu savunacağım.Said'in kitabı, üç ana eksen etrafında dönüyor: Tarihsel arka plan, Batı'daki temsiller ve Filistin direnişinin geleceği. İlk bölümde, Said, Filistin'in "sorunu"nu Balfour Deklarasyonu'ndan (1917) başlayarak, Siyonist hareketin emperyalist kökenlerine bağlıyor. Balfour, İngiliz Dışişleri Bakanı Arthur Balfour'un Yahudi ulusal yurduna destek veren mektubu, Said'e göre, Filistin'i "boş bir arazi" olarak resmeden oryantalist bir kurgu. Said, oryantalizmi –ki bu kavramı bir yıl önce yayımladığı Oryantalizm kitabında detaylandırmıştı– burada somutlaştırıyor: Batı, Filistin'i "geri kalmış, medeniyete muhtaç" bir yer olarak görüyor; Yahudilere vaat ederken, yerli Arap nüfusu yok sayıyor. Bu, sadece bir tarih dersi değil; bir ideolojik eleştiri. Said, arşiv belgeleri ve dönemin gazetelerini referans alarak, Siyonizmin "yerleşimci sömürgecilik"
Edebiyat
Filistin'in SorunuEdward Said · Pınar Yayınları · 198526 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
10/10
·
Beğendi
İlahi Mesajlar Toprağı Filistin: Roger Garaudy'nin Cesur Çığlığı Roger Garaudy, 20. yüzyılın en tartışmalı entelektüellerinden biri olarak, komünizmden Katolikliğe, oradan da İslam'a uzanan bir düşünce yolculuğunda, her zaman sistemin yalanlarını deşifre etmeyi görev bilmiş bir isim. 1913'te doğup 2012'de hayata veda eden bu Fransız filozof, Holokost inkârcılığıyla suçlanarak hapis yatmış, ama asıl suçu, Batı'nın kutsal ineği Zionizmi sorgulamakmış. İlahi Mesajlar Toprağı Filistin (orijinal adıyla Palestine: Terre des messages divins, 1986), onun bu sorgulamanın zirvesi: Filistin'i sadece bir coğrafya değil, ilahi bir mesajlar diyarı olarak konumlandıran, ama aynı zamanda Siyonist projenin kanlı temellerini didik didik eden bir başyapıt. Bu kitap, Avrupa'da yasaklanacak kadar "tehlikeli" bulunmuş; çünkü Garaudy, delillerle dolu sayfalarında, Siyonist Yahudilerin Filistin'i gasp etme sürecini bir soykırım mimarisi olarak ifşa ediyor. Okuyunca anlıyorsunuz: Yasak, hakikatin korkusundan doğar.Kitap, Filistin'in binlerce yıllık tarihine bir girişle başlıyor – İbranilerden Hıristiyanlara, Müslümanlara uzanan o kadim uyumun hikâyesi. Garaudy, Eski Ahit'in mitlerini arkeolojik ve tarihi gerçeklerle yüzleştirerek, Siyonistlerin "vaat edilmiş toprak" masalını paramparça ediyor. Filistin, diyor, Yahudilerin tekelinde bir "kutsal emanet" değil; aksine, üç semavi dinin kesişim noktası, bir barış ve hoşgörü toprağı. Ama 19. yüzyıl sonlarında Theodor Herzl'in önderliğindeki Siyonist hareket, bu toprağı sömürgeci bir haydutlukla ele geçirme planını devreye sokuyor. Garaudy, Balfour Deklarasyonu'nu (1917) bir İngiliz entrikası olarak resmediyor: Batı emperyalizminin Arap dünyasını parçalama aracı, Yahudi milliyetçiliğini palazlandıran bir ihanet belgesi. Deliller? Dönemin
Duygu ve Düşünce
İlahi Mesajlar Toprağı FilistinRoger Garaudy · Türk Edebiyatı Vakfı Yayınları · 2011167 okunma
9/10
·104 syf.··
2025 6. kitabı
·
20 günde okudu
·
Okunma: 09 Nisan 2025 21:34
"-Siz yiğitler nerelisiniz? Biz Filistin gençleriyiz. (...) -Korkma damadın babası, Kan içerek büyüdük biz!" Filistin toprakları yıllar içerisinde İngiliz manda yönetimi tarafından Yahudi yerleşimciliğine maruz kalmıştır. Her müslüman toplumda kutlu bir dava adamı çıkar ve bir ülke ayaklanır misali bu ayaklanmanın baş mimarı ise İzzeddin el- Kassam ve yanındaki 20 civarı dava arkadaşıdır. Devrim işte tamda bu ayaklanmayla başlamıştır. Yıllar içerisinde yoksullaştırılarak, yok sayılarak, kendi topraklarında kendilerine yer bulamayacak hale getirilerek yok edilmeye çalışılan bir milletin başlattığı bir direnişin tarihçesi. Dert bizim dava bizim diyen her müslümanın toplumun o dönemdeki sosyal, siyasal ve ekonomik yapısını görebilmesi açısından okumasını tavsiye ederim. Nehirden denize Filistin özgür olana dek! "From the river to the sea, Palestine will be free"
Direnişin KökleriGassan Kanafânî · Loras Kitap · 202421 okunma
