Çoğumuz, sırf zamanı geldi diye fazla iyi annenin ölmesine izin vermeyiz. Bu fazla iyi anne en canlı
enerjilerimizin ortaya çıkmasına izin vermiyor olabilir, ama onunla olmak o kadar güzel, o kadar rahatlatıcıdır ki onu neden bırakalım? Çoğu zaman kafamızın içinde bizi geri durmaya, tehlikeden uzak kalmaya özendiren sesler duyarız. Bu sesler șunları söyler: "Aa, böyle söyleme" ya da "Bunu yapamazsın" veya "Pekâlâ, böyle yaparsan kesinlikle benim evladım (dostum, arkadaşım) değilsin" ya da "Dışarısı tehlikeli" veya "Eğer bu sıcak yuvayı terk etmekte ısrarlıysan kim bilir başına neler gelir?" ya da "Sen de biliyorsun ki, sadece kendini küçük düşüreceksin" ya da çok daha sinsi bir șekilde "Riske giriyormuş gibi yap, ama gizliden gizliye burada benimle kal"
Çocuklara zeki dediğimiz an, fırsat verilirse ve
etik değerler gelişmediyse zeki olduklarını ispatlamak için etik dışı davranışlara yönelirler.
Çocuğu "zeki" diye etiketlediğimiz an, aynı zamanda "Zeki olmak önemlidir." mesajı veririz. Çocuk da kabul görmek için "zeki" görünmeye
çalışır.
Çocuk "zeki" olmayı kendi kimliğinin bir parçası
olarak görürse, kimliğinin devamlılığı için "zeki"
görünmek ister. Yoksa kimliği sekteye uğrar. Bu
da hayata adaptasyon ve ruh sağlığı açısından risk oluşturur.
Zeki diye etiketlenen çocuk, zeki olduğunu sadece diğer insanlara değil, kendine de ispatlamak ister.
Ailenin beklentisini karşılayamama korkusu, bir
çocukta her zaman kaygı ve utanç yaratır. Çocuğu "zeki" diye etiketlemek çocuğa beklenti yükler ve çocukta kaygı yaratır.
"Aşırı" yüksek aile beklentisi ve baskısı, çocukları
kopya çekmek, yalan söylemek gibi etik dışı davranışlara itebilir. Çocuğun etik değerleri zayıfsa bu davranışlar artabilir.
"Zeki" diye etiketlenen çocuklar başarısız olmamak için zor işlerden kaçarlar. Çabası övülen çocuklar ise mücadeleye ve zor problemleri seçmeye devam ederler.