Varoluşsal sıkıntıları, insanın en temel dertlerini bu denli akıcı yazmak gerçek bir edebiyatçının kaleminden çıkar anca.
Kitabı depresif zamanında okuma dediler bana hep, kötü etkilenirsin dediler. Aksine bu kitabın en kötü dediğimiz anda okunması taraftarıyım. Çünkü insanı sarsıp kendine getirecek, yahu ben ne halt ediyorum hayatımla dedirtecek muazzam bir eser.
Umudun insanlık için ortaya atılan en kötü kavram olduğunu bir kere daha hatırlattı bu kitap bana. Yarına uyanmak için elbet ki bir sebep gerekir, bu muhakkaktır. Lakin bunu ifade etme şekli olarak 'umut' kelimesini kullanmak büyük bir hatadır kanımca. Biraz okumuş, kendince fikirler üreten, işleyen bir kafa yarına umutla bakmaz, yarınını inşa edecek eylemi planlar. Hepimiz hayal dünyamızda yaşayamayacak kadar fiziksel bir evrendeyiz. Bu evrende hayatta kalmak için analitik düşünmek gerekir, hayallere kapılmak değil.
Kitabı okurken hep bu düşünceleri geçirdim aklımdan. 200 küsür sayfa kitaptan sayfalarca analiz çıkarmak istedim. İnsanı düşündürmeye iten bu kitapları çok seviyorum.