Franz Kafka - Dönüşüm
Puan vermedi·128 syf.··
2026 39. kitabı
Gregor Samsa ailesi için çalışan bir memurdur. Sevmediği bir işte tüm bunalım ve sıkıntılarına rağmen ailesinin maddi yükünü çekebilmek için çalışmaktadır. Gregor bir sabah haşere olarak uyanır. Odasının kapısına gelenleri içeriye almaz ve kendisini odasına kapatır. Haşere metaforu bir bireyin kendisine ve çevresine yabancılaşmasını temsil eder. Bu yabancılaşma onun çevresi ve ailesi tarafından bir böcek olarak algılanmasına nedne olmaya başlar. Toplumlar ve diğer memurlar başkalaşmış insanı sevmezler. Uyanış ve yerini yadırgama sizi diğerlerinin gözünde bir böceğe çevirir. Ailesinin gözünde para getirdiği ve çalıştığı süreçte sevilen biriyken işini kaybettiğinde ailesinin gözünde fazlalık bir böcek haline gelir. Burada çarpık aile ilişkilerinin bir eleştirisini görüyoruz. Aile başarı için her şeydir. Ancak Gregor Samsa ailesinin gözünde bir haşere olmuştur. Bunlar Gregor'un suçluluk psikolojisine girmesine ve kendini yetersiz görmesine neden olmuştur. Gregor Samsa, Baba ve Patron figürleri altında ezilmektedir. Modern aile sorunları, ekonomik sorunlar yaşayan gençlerin hemen hepsinin öyküsünü işler Kafka.
Alıntı
DönüşümFranz Kafka · Ayrıntı Yayınları · 2015267,6bin okunma
Mithat Cemal Kuntay - Üç İstanbul
Puan vermedi·648 syf.··
2026 16. kitabı
Edebî açıdan özellikle başları öyle zayıf geldi ki eserden ne anlayacağımı şaşırdığım anlar oldu ancak devamında anladım ki eserin amacı edebî keyif vermekten ziyade dönemin menfaat peşinde siyasî fikri değişen namussuzlarını okura tanıtmakmış. Abdülhamit'in Selanik civarını kurşun atmadan verdiğini daha önce de duymuştum, eserde verilen bilgilerden biri de budur. Eserde Divanı Lügatit Türk'ü bulan Ali Emiri Efendi hakkında bilgili ve namuslu bir memur olup kitap topladığından bahsedilir. Eser aslında günümüzde de devam eden çarpık ilişkiler, yapmacık saygı ve kendine işleyen bürokrasinin bir eleştirisidir. İttihat ve Terakkiyi ince ince eleştirirken aynısını Hürriyet ve İtilaf'a da yapar. Eser içerisinde bir partili "Manda istemek vatansızlıktır." der ve parti bu sözleri üzerine adamı partiden atar çünkü böyle namuslu insanlarla parti "simasını" kaybedecektir. Anadolu'nun doğusu ve güneydoğusundan "Kürdistan" diye söz edilir. Denilene göre meme hizasını geçmeyen sakalla orada devlet adamlığı yapmak imkânsızdır. Hikâye boyunca (bence bilinçli bir şekilde de abartılmıştır) o cenahtan bu cenaha savrulan, siyaseti şahsi menfaat için kullananların karıları da kocaları gibi güç dengesi kimdeyse onunla yatıp kalkarlar. Eser, annesi hasta olan genç Adnan'ın 93 harbindeki acıyla ilgili yazmaya başladığı romanın girişiyle başlar. Savaşta bizimkiler ezkaza Sohum Kalesi diye ironik isimli bir kale alır ve bunun üzerine Abdülhamit kendini gazi ilan ettirir ama Ruslar Ardahan'ı bu sırada alıp Tuna'yı geçer. Adnan'ın babası şehit bir Miralay (Albay)dır ve ailesiyle İstanbul'da bir yalıya sığınmışlardır. Annesi veremdir. Adnan hem parasız hem de çalışmakta hiç gözü olmayan, eli kalem tutan ancak çok da ileri olmayan özenti bir tiptir. Annesi sefil ve aç bir halde yaşarken bu karı
