1000Kitap Logosu
Dönüşüm
Dönüşüm
Dönüşüm

Dönüşüm

OKUYACAKLARIMA EKLE
8.1
34,4bin Kişi
141bin
Okunma
32,5bin
Beğeni
2,4milyon
Gösterim
128 sayfa · 
 Tahmini okuma süresi: 3 sa. 38 dk.
Basım
Türkçe · Türkiye · Ayrıntı Yayınları · 2015 · Karton kapak · 9786053140160
Diğer baskılar
Çalışma cehennemine fırlatılmış bedenlerin trajedisi işlenir Kafka'nın Dönüşüm'ünde. Hepimizin başına gelen bir trajedi bu aslında: Hayatta kalmak için çalışmak zorundayız. Çalışmanın "zorunluluk" olduğu bir dünyada "özgürlüğe" yer olmadığı açık. Dönüşüm'ün satır aralarında köleliğin zincir sesleri duyulur. Aile kurumuna sonuna kadar bağlı olan, baba otoritesinden mustarip, borç batağına saplanmış bir karakterin; kendini bir sabah bir böceğe dönüşmüş olarak bulan Gregor Samsa'nın hazin hikâyesi, modern bireyin hikâyesiyle çakışır. Kapitalist toplumsal düzeneğin alelade bir karakteri olan Gregor Samsa özelinde, her gün aynı saatte uyanmak zorunda olan; akrep ve yelkovanın akışına bağlı olarak hareket eden bedenlerin hayatta kalmak için nasıl çırpındıkları anlatılır: "Tanrım," dedi Gregor kendi kendine, "ne kadar yorucu bir meslek seçmişim! Sürekli bir seyahat hali. Bu işin telaşı evde kendi işini yapmaktan çok daha büyük, ayrıca başımda bir de bu seyahat belası var: Bir sonraki tren bağlantısına yetişebilme endişesi, düzensiz ve kötü yemekler, sürekli değişen ve hiçbir zaman kalıcılaşmayan insan ilişkileri. Hepsi yerin dibine batsın!""Hepsi yerin dibine batsın"da olduğu gibi, dünyayı karşısına alan bir itiraz da vardır Gregor Samsa'nın sesinde, ama derhal sönüp silinecek, hatta komik duruma düşecek bir itirazdır bu...
5 mağazanın 418 ürününün ortalama fiyatı: ₺8,06
Kitabı Dinlebi İle Hemen Dinle
1 sa. 56 dk.
8.1
10 üzerinden
34,4bin Puan · 4681 İnceleme
Onur Göztepe
Dönüşüm'ü inceledi.
80 syf.
·
10/10 puan
"hayatta her insanın kendini gregor samsa gibi hissettiği zamanları olmuştur" kafka'nın sembolizmin ve soyut düşüncenin dibine vurduğu hikaye. fiziki bir değişiklikten yola çıkarak, belki de duygu dünyamızda bunun binlerce katı ters değişiklikleri ne kadarda doğal karşıladığımızı yüzümüze vurur. düşünülenin aksine değişen gregor samsa değil, ailesi ve çevresindekilerdir bana göre. yazarın tam olarak ne anlattığından çok sizin ne anladığınıza bağlı bir kitap.hayatınızın her döneminde, her her okuyuşunuzda, yeni bir şey bulursunuz içinde, hayatınızdaki her dönüm noktasında, ilkokuldan liseye, liseden üniversiteye, her dönemde bir şeyler katar bu kitap size. hep kendinizden bir parça bulursunuz. bir insanın böceğe dönüşmesiyle bir böceğin insana dönüşmesi arasındaki ayrımı düşündürür ilk başta. sistemin çarklarından biri olursan, yaşarsın. Ama özgürlüğünü, sistemin belirlediği sınırlar dahilinde yaşamak zorundasındır. eğer çarktan ayrılmayı seçersen asıl özgürlüğü yakalamışsın demektir. ama bu sefer de toplum tarafından dışlanırsın. insanlar, onlara yük olduğunu sana hissettirmekten kaçınmazlar. psikolojin dağılır, yalnızlaşırsın ve sonunda ölürsün. en acısı da, kimse pek üzülmemiştir ölümüne. kurtulmuşlardır senden çünkü… insanlara faydan dokunuyorsa onların herhangi bir ihtiyacını karşılıyorsan, sevilirsin, sayılırsın. eğer bir faydan dokunmuyorsa ve hatta zararın dokunuyorsa insanlar tarafından yavaş yavaş dışlanırsın. ilişki bu duruma geldiğinde artık onların umrunda olmuyorsun ve gözlerinde bir böcek olarak görünüyorsun sadece. bunu hayatınıza da uygulayabilirsiniz. siz insanlara iyilik yapsanız da bu iyiliği kestiğiniz vakit karşı tarafın takındığı tavrın bir anda nasıl değiştiğini görebilirsiniz rahatlıkla. iyilik artık mesuliyete dönüşür…
Dönüşüm
8.1/10
· 141,8bin okunma
OKUYACAKLARIMA EKLE
153
1.425
Kaan
Dönüşüm'ü inceledi.