Puan vermedi·605 syf.··
2024 45. kitabı
·
18 günde okudu
·
Okunma: 11 Mart 2024 00:52
Ölmedim bitti inşallah, elhamdülillah. İnşallahsız konuşmaya korkuyorum. Bir temiz tövbe ettirildim diyebilirim. Zaten ne zaman bir şeyi kendimden bilsem bu hâle düşüyorum. Değil değil seren kızım hiçbir iyilik senden değil. Öğren. Ramazan'a bir güzel hazırlık yaptığımı düşünürken bir şey fark ettim. Daha doğrusu yaşadım. Her şey sağlıklı iken kolay. Sağlık varsa dağların kaldırmadığı yükü sırtlanmış olacağız. Hâlbuki dünyanın binbir türlü hâli varmış... Her hastalığın da öyle türlü türlü yaşattığı var. Ben de birine tutuldum. Neler neler. Neyse ki çok ölesim yoktu. Şaka tabi sorulacağı da yoktu. Demek istediğim. Yani berat gecesi bir şeyler hissettim , daha değil, bugün günü değil dedim. Hâlâ iyileşmedimse de, yutkunabiliyorum, hareket edebiliyorum, yiyip içebiliyorum, salatalık ve leblebi dışında da yemek yiyebiliyorum, yaşama belirtileri gösteriyorum kısacası. Bunlar çok kıymetli. Ve gerçekten de iyileşmek istediğimi hissettim. En çok da Ramazan'a öyle kavuşmayı hayal etmediğim için. Benim için önemliydi. Her zaman çok önemli oldu. Önden hazırlanmak da öyle. Kaç defa hedeflerine güncelleme getirdim. Tabii ki dinde update no no no arkadaşlar. Ama insan kendini güncelleyebilir. Bazen bu şarttır da. Ölüm kalım savaşında öğrendiğim bir şey bu. Hatmimi nasılsa tamam ederim demiştim bir hafta önce. Nasılsa tek cüz kaldı diyordum. Ne bileyim felç geçireceğimi bi gecede. Hayat çok kısa. Ama fırsatlar da binbir türlü. Devam şansı var ya. O gerçek gerisi yalan. Ben devam ediyorum. Elhamdülillah ve de İNŞALLAH. Bu hatmin sahibi, gönlümün de sahibi. Rabbim O'nun(s.av) yolundan ve yönünden ayırmasın. O'na yakın olan bana da yakın olsun. Beni bulmak isteyen önce onu bulsun. Her zaman olduğu gibi Filistinli kardeşlerimin de ruhuna bir ferahlık olsun, deprem şehitlerimizin de
Din
Kur'an-ı KerimKolektif · Hayrat Neşriyat · 20192,979 okunma
Puan vermedi·605 syf.··
2023 301. kitabı
·
51 günde okudu
·
Okunma: 18 Aralık 2023 12:17
Bu hatmi, 73 gündür gün yüzü görmeyen Filistinli kardeşlerim için okudum. 20 bin olarak ifade edilen bilanço benim için, bizim için asla bir sayı değil. Zaten depremde de yaşadık, enkazdan çıkanlar sayılıyor... kim bilir kimler kaldı bomba altında. Buraya yazmak istemediğim şekillerde öldürülen insanlar sayılabilir mi? Gidenlerin hepsi, dilerim şehit olmuştur. Bu süreçte hiç kimseye birşey demek istemedim ama gücümü zorlayan, sınırıma dokunanlara muhakkak ki birşeyler söylemişimdir. Gönlümde olan dilime vurmuştur. İnsanlardan beklentiye girmemek gerektiğini , hele hele böylesi tamamen kalple ilgili bir durumda, iyice anlamış oldum. Gün oldu gündüzün acısını gece çektim. Kendimi de aynı şekilde kınadım. Dünyanın ne kadar pislik barındırdığını bir daha gördüm. Bencil olacaksa insan böylesi bir durumda olmalı. Bu pislik bana sıçramasın diyebilmeli. Vicdan yoksunluğu. Kafamın içinde tek bir ses var. Allah'ın her şeye de herkese de gücü yeter, amenna, demek ki imtihanda olan sadece Filistinliler değil. Dümdüz. Birgün gelir, bizim peşimizden de birileri birşeyler der. İnşallah peşimden zulme gıkı çıkmadı denmez. İşgalci zalimleri boykot için elimden geleni yapıyorum, etrafıma gücüm yetmez çünkü o kadar donanımlı ve sabırlı biri değilim. Aldığım nefeste hak var gibi hissediyorum. Birgün ısınsam ikinci gün kendimden utanıyorum. Berbat birşey. Gülmek haram kadar ızdırap veriyor. Bir saatlik unutmanın sonunda insanlığımdan utanıyorum. Tıka basa yemek. Her şey. Hepsi berbat hissettiriyor. Ama hiçbir şey gördüklerim, duyduklarım kadar beter etmiyor. Ağzımı açıp gık demiyorsam herkes vicdanı kadar olsun diye. Bu zaman acayip bir zaman. Kendimle dahi baş edemiyorum. Vallahi billahi yemin ederim en çok kendimden utanıyorum. Bu kadar olmamalı biliyorum. Yapacak, söyleyecek başka
Filistin
Kur'an'ı KerimKolektif · Ayfa Basın Yayın · 20232,979 okunma