Üç İstanbulMithat Cemal Kuntay · Sander yayınları · 19833,370 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
9/10
·328 syf.··
2026 125. kitabı
#NergisKokuluYorum Sonsuza Kadar Mutsuz “Ama gerçek şuydu ki eğer yeterince iyi ararsanız ve bu yolda ilerlerken hayal kırıklıklarından ölmezseniz, gerçek olan şey orada bir yerdeydi.” Bazı düğünlerin en güzel yanı, hiç gerçekleşmemesidir. Sophie Steinbeck için evlilik, babasının kariyeri uğruna ödemesi gereken bir bedeldir. Ta ki Max’in itirazıyla düğün altüst olana kadar. Birlikte yanlış evlilikleri engelleyip para kazanmaya başlayan ikili, zamanla planlarının dışında bir gerçekle yüzleşir. Sophie partnerine aşık olmanın eşiğindeyken, Max geçmişten gelen bir görevle karşı karşıya kalır. Aşkın bir yalan olduğunu kanıtlamaya çalışırken birbirlerine yakalanmaları ise an meselesidir. Çünkü bazen en doğru cevap, “hayır”dır. Kitabı o kadar sevdim ki!!! Yazarın kalemini çok seviyorum, bu kitabı da favorilerim arasına girdi Okurken inanılmaz keyif aldığım ve her saniyesine bayıldığım bir kitap oldu. Max ve Sophie’nin hikâyeleri oldukça sıra dışı bir şekilde Sophie’nin düğününde başlıyor Max, tam düğün esnasında itirazcı olarak hikâyeye dâhil oluyor Sophie için hayatının yeni sayfasına ve özgürlüğüne yeni bir adım oluyor ve tekrar karşılaştıklarında ise artık düğünleri sabote etmeye çalışan bir ikili hâline geliyorlar Sophie’nin düğünden sonraki hayatını okumayı çok sevdim. İnanılmaz kendine has bir karakteri vardı enerjik, hazır cevap ve fazlasıyla eğlenceli bir karakterdiÖzellikle ev arkadaşları o kadar renkli ki hikâyeye apayrı bir hava katmışlardı Max’in neden itirazcılığa başladığını ve işin nasıl buralara bir iş gibi geldiğini okumak çok etkileyiciydi. Max ve Sophie’nin diyalogları, aralarındaki çekim ve birlikte itirazcılık yapmaları çok hoştu Max’in ailesiyle olan iletişimi çok tatlıydı, ek olarak Sophie’ye olan yaklaşımları da öyleydi Sophie ve Max’in
Sonsuza Kadar MutsuzLynn Painter · Artemis Yayınları · 202621 okunma
Puan vermedi·408 syf.··
2026 35. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 13 Haziran 2026 18:08
Merhabalar malesef cokk kötü bir kitap okudum (kendi adıma ) hiç araştırmadan alma gafletinde bulundum ne yazıkki. kitabı görsel olarak görüyordum sürekli ama içeriğine dair hiçbir bilgim yoktu . Çok kötü bir deneyimdi benim için. Yarıda bırakmayı çok kez düşündüm ama huyum olmadığı için zor bela bitirdim çok şükür . Dili oldukça zor , içersinde rahatsız edici oldukça sansürsüz sahneler var (Bu beni aşırı rahatsız etti) bir yerde şöyle bir yorum gördüm kitap hakkında ( 1.si eğer bu bir kişisel gelişim kitabıysa resmedilen kendini gerçekleştiren kişi profili fazla ideal ve bence gerçek dışı . Yok eğer romansa gereksiz uzatılmış ve zorlama ) demiş tamamiyle katılıyorum ve bir kitap için kolay kolay bunu söylemem ama malesef zaman ve para kaybı oldu benim için . Hemen güzel bi kitaba başlayıp kendimi motive etmem lazım .
