Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
gözleri bulut rengindeydi, yok, melekût rengindeydi, atmosfer, kurşuni ilksizlik sabahı rengindeydi, ruh... rengindeydi. ha! Anladım; gözleri tümüyle ruh rengindeydi, ruh ne renktedir? ruh mu? bilmeyecek ne var?
ruh tümden ne renktedir, ne renktedir... onun gözleri rengindedir.
buğu ne renktedir? onun gözleri renginde değil midir? gözleriyle düş kuruyor, gözleriyle düşünüyor gibiydi, gözlerinin bir yerler gördüğünü sanmıyorum.
"İçimde Marx ile Muhammed savaş halinde" diyen bir öğrencisine "Müslüman olamıyorsanız marksist olunuz" dediğini okumam üzerine ilgimi çekmiş yazarın kitabıdır.
"Ben bir tanrıya inanmıyorum ama inansaydım eğer bu Şeriati'nin tanrısı olurdu" der- Jean Paul Sartre bu yazarı anarak.
Yok benim dilim buna dönmüyor kitabı okuyanlar beni anlayabilir. Kolay kolay kritiği yapılacak bir kitap değil..
Kendine ait bir üslubu vardır, coşturucu bir dil, sürükleyici bir anlatım, çözümleyici bir mantık, geniş bir bilgi dağarcığı, hitabet, samimiyet...
Üzerine kitap yazılacak bir kitaptır* dersem mübalağa etmiş olur muyum bilmiyorum.
Ali Şeriati 'nin farklı yönünü ortaya koyan çok önemli bir kitaptır. Hatta Şeriati o kitabı yazarken bazı kavramları ve kelimeleri kendi oluşturmuş çevirilerde çoğunun manası bulunamadığı için o bölümler atlanmıştır. Bir çok Şeriati kitabı gibi yıkıcı etkisi vardır sanırım Kevir de etki daha sakin ve derinden... Kitabın en önemli kısmı galiba sevgi ve aşkı kıyasladığı bölümdür. Kitabın en çarpıcı cümleleri ise " aşk tat aramaktır. Oysa sevgi sığınak aramaktır. Aşk, aç bir düşkünün yemek yiyişidir. Oysa sevgi, yabancı bir ülkede dildaş bulmaktır."
Kitabın başlarında bir yerinde "felsefe yapmak istemiyorum. başka bir işim var." der ve kitabın amacını özetler, insanı da kendinden geçirir.
Üç yıl sonra bugün tekrar okudum.
Kitabın yazılışından yüz yıl sonra bu kadar popüler olması ve çok satılması birçok yazarın da dikkatini çekmiş ve çoğu bunu okurların birbirini kışkırtarak bir modaya dönüşmesi ,sosyal medya etkisi ve kahve yanı kitap fotoğraflarının özendiriciliği olarak yorumluyor.
Bana göre sebepler içinde en kuvvetli olan popüler yazında şu an yerlere göklere sığdırılamayan tutunamayan-kaybeden, sinik, naif, kendi kabuğunda yaşayan, hüzünlü antikahraman tipinin en erken örneklerinden birinin Raif efendi olmasıdır.
Kendi adıma birçok kişinin de dediği gibi kitabın ilk bölümünü Dostoyevski okurmuş gibi hissederek,ikinci kısmı ise gayet güzel bir roman olarak okumuştum .
Populerliğine kendi adıma üzülsem de, bunun iyi birşey olduğunu düşünüyorum . Sabahattin ali gibi çok değerli bir yazarın bilinirliğini arttırmıştır.