Paralel

İnsan bazen taşların tuhaf gözleri olduğunu sanır. Bir heyke­lin baktığını, bir kulenin gözetlediğini, bir yapı cephesinin çevreyi seyrettiğini düşünür.
Sayfa 417 - İletişim Yayınları·Kitabı okudu
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Aptal bir cennette olmaktansa akıllı bir cehennemde olmak evladır.
Sayfa 414 - İletişim Yayınları·Kitabı okudu
Fırtına ne yaptığını hep bilmiştir.
Sayfa 414 - İletişim Yayınları·Kitabı okudu
Cimourdain sürdürdü: "Daha açık konuş. Ben rahatsız olmam." "Pekala. Zorunlu askerlik istiyorsunuz. Kime karşı? Başka in­sanlara. Ben ise istemiyorum. Ben barış istiyorum. Siz yoksulların yardımına koşmak istiyorsunuz, ben ise yoksulluğu ortadan kal­dırmak istiyorum. Siz adil vergi düzeni istiyorsunuz, ben bütün vergilere karşıyım. Kamu harcamalarının olabilecek en alt düzeye indirilmesini ve bu paranın da toplumsal artık değerle ödenmesi­ni istiyorum." "Bu ne demek?" "Şu demek: Önce asalaklığı ortadan kaldırın; papazların, yar­gıçların, askerlerin asalaklığını. Sonra elinizdeki serveti iyi değerlendirin. Gübreyi lağıma değil, tarlalara dökün. Toprakların dört­te üçü ekilmiyor. Fransa topraklarını bu durumdan kurtarın. İşe yaramayan otları temizleyin. Köy arazilerini paylaştırın. Herkesin toprağı, her toprağın da sahibi olsun. O zaman, verimin nasıl yüz kat artacağını göreceksiniz. Fransa bugün köylüsüne yılda ancak dört gün et verebiliyor. Oysa tarım tekniğini iyileştirirseniz üç yüz milyon insan, bütün Avrupa doyar. Doğayı, bu hep ihmal edilen yardımcı gücü kullanın, ondan yararlanın. Esen her rüzgarı, akan her suyu, hareket yaratacak her şeyi değerlendirin. Yer kabuğunun altında muazzam bir akarsu ağı var. Bu ağın içinde, sular, yağları ateşler akıp gidiyor. Delin toprağın damarını; çeşmeleriniz için su, lambalarınız için yağ, ocaklarınız için ateş fışkırtın. Dalgaların hareketini, gel-gitleri gözünüzün önüne getirin. Nedir ki okyanus? Yitirilen devasa bir güç. Kara ne kadar budala ki, denizden yarar­lanmayı bilmiyor! “
Sayfa 411 - İletişim Yayınları·Kitabı okudu
Yemek sırasında Gauvain yiyor, Cimourdain ise sürekli su içi­yordu. Bu, birinin sükunetinin, ötekinin ise yanan yüreğinin be­lirtisiydi.
Sayfa 409 - İletişim Yayınları·Kitabı okudu