kadını üniversiteye, devlet dairelerine kabul ederek özgür kılıyorlar, ama ona yine bir zevk nesnesi olarak bakıyorlar. Halihazırda yaptığımız gibi kendisine bu şekilde bakmayı öğretirseniz kadın hep ilkel bir yaratık olarak kalacaktır. ya da aşağılık doktorların yardımıyla gebe kalmamaya çalışacak, yani hayvan derecesinde bile değil, bir eşya derecesine kadar düşen tam bir fahişe ya da çoğu vakadaki gibi manevi bir gelişim olanağından yoksun, ruhen hasta, isterik, mutsuz bir insan olacaktır. lise ve üniversite bunu değiştiremez. bu ancak erkeklerin kadınlara ve kadınların kendilerine bakışını değişmesi ile mümkün olabilir. bu durum kadınlar insanın en yüce hali olan bakireliği şimdiki gibi büyük bir utanç, bir yüz karası saymayı bıraktığında değişecektir ancak. bu gerçekleşmedikçe eğitimi ne olursa olsun her genç kızın ideali, seçme imkanı olsun diye mümkün olduğunca fazla erkeği kendisine çekmek olacaktır. bir kızın matematikten daha çok anlamasına, bir diğerinin güzel harp çalabilmesine gelince, bunlar hiçbir şeyi değiştirmez. kadın, bir erkeği büyülediği zaman mutlu olur ve istediği her şeyi elde eder. dolayısıyla kadının başlıca ödevi bir erkeğin başını döndürebilmektir. böyle olmuştur, bundan sonra da böyle olacaktır. dünyamızda bir genç kızın yaşamı böyledir, evlilikte de böyle devam eder. genç kızlıkta seçim yapabilmek için gereklidir, evlilikte ise kocaya söz geçebilmek için.