4 kısa hikayecik var içinde. Ama ben "İnsana ne kadar toprak gerekir?" adlı hikayeden bahsedeceğim size. Öncelikle belirtmek isterim ki, insan ne kadar inkar etse dahi açgözlü bir yaratıktır benim gözümde. Elinde sağlığı var iken para ve ünü arar durur. Bunların uğruna sağlığı kaybeder hatta. Bundan sonra ise ağır bir bedel ile elde ettiği şan ve parayı gençken sahip olduğu sağlık ve dinçliği tekrar elde etmek için çar çur eder durur. En sonunda ne mi olur? Bir karış topraktan fazla bir şey değil.
Haydi devam edelim.
-
Açıkçası kitapta beni en etkileyen hikaye diyebilirim. Hikaye bir köyde yaşayan Pahom'un bir nevi şeytan ile iddialaşmasıyla başlıyor. "Daha çok toprağım olsam kimseden korkmazdım! Şeytanın kendisinden bile!" Bu söyler şeytanın hoşuna gitmiş demek ki de Pahom'un çok ve çok daha fazla toprağı olur. Ve tabii, Pahom daha fazlasını ister. Lafın kısası tarla alım satım işleri derken Pahom'un yolu bir şehre düşer. Burayı bir arkadaşından duymuştur ve burada yaşayan insanlar sana bir şart karşılığında dilediğin kadar toprağı vermektedirler. Şart şudur: "Şu gördüğün uçsuz bucaksız tarlanın istediğin herhangi bir yerinde istediğin kadar araziyi seç, işaretle ve gün batmadan başladığın yere geri dön." Pahom, günün doğduğu anda küreğini alır, halkı uyandırır ve yola koyulur. Başta her şey mükemmeldir, hesaplamalar tamdır Pahom başladığı yere tam vaktinde dönecektir ve tahmin bile edemeyeceği kadar toprağı olacaktır.
Tabii ki.
Elbette.
Toprak o kadar fazladır ki, Pahom "şurayı da alayım, şurası da benim olsun," derken baya bir ilerler. Zaman akışkandır ya, artık akşam da olmaktadır. Pahom dönmeye başlar. Yirmi dört saat boyunca o kadar az dinlenmiştir ki daha fazla toprağa sahip olmak için, yürümeye bile mecali kalmaz ama o devam eder. Güneş bir kere daha ufukta
Evet.. bitti. Açıkçası hangi şekilde bitmiş olursa olsun, Light'ın kıvranışlarını ve soğukkanlılığını kaybetmesi her şeye değerdi benim için. Mutluyum, çok sevdiğim bir seriyi bitirdim yine. İçimdeki hüzün, sevdiğim karakterlerin çoğunun ölmesinden aslında. Neyse,
Her şeyin bir sona ulaştığı bu kitapta, beni rahatsız eden bir şey olmadı. Daha iyileri olabilir miydi? Olabilirdi belki ama bence bu olması olası olan sonlardan biriydi.
Bu güzelim seriyi herkese tavsiye ederim,
İyi okumalar =)
Acı Kahve.
Agatha Christie'nin kaleminden çıktığını anlayabileceğiniz bir kitap. Öyle ki, bilgiler ve gizem peşinizi bırakmıyor. Şahsen ben başta kimin katil olduğunu az çok tahmin edebildim. Dikkatli okurların da gözünden kaçmayacağını düşünüyorum. Kısa olmasına rağmen sürükleyici. Herkese tavsiye ederim. İyi okumalar. =)
Death Note.. efsanelerden. Okuyan veya izleyen çoğu kişi gibi ben de hayranım bu seriye. Bir günden az bir sürede bitti ve soluksuz okudum. Zekanın zirve yaptığı bu seriyi herkese öneririm.
Gerçekten bitmesini istemedim. Çok çok çok güzeldi ve sonuna kadar durmadan okudum hiç sıkılmadan. İyi ki okumuşum dediğim serilerden. Herkese tavsiye ederim.