Puan vermedi·416 syf.··
Beğendi
·
2024 243. kitabı
Lizbon Treni: Kayıp Bir Gizin Belirtisi Pascal Mercier’nin Lizbon’a Gece Treni romanı, bir trenin karanlık bir gecede raylara dokunan metal sesi kadar sakin, ama bir insanın ruhuna çarpan yankısı kadar derin.. Eser, kendini kaybederken bulunmanın, varlığın durgun bakışla tanımlandığı o içsel boşluğun hikayesini anımsatır. İnsan bazen kendi hayatının ortasında, kendi eylemlerine ve düşüncelerine yabancılaşır; sanki yaşamın bize düşen küçük bir bölümünü yaşıyor, geri kalan koca kısmı karanlığa gömülü bırakıyoruzdur. O karanlığa eğildiğimizde ise içimizde bir soru belirir böylece: “Bütün bu olup bitenin neresindeyim?” Roman, bu sorunun genişleyen yankısına değinir. Düşünce ve eylemin bir bütün olduğunu, insanın kendini yalnızca düşünerek kısıtlamadığı, kararlarıyla, kaçışlarıyla rastlantıya verdiği küçük teslimiyetlerle inşa ettiği ve fısıldayan bir değim hali ile anımsar. Yaşamın yönünü değiştiren anlar genelde sessizdir; bir istasyondaki sıradan bir kalabalığın içinde alınan bir karar hali gibidir. İşte Gregorius’un rastgele bir anda trene binmesi, kaderin tesadüf maskesiyle insanın omzuna dokunduğu andır. Bu dokunuşun melankolik ağırlığı, romanın bütün satırlarında duyulur. Lizbon burada yalnızca bir şehirden ibaret olmaktan çıkar. Böylelikle bilinmeyenin felsefi gölgesini duyumsar. Durgun bir şafak kızıllığıyla örtülü, geçmişin izlerini ve geleceğin belirsizliğini aynı anda taşıyan bir mekan.. Şehrin sokakları bir veda dile gelir; insanın kendine veda edişi gibi. Çünkü bir yeri terk ettiğimizde mutlaka bir kısmımız orada kalır ve yıllar sonra geri döndüğümüzde bu giz dolu anlar, gölgeler arasında bizi bekler iken, bir kasvet vurgusu ile yaşar. Lizbon’a yapılan yolculuk bu yüzden aslında ruhumuza yapılan bir yolculuktur; yalnızlığın, arayışın, içsel sorgunun karanlık
1000Kitap
Lizbon'a Gece TreniPascal Mercier · Sia Yayınevi · 20212,201 okunma
Kalbin öyle gerekçeleri vardır ki akıl bundan bir haberdir.
10/10
·68 syf.··
2025 25. kitabı
1000Kitap platformundaki ilk incelememe; roman okumayı sevmeyen beni 3-4 saatliğine esareti altına alan, kimi zaman heyecandan -bazı anlarda kalp atış hızınız cidden roman karakteriyle birlikte artıyor- okumaya 5 dakika sigara molası vererek bitirdiğim bu eserle başlamak istedim. Kitap, ismi bilinmeyen musahhar bir hanımefendinin, ömür boyu kendine yük edindiği karşılıksız kalan aşkını daha fazla intizar edemeyip itiraf etmesini konu alır. Söz konusu hanımefendi, artık omuzlarına ve ruhuna bu yük ağır geldiği için -tam bu noktada kitap çok fazla eleştiri almıştır, yeri gelince değineceğim- aşkını, onu görmezden gelen o kişiye anlatmaya başlar. Burda sorumluluğu karşı tarafa atmak ister artık bir nevi ilk ve son kez haykırışın sesidir bu mektup -burda Ahmet Haşim’in kaleminden çıkan şu sözleri kullanmasan olmaz diyerekten eklemek istiyorum müsadenizle: “uçmakta bu âteşli havâda vuslat demi bir kuş gibi bî-tâb...”-.Roman bir kadının karşılıksız aşkını anlatsa da eminim ki çoğu erkek okur da kendini karakterle özdeşleştirecektir. (Eğer karakterin yaşadığı bu duyguyu yakın görmediyseniz, henüz aşık olmamışsınızdır diye de radikal bir görüş bırakıyorum buraya.) Kitabı okurken hanımefendinin ile kurulan bu bağ, aslında onun samimiyetinden değil, kurduğu cümlelerde sizlerden bir parça olmasındandır. Kadının her feryadı ile inhisarı ilan etmesi yüzünden beyninizde çakan ani bir şimşekle eski anılara bir pencere açıyorsunuz. Fakat dikkat edin; anılarınıza yaptığınız yolculukta parmak uçlarınızda yürüyün, hatıralar uyanmasın. Aslında kadının içinde herkesten (aşkla tutuşan gönüllerden) biraz var. Kimisi yarım kalmıştır, kimisi hiç söylememiştir, kimisi yıllardır sevdiceğini canmânası olarak görmesiyle kadına benzer. Okurken kadına hiç kızmadım -eleştirmenler bu yüzden puan
İnsan ve Duygular
Bilinmeyen Bir Kadının MektubuStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2022266,9bin okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Sevmekten Öte Bir Ben...
Puan vermedi·200 syf.··
2025 31. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 29 Kasım 2025 23:01
Sevmek bir sanat mıdır? Bu sanatın inceliklerini öğrenmek ve ustalaşmak mümkün müdür? Belki de işe, önce kendimizi severek başlamalıyız. Ama ondan çok önce, çok daha vahim bir gerçeğin farkına varmalıyız: Bu tüketim çağında hâlâ hayatta olduğumuzu anlamak. Aynı fabrikadan çıkmış bedenler, aynı sözleri ezberleyen beyinler, aynı duyguları paylaşan ruhlar, aynı fikirleri savunan zihinler… Ayrı olmanın getirdiği yalnızlık ve acıyla yüzleşmemek için harcanan çabalar, bizi robotlaştırmak için mi? Kendimizi dinsel törenlere veya anlık hazlara bağlayarak bütünleşme ihtiyacımızı karşılamaya çalışıyoruz. Birinde, belki de hiçbir zaman ulaşamayacağımız yüce bir varlıktan medet umarak, sevmek yerine köle olmayı seçiyoruz. Diğerinde ise hazlarla bedenimizi oyalarken, ruhumuzu gerçek sevgiyle beslemekten kaçıyoruz. Kaçıyoruz; nefesimiz kesilene, saçlarımıza zamanın akları düşene, düşlerimiz silinene dek. Birçoğumuz hayatı boyunca sevilmek için çabalıyor. Bedenine iyi bakıyor, güzel kıyafetler giyiyor, kitaplar okuyor… Ama ayna karşısına geçtiğinde, sadece pazarlanmak için hazırlanmış bir paket görüyