Biz bitti demeden bitti !! milli takımın başarısız olduğu her turnuvadan sonra futbolculara tepki göstermek son derece normal. çünkü yıllardır aynı hayal kırıklıkları yaşanıyor ve kimse bunun gerçek anlamda hesabını vermiyor. ancak sorun sadece birkaç futbolcunun kötü performansı değil; sorun, yıllardır çürümüş bir düzenin değişmemesi. milyon euroluk primler, lüks tesisler, villalar, özel uçuşlar, astronomik maaşlar ve devasa yayın gelirleri var. peki sahada ne var? ne doğru düzgün bir oyun planı var, ne teknik gelişim var, ne taktik disiplin var, ne de sürdürülebilir bir futbol aklı. yıllardır aynı dağınık, plansız ve günü kurtarmaya çalışan anlayış devam ediyor. ülkenin en büyük spor bütçesi neredeyse tamamen futbola aktarılıyor. buna rağmen altyapıdan dünya çapında oyuncu üretimi son derece sınırlı, tesisleşme birçok bölgede yetersiz ve uzun vadeli planlama neredeyse yok. sürekli teknik direktör değiştirerek, günü kurtaran kararlarla başarı gelmesi bekleniyor. artık şu soruyu çok daha yüksek sesle sormak gerekiyor: futbola aktarılan devasa kaynakların bir kısmı basketbola, voleybola, yüzmeye, atletizme ve diğer amatör branşlara yönlendirilse ülke sporu çok daha fazla kazanmaz mı? çünkü son yıllarda bu ülkeye gerçek gururu yaşatanlar çoğu zaman futbolcular olmadı; voleybolcular, basketbolcular ve olimpik sporcular oldu. daha sınırlı bütçelerle, çok daha büyük başarılar elde ettiler. tff'nin ve spor yöneticilerinin hesap vermesi gereken konu sadece saha sonuçları değildir. asıl sorgulanması gereken, yıllardır futbola aktarılan milyarlarca liralık kaynağın neden karşılığını veremediğidir. kimse başarı garantisi veremez. ancak bu kadar para harcanırken ortada ne oyun, ne sistem, ne de istikrarlı bir gelişim varsa toplumun daha fazlasını istemesi değil, hesap
Sütlü çikolatayı tercih ederim
İnsanlarin bir çoğu para ile mutlu olurken bazıları ise sütlü çikolata içerek mutlu olmayı tercih ederler. Hayat ne kadar şaşırtıcı
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Her rüyanın aynı salı öğleden sonra gerçekleşmesini beklemiyorum. Zamanlamayı anlıyorum. Mevsimleri anlıyorum. Bazı şeylerin yapımının yıllar alabileceğini anlıyorum. Ama aynı zamanda inanıyorum ki, bir gün, bugüne kadar inşa ettiğim her şey aynı yaşamda bir araya gelebilir. Ev gibi hissettiren bir aşk. Beni heyecanlandıran iş. Bana özgürlük veren para. Beni besleyen dostluklar. İçinde yaşamaktan mutluluk duyduğum bir beden. Huzur. Neşe. Arzu. Amaç. Birini diğerine sonsuza dek feda etmek zorunda olduğum fikrini kabul etmeyi reddediyorum. Sevilmekle başarılı olmak arasında seçim yapmak zorunda olduğuma inanmıyorum. Yumuşak olmakla güçlü olmak arasında seçim yapmak zorunda olduğuma inanmıyorum. Anlamlı bir yaşam ile karlı bir yaşam arasında seçim yapmak zorunda olduğuma inanmıyorum. Belki bugün hepsini kaldıramam. Belki bazı parçalar diğerlerinden önce gelir. Belki bazı hayaller diğerlerinden daha fazla zamana ihtiyaç duyar. Sorun yok. Yapmayacağım şey ise, bir şey henüz gerçekleşmedi diye daha azını istemem gerektiğine kendimi inandırmak. Kıtlığı bilgelik olarak adlandırmayacağım. Hayal kırıklığını olgunluk olarak adlandırmam. İsteklerimi mevcut koşullarıma uydurmak için küçültmeyeceğim. Bugün her şeye sahip olmamam, gelecekte her şeye sahip olamayacağım anlamına gelmez. Ve çocukluğumdan beri süregelen bu inanç beni çok şeyin üstesinden getirdi. Çünkü daha dolu bir hayatın mümkün olduğuna gerçekten inandığınızda, yetinmek gereksiz gelmeye başlar. Daha iyi bir aşkın var olduğuna inanıyorsam, doğru olmayan bir aşka neden tutunayım ki? Anlamlı bir başarının mümkün olduğuna inanıyorsam, beni tüketen bir işte neden kalayım ki? En derin arzularıma sırf beklediğimden daha fazla sabır gerektiriyor diye neden ihanet edeyim ki? Bekleyebilirim.
Substack
KÜLTÜREL TERMODİNAMİK: Hegemonya, Kontrol ve Maddi Sınırlar Üzerine Dokuz Eksenli Bir Analiz Robin Hood efsanesinin 12. yüzyıldan günümüze evrimini takip eden bu çalışma, muhalif kültürel figürlerin kapitalist sistem tarafından nasıl absorbe edildiğini ortaya koymaktadır. Dokuz eksenli metodoloji aracılığıyla, bu dönüşümü sadece kültür-politik değil, aynı zamanda termodinamik yasaları ile fiziksel altyapısının çelişkileri bağlamında analiz edilmektedir. Kültürel Termodinamik olarak adlandırılan bu çerçeve, Che Guevara, Malcolm X ve Marilyn Monroe gibi tarihsel figürler üzerinden test edilmiş ve evrensel bir geçerliliğe sahip olduğu gösterilmiştir. Son olarak, simülasyonun maddi sınırları ve kodlanamaz yaşamın direniş potansiyeli incelenerek, kapitalizmin kaçınılmaz fiziksel çöküşü ve insanın kuantum belirsizliği aracılığıyla direniş olanakları tartışılmıştır. GİRİŞ: "MASKENİN" TARİHİ VE "HARD WALL"IN KAÇINILMAZLIĞI Bir efsanenin tarihsel metamorfozunu incelemek, aslında o efsanenin yazıldığı dönemin güç ilişkilerini, sınıfsal kaygılarını ve egemen ideolojisini deşifre etmek demektir. Robin Hood, 12. yüzyılda sözlü anlatım geleneğiyle ortaya çıkmasından bu yana, her çağda farklı bir maske takmıştır. Ancak bu maskelerin altında, aynı bir gerçeklik yer almıştır: Muhalif enerji, sistem tarafından sürekli olarak absorbe edilmiş, estetikleştirilmiş, soyutlaştırılmış ve sonunda paraya tahvil edilmiştir. Bu makale, Robin Hood efsanesinin bu yolculuğunu takip ederken, aynı zamanda muhalif kültürel figürlerin dönüşümünün bir termodinamik yasası olduğunu iddia etmektedir. Sistemi yok edemeyeceğimiz için, hatta sistem onu her saldırısı karşısında güçlendireceği için, direncin son kapısı—paradoksal olarak—fiziksel yasalardır. Elektrik kesilir, çip krizi yaşanır, nehirler kurur.
Felsefe
Aşkım diyor,sensiz yapamam.! dünde başkası olmadan yapamayan.. Ne uğruna dağı delmiş ferhat ne çöllere düşüp mecnun olmuş Kays, nede terkedileceğini anlayınca ayakkabısına para koyan Veysel sizin kadar Aşık olmadı.
1000Kitap
KÜLTÜREL TERMODİNAMİK: Hegemonya, Kontrol ve Maddi Sınırlar Üzerine Dokuz Eksenli Bir Analiz Robin Hood efsanesinin 12. yüzyıldan günümüze evrimini takip eden bu çalışma, muhalif kültürel figürlerin kapitalist sistem tarafından nasıl absorbe edildiğini ortaya koymaktadır. Dokuz eksenli metodoloji aracılığıyla, bu dönüşümü sadece kültür-politik değil, aynı zamanda termodinamik yasaları ile fiziksel altyapısının çelişkileri bağlamında analiz edilmektedir. Kültürel Termodinamik olarak adlandırılan bu çerçeve, Che Guevara, Malcolm X ve Marilyn Monroe gibi tarihsel figürler üzerinden test edilmiş ve evrensel bir geçerliliğe sahip olduğu gösterilmiştir. GİRİŞ: "MASKENİN" TARİHİ VE "HARD WALL"IN KAÇINILMAZLIĞI Bir efsanenin tarihsel metamorfozunu incelemek, aslında o efsanenin yazıldığı dönemin güç ilişkilerini, sınıfsal kaygılarını ve egemen ideolojisini deşifre etmek demektir. Robin Hood, 12. yüzyılda sözlü anlatım geleneğiyle ortaya çıkmasından bu yana, her çağda farklı bir maske takmıştır. Ancak bu maskelerin altında, aynı bir gerçeklik yer almıştır: Muhalif enerji, sistem tarafından sürekli olarak absorbe edilmiş, estetikleştirilmiş, soyutlaştırılmış ve sonunda paraya tahvil edilmiştir. Bu makale, Robin Hood efsanesinin bu yolculuğunu takip ederken, aynı zamanda muhalif kültürel figürlerin dönüşümünün bir termodinamik yasası olduğunu iddia etmektedir. Sistemi yok edemeyeceğimiz için, hatta sistem onu her saldırısı karşısında güçlendireceği için, direncin son kapısı—paradoksal olarak—fiziksel yasalardır. Elektrik kesilir, çip krizi yaşanır, nehirler kurur. Entropi artar ve sistem, kültürel manipülasyonlarını başarıyla sürdüremez. BÖLÜM I: ROBIN HOOD'UN ORİJİNAL TORTUSu VE "SISTEM-DIŞI" MUHALEFET A. Ortaçağ Efsanesinin Sınıfsal Temellendirilmesi Robin Hood'un
Felsefe