vücudun ruha ihanet etmediği anlar pek azdır. Ne çok ister insan büyük kederlerin ardından ölüp gitmeyi de, başaramaz. Ruh, başına kara bir hale takarak göğe yükselmek için çırpınır; ama vücut dünyalıdır; yer, içer, yaşar.
Başka hiç kimsenin görmediği şeyleri görüyorsun; seni memnun etmek imkansız. Öte yandan, apaçık ortada olan şeyleri hiç görmüyorsun. Sen böylesin işte, Dodo.
Birbirine kardeşçe sarılmış ağaçlar, derin ovalar, bitki örtüsü; bütün bunlar doğanın insana verdiği ölümsüz öğüdün saflığını taşıyordu. Ve bunların ortasında insanın o dehşet verici pisliği vardı. Kale ile darağacı, savaş ve ceza, kanlı çağla kanlı anın iki simgesi, geçmişin baykuşuyla geleceğin yarasası bütün bunların ortasında öylece dikilip duruyordu. O gizemli doğa çiçekleri ve kokularıyla Tourgue'u ve giyotini aydınlatıyor ve sanki şöyle diyordu insana: Bir benim yaptığıma bakın, bir de kendi yaptığınıza!