SeyirPiraye · Mona Yayıncılık · 202115,2bin okunma
TAVŞAN DELİĞİ
8/10
·344 syf.·
2026 44. kitabı
Selam. Bu gün daha iyi anlaşılmasını istediğim bir kitaptan söz etmek istiyorum. Kitabı okuduktan sonra ekin ✧ tüm kapalı anlamları açıklayan bir araştırma atmıştı bana, bundan çokça faydalandığımın altını çizmek istiyorum. Ancak kimse inceleme yazmaya yanaşmayınca bu işe el atmaya karar verdim. Çok fazla inceleme inceleyip yazdığım ilk inceleme bu oldu çünkü topluca herkesin aklındaki karışıklıkları gidermek istedim. !Spoiler içerir Mona Awad'ın Tavşan romanı son yılların en kutuplaştırıcı eserlerinden biri. Sevenleri onu modern gotiğin en özgün örneklerinden biri olarak görürken, sevmeyenleri anlamsız ve gereksiz derecede absürt olmakla suçluyor. İlginç olan şu ki, kitaba yöneltilen eleştirilerin büyük kısmı aslında romanın başarısız olduğunu değil, tam olarak yapmak istediği şeyi başardığını gösteriyor çünkü Tavşan okurunu rahat ettirmek için yazılmış bir roman değil. Bu nedenle kitabın aldığı düşük puanların önemli bir kısmının, romanın niteliğinden çok okurun beklentileriyle ilgili olduğunu düşünüyorum. Pek çok kişi kitabı eline aldığında Donna Tartt'ın Gizli Tarih'ine benzeyen, seçkin öğrenciler, akademik entrikalar ve planlı suçlar etrafında dönen geleneksel bir dark academia hikâyesi bekliyor. Oysa Awad'ın yazdığı şey bambaşka. Bu kitap bir kampüs romanı görünümüne bürünmüş yaratım alegorisi, ir cinayet hikâyesi görünümüne bürünmüş yazarlık hikâyesi, bir arkadaşlık hikâyesi görünümüne bürünmüş yalnızlık hikâyesi ve her şeyden önemlisi, güvenilmez bir anlatıcının zihninde geçen olayları okuduğumuz farklı bir kitap. Ben farklı zihinleri okumayı çok sevdiğimden bu durum çok hoşuma gidiyor. Romanın geçtiği Warren Üniversitesi bile aslında anlamlıdır. İngilizcede "warren" kelimesi tavşan yuvası, yani yer altındaki karmaşık tünel sistemi anlamına gelir. Daha
Duygu ve Düşünce
TavşanMona Awad · İthaki Yayınları · 2024747 okunma
Toprağından Sürülenlerin Ahı Nereye Gider?
10/10
·480 syf.··
2026 47. kitabı
·
22 saatte okudu
·
Okunma: 13 Haziran 2026 14:52
Gazap üzümleri, insanların içinde biriken o çaresiz öfkenin ve adaletsizliğin olgunlaşmasını simgeleyen muhteşem bir eser. Okurken bir insan daha ne kadar çaresiz kalabilir ve daha ne kadar sömürülebilir tek tek sayfaların duvarına yaslanan ruhumda hissettim. "Ölüyor diyorum size, açlıktan ölüyor!" feryadı bolluk içindeki Kaliforniya topraklarında çocukların yetersiz beslenmeden ve açlıktan ölmesi, insanlığın en büyük utancı olarak kelimelere yansırken her satırda daha da hüzne boğan çaresizliği yaşatıyor ve asıl utanması gereken zenginlerin para para diye adaletsizliğin dibine vurmaya devam etmesi beni daha da kızdırıyordu. Peki ya zamanımıza bakınca yok mu, örnekleri? Gazze'deki insanlık krizi, Yemen'deki kıtlık, sokak hayvanları veya bireysel bir dram hangisinin yanında dimdik durabildik! Ben dahil, hiçbirimiz... Kitaptan bir cümle daha var ki onları en iyi bu cümle izah ediyor: "Aç insanların gözlerinde büyüyen bir gazap var. İnsanların ruhlarında gazap üzümleri olgunlaşıyor, ağırlaşıyor, bağ bozumu için ağırlaşıyor" .... Ben bu kitaba ikinci başlık desem aç insanların gazabı derdim, sanırım. Toprahından sürülen bu insanların ahı nereye gider? Lütfen en azından küçük bir adım atalım ve yakınlarımızda olan muhtaçlara el uzatalım. Birikim yspmalıyım diyorsunuz ya... Hayır! Ayetlerde bile apaçık belirtiliyor. Allah rızkımızın fazlasını yetimlere ve öksüzlere sahip çıkalım diye veriyor. İhtiyacınızdan fazlasını ayırmak ahirette boynunuza dolanacak diyor.. Bizlere gerçeği sunan bu ve bunun gibi kitaplar daha da arttırılmalı. Okumak yerine filmini izlemek isteyen arkadaşlara da linkini bırakıyorum. Lütfen izleyin ya da okıyun. En önemlisi bizim gibi bizden farkı olmayan bakınca etten kemikten ama bir avuç topraktan yaratılan çaresizlere sahip çıkalım. (Kitabın Türkçe
Gazap ÜzümleriJohn Steinbeck · Remzi Kitabevi · 201445,6bin okunma