Platero, sen hiç kuşkusuz, sözcüğün düzanlamıyla, İspanyol Dil Akademisinin sözlüğündeki anlamıyla bir eşek değilsin.
Sen benim anladığım, benim bildiğim anlamıyla bir eşeksin. Senin benimkinden ayrı kendi dilin var, tıpkı benim gülünkine, bülbülünkine hiç benzemeyen dilim gibi.
Şu güle bak; içinde başka bir gül var damlalardan; salladın mı -bak görüyor musun?- o su ışıltılı gül, bunun ruhu gibi saçılıp dökülüveriyor; benim ruhum gibi tıpkı; üzgün, ruhsuz kalıyor gül.
Platero gene anırıyor. Biliyor mu kendisini düşündüğümü?
İlk ışıkların yumuşaklığı içinde onu düşünmek şafak gibi kıvanç verici bir şey. Bir beşik gibi yumuşak, sıcacık, benim kendisiyle ilgili düşüncelerim gibi ılık bir ahırı olduğu için Tanrı'ya şükrediyorum.