"Üç kuşak vardır daima: Birinci, Tanrı'yı bulur; ikinci, Tanrı'nın üstüne daracık tapınaklar kurar ve onu zincire vurur; yoksul düşen üçüncüyse, kendi zavallı kulübeciklerini kurmak için taşlar taşır Tanrı'nın evinden. Derken, Tanrı'yı yeniden araması gereken gelir."
Uzun süre kalemi bir silah gibi kullandım, ama şimdi köksüzlüğümüzü biliyorum. Bu durum, yazmamı engellemiyor; kitap yazmaya devam edeceğim çünkü başka bir şey yapmayı bilmiyorum. Ama artık edebiyatın bir kurtuluş olduğuna inanmıyorum
hatta kendi aralarında bu konuyla ilgili şaka geliştirmişler: "Rus kızı votka gibidir" diyorlarmış, "tek başına içilir, hiçbir şey istemez ama Türk kızı rakı gibidir. Yanında meze ister, peynir ister, kavun ister, ister oğlu ister."