Peki ne zaman başladık kendimize güvenmemeye? Ne zaman malumatfuruş (ya da cahil), cazibesiz, sakar, beceriksiz olduk? Ya da gerçekten öyle miyiz? Bize biriler, "Bir şeyler eksik" dediği için mi öyle hissediyoruz, yoksa bir şeylerin eksik olduğunu çoktandır hissettiğimiz için mi bize "Bir şeyler eksik" diyor başkaları.
Katiller, deliler, bir baltaya sap olamayanlar ya da "canki"ler bizden çok farklı insanlar değil. Onları "kader kurbanları", "akıl hastaları", "kaybedenler", ya da madde bağımlıları gibi kibar adlar takarak ehlileştirmeye çabalamamız tam da bu yüzden, onlara baktığımızda kendimizi, benliğimizin bir veçhesini görmemizden. Hepimiz aynı umutsuzluğun kurbanlarıyız, aramızdaki akrabalık da buradan geliyor.