Herkese merhaba
Hayat öyle garip bir yolculuktur ki birbirinden farklı hikayeleri barındırır içinde. Bazı hikayeleri dinlerken yüzündeki gülümsemeye engel olmazken bazı hikayelerde ise kendi benliğinin farkına varır toplumun baskısını bir kenara bırakıp senden istenileni değil de yapmak istediğine odaklanıp kendi yolunu kendin çizersin zor da olsa...
Bazı hikayelerde de kalp ağrısı o kadar fazla ve ağırdır ki, kalabalıklar içinde yalnız kalmış yoksulluktan ziyade yoksunluktan kolu kanadı kırılmış bir kızın çırpınışlarına şahit olursun.
Ve bazı hikayeler de öyle derindir ki karakterin acısını, çaresizliğini ve yalnızlığını hissetmemek mümkün değildir okurken boğazın düğüm düğüm olur ne ağlayabilirsin ne de konuşabilirsin, sanki üzerine karabasan çökmüş gibi nefessiz kalırsın, sesin duyulsun istersin ama kimse seni duymaz yada işlerine gelmediği için bilerek kulaklarını tıkarlar...
Tıpkı Takuni, Ali, Nurhayat, Meryem ve Cemil gibi... Hayat karmaşasının içinde görünmez olursun. Oysa insan olmak, insan gibi davranmak çok da zor olmamalı değil mi?
Takuni'nin tek istediği sevilmekti dinini, dilini ve kim olduğu sorgulanmadan anlayış görmek ve sevilmek
Keza Ali de öyle tek istediği birazcık sevgiydi, babası ve abisini kaybettikten sonra annesi ile yaşama tutunmaya çalışırken yüzündeki tebessüme karşılık vermek, masumluğuna bakıp sıkıca sarılmak ve saçlarını okşamak... Bir yetimin yüzünü güldürmek çok da zor olmamalıydı
Hele Meryem ah yavrum benim acıya öyle alışmış ki canının yanmasını bile umursamaz hale gelmiş, genç yaşında ruhunda açılan yaralar kalbini param parça etmiş ama hala içinde titrek bir alev gibi yanan umut ışığına tutunmaktan da hiç vazgeçmemişti...
Birşeylere uzak, hayatın içinden gelen birbirinden farklı ve hüzünlü on tane öykünün yer aldığı etkisinden