Ateş, evlerimizin içindeki evrendir. Bir yaradan akan kan gibi kırmızı, sürekli; bizi ısıtır, bütün yeryüzü anılarımızı çağrıştırarak bizi güçlendirir.
Güzün gelişini, akşamın çökmesiyle soğuyan ve hüzünlenen bir ağılın, avlunun ya da bahçenin ıssızlığında yankılanan bir sesle uzun uzadıya havlayıp duran bir köpeğe benzetirim, Platero... Nerede olursam olayım gitgide daha da sararan o günlerde batan güneşe doğru havlayan o bağlı köpeği hep işitirim, Platero...
Çocukluğun düşleri benzersizdir, Platero! Bilmem sen bunları hiç tattın mı, hiç böyle düşlerin var mı, oldu mu? Her şey gelir geçer, doyumsuz değiş tokuşlardır bunlar; her yana görmeyen gözlerle bakılır, düş gücünde bir belirip bir yiten anlık resimlerden fazlası olamaz bunlar . . .