Bursa Çelik Palas Oteline gitmişlerdi. Otelde o sırada milletvekilleri de bulunuyordu. Hilmi Oflaz sessizce Necip Fazılı takip etti. Adını söylemeyince Üstad onu takdim etmenin lüzumunu duydu. Sağ eli de Hilmi Oflazın omuzundaydı: Fare tıkırtısından ürkecek kadar hassas; kralları önünde eğecek kadar gözü kara, irade sahibi; aslanların önüne çırılçıplak atlayacak kadar cesur aziz dostum işportacı Hilmi.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Evet, "Bir ölür, bin diriliriz." Ama bir ölenimizi de unutamayız. Süleyman'ın maddi varlığı sona ermiştir, manasını elbette yaşatacağız. Şehit Süleyman'ın ruhu, Türk Milliyetçiliğinin zafer bayrağı göndere çekilmediği sürece, hepimize kırgın kalacaktır. Bunu hiç unutmamalıyız!
Siyaset merdiveni basamak basamaktır. Bir basamaktan diğerine çıkmak bilgimize, tecrübemize, eğer olmazsa, üçkağıtçılığımıza yeni bir şeyler katmakla mümkündür. Haysiyetimizi lekelemekten hoşlanmıyorsak, bilgimizi ve tecrübemizi arttırmanın zahmetine katlanmalıyız. Merdivenin birinci basamağına henüz alışmadan sonuncusuna sıçramak hırsı, bacaklarımızı kırmaktan başka hiçbir sonuç vermez.
İnsanların iyiliğine, devlet adamlarının millete hizmetten gayrı hiçbir endişeleri olamayacağına, zaferi daima hakkın kazanacağına, doğruluğun mutlaka mükafatlandırılıcağına, fenalığın daima cezasını göreceğine inanmak ne ile mümkündür? Yalnız ve yalnız, cahillikle mümkündür. Şu halde saadet kapısının anahtarını ilan edebiliriz: Cahillik!