80 syf.
·
1 günde
·
Beğendi
Hayat Bir Afyondur
"Gregor Samsa bir sabah huzursuz düşlerinden uyandığında kendini yatağında kocaman bir böceğe dönüşmüş buldu." Franz Kafka'nın en çok okunan eseri Dönüşüm, bu, son derece etkili cümle ile başlar. Kitap reyonlarında, Dönüşüm'ün ününden bihaber dolaşan bir okur, eminim onu eline alıp bu cümleyi okuduğunda şaşıracak ve bu hikayenin devamını merak edecektir. Bu açıdan ilk cümleler çok önemlidir, insana, bambaşka bir dünyanın kapılarının açılacağı hissini vererek, "hadi, ne duruyorsun, beni al ve hemen oku," diye seslenir. O halde, bu sese kulak verip, onun bize açtığı dünyanın kapısından birlikte girelim. Gregor Samsa, anne babası ve kız kardeşiyle birlikte yaşar. Pazarlama işindedir ve sıradan, göz önünde olmayan bir işi vardır. Evde çalışan tek kişidir ve haliyle evin geçimi onun eline bakmaktadır. İşinden memnun değildir ama maaşını alıp, bundan ailesine ihtiyaçları için paralar verdiği anlarda, onların gözünde gördüğü minnet duygusu onu mutlu edip hayata tutunmasına vesile olmaktadır. Ancak, bu da bir noktada alışkanlığın soğuk yüzünde donup kalmaktadır. Neticede Samsa, beş-altı sene daha bu işte çalışıp ailesinden ayrılmayı düşünmektedir. Bu ve benzeri düşüncelerin stresiyle yattığı bir gecenin sabahındaysa bir böcek olarak gözlerini açar. Bu sarsıcı başlangıçta, ilk dikkatimizi çeken nokta, Samsa'nın bu acayip durumuna odaklanmayıp, tüm dikkatini işine geç kalmasına vermesidir. Büyük bir endişe duymaktadır. Saate bakar, ardından aceleyle yatağından kalkmaya çalışır. Sanki kalkabilse işe bu halde gidebilecektir! Tam bir absürd durumla karşı karşıya olan okur şaşkındır ve saçma da olsa, Samsa'nın bir an önce yatağından kalkabilmesi için olduğu yerden "hadisene" demektedir. Bu esnada eve, iş yerinden bir yetkili gelir. Bu zamana dek bir gün bile işine geç gelmemiş Samsa, bir kat daha şaşırır ve daha çok telaşlanır. Burada, aslında modern iş hayatına etkili bir hiciv söz konusudur. Bu hayat tarzı bizleri, farkında olmasak da birer makine haline getirmektedir. Yaşadığından emin olduğunu ancak bir böceğe dönüştüğünde anlayabilen bir hale… Hatta böceğe dönüşmek bile farkına varmamıza yetmeyebilir, üstüne bir de iş yerinden rutine uymadığımızın bize bildirilmesi gerekmektedir. Ve bunlara karşın biz, kendimiz için değil, ancak bir dişlisi olabildiğimiz işin varlığında eksiklik yaratmamız nedeniyle rahatsızlık duymaktayız. Bizi, varlığımızdan koparan bu hayat, alışkanlık denilen afyonla bizleri uyuşturur. İşte, yaşama istenci, artık bu afyonun etkisinden kurtulmak için Samsa'yı böceğe dönüştürür. İkinci dikkat edilesi nokta, Böcek Samsa'nın kapıyı zorlayarak açmasıyla evin ahalisiyle yüz yüze geldiği anda, bunların verdikleri tepkilerdir. Anne utanç duyar, baba ise öfke. Zira, iş yerinden gelen yetkili de ortamdadır; yani hayatın karşısında Samsa, ailesini utanç içinde yalnız bırakmıştır. Ve bu yüzden öfkelerini üzerine çeker. Bu düzende kendin için bir şey yapamazsın, belki farkında bile değilsindir ama yine de sırf kendin için eylemde bulunamazsın aksi takdirde ailen bile seni dışlayacaktır. Öyle ki, ilk zamanlar Samsa'ya merhamet duyan ve onu besleyen, pisliğiyle ilgilenen kız kardeşi bile kitabın sonlarında ondan yüzünü çevirerek ondan kurtulmaları gerektiğine anne babasını ikna etmeye çalışır. Hikâyenin diğer yüzünde ise Franz Kafka'nın babasıyla olan ilişkisi bulunmaktadır. Kafka, özgüveni düşük, sessiz, fizik olarak da zayıf bir insandır. Babası ise tam tersi biridir. Kafka bu nedenle hayatı boyunca babasının gölgesini üzerinde hissederek ruhen ezilmiştir. Öyle ki, bağımsızlık için babasıyla hesaplaşacağı uzun bir mektup yazar ona ancak bu mektup hiçbir zaman babasına ulaşmaz. Ancak Kafka öldükten sonra "Babaya Mektup" adıyla yayımlanır. Zaten şu an bizlerin Kafka'yı tanımamız da onun yakın bir arkadaşının sayesindedir. Çünkü Kafka, bu arkadaşına, eserlerini kendisi öldükten sonra yakmasını söyler ama arkadaşı bunu yapmaz. Belki etik olmayan bu davranış sayesinde, bizler bugün bu büyük yazarın eserlerini okuyabilmekteyiz. Hikâyenin sonlarına doğru, kendisini attığı bir elmayla yaralayan baba, merhamete gelir. Bu da aslında Kafka'nın babasından hayatı boyunca beklediği olumlu bir yanıt olsa gerek. Samsa'nın dönüşümünde, hepimize mesajlar bulunmaktadır. Bundan dolayı bence tekrar tekrar okunacak bir eserdir. Pek çok geceler yatağa, sabah uyanmama dileğiyle yatarız, ama tam uykuya dalacakken, bu dileğimizi yaşama istencimiz, yaşayalım ama sabah olduğunda her şey bambaşka olsun şekline çevirir. Bu hayata bir şekilde tutunuruz, afyon bizi sarar ne kadar istemesek de, gerekirse bizleri birer böceğe bile dönüştürse. Ve hepimizin gölgesini üzerinde hissettiği kişiler, işler, olaylar veya coğrafyalar, kültürler, inanışlar bulunmaktadır. Bunlarla mücadele etmek hayli zor ve bunlardan kurtulmak ise elimizde, ama işte hayat, bizleri ayağımızdan sıkı sıkıya tutar. Biz ise bundan sıyrılmak için bazen oldukça absürd yollar denemeliyiz. Çünkü insanın yaşamı, Odysseus'un, Prometheus'un yoludur. Ya özgür olmak ya da hiç olmamak. Keyifli okumalar..
Dönüşüm
8.1/10
· 141,8bin okunma
OKUYACAKLARIMA EKLE
8
86
Yorgun demokrat
Dönüşüm'ü inceledi.
80 syf.
·
Beğendi
·
10/10 puan
Spoiler
Sistemin adını ağzına almadan sistemi bu denli güzel eleştirmek de Kafka'ya yakışırdı doğrusu. Bir böcek ne zaman ezilmez? Ayak altında dolaşmadıkça. İşte hikayenin baş kahramanı Gregor Samsa da böceğe dönüşmüş olarak uyandığında sistemi sorgulamaya ve önceden beri süren anlamsızlıkları kafasından geçirmeye başlamanın bedelini böyle ödüyor. Patronu, babası ve sistemin kendisi tarafından ezilen Samsa, ezilmek istemiyorsa kendi odasında tecrit edilmiş şekilde yaşamak zorunda kalıyor. Samsa, böceğe dönüşmüşken dahi ''Patronum ne der?'' korkusu yaşıyor. İşini kaybetme korkusunu ve ailesini yüz üstü bırakma endişesi, kendindeki bu büyük değişimin dahi önüne geçiyor. Kendisi hariç her şeye kafayı yoran insanoğlunun çaresizliği... Bu durum bir süre sonra değişiyor. Böceğe dönüşen Samsa aslında özgürleşiyor. Belki yardım almadan eşyaları değiştirip hareket alanını genişletemiyor ama çevresinde olan biteni daha iyi algılayabiliyor. Neden evde uzun zamandır keman çalınmadığını, çevresinin kendisinden uzaklaştığını, zor bir işte çalışıp sürekli erken kalktığını sorguluyor. Kitaptaki: 'Ah Tanrım,” diye düşündü, “nasıl da zahmetli bir meslek seçmişim! Her gün seyahat. İşin getirdiği gerginlikler dükkândakilerden çok daha fazla, bir de üstüne seyahat etmenin ezası, tren bağlantılarını dert edersin, düzensiz öğünler, kötü yemekler, sürekli değişen, hiç süreklilik kazanmayan, asla samimileşmeyen insan ilişkileri.'' pasajıyla da bunu anlayabiliyoruz. Peki değişen sadece o muydu yoksa çevresi de değişmiş miydi? Para kazanırken bir evlat olan Samsa, böceğe dönüşüp işe yaramaz birisi olunca artık ailesi tarafından dahi istenmiyor. Babası elma atarken artık evin yükü omuzlarına binen ablası ve annesi ondan uzaklaşıyor. Hatta yemek sırasında ''kiracılar sözleşmeyi fesheder ve para kaybederim'' korkusuyla babası, Samsa'yı kiracıları kadar bile önemsemiyor. Çünkü para, sevginin önüne geçiyor. Samsa'nın sesi de farklıdır artık. Çevresindekilerle aynı dili konuşmuyor. Onun odadan çıkmasına dahi müsaade edilmiyor. Çünkü gözden uzak olan gönülden de uzak olur. Aile, bu sistemin çarkının dönmesini sağlayan en küçük yapı birimi. Bunu da son bölümde kız kardeşi Grete'nin ne kadar güzelleştiğinin ve artık eş bulması gerektiğinin söylenmesi ile anlıyoruz. Samsa öldüğünde de ondan ''oğlumuz'' diye değil ''o'' diye bahsediyorlar. Kısacası 70-80 sayfaya sığan kocaman bir roman desek yanlış olmaz. Zweig'in ''Satranç'' kitabındaki Dr. B. ile bu kiraptaki Gregor Samsa'nın kaderi benzer. Dr B. psikolojik baskıyla yalnızlığa itilirken Samsa elma atma ve küfür gibi bir şiddet ile yalnızlığa itiliyor. Toplum yine farklı olanı sindirerek ayakta kalıyor. Ancak o öldüğünde huzurlu bir güne uyanıyor.
Dönüşüm
8.1/10
· 141,8bin okunma
OKUYACAKLARIMA EKLE
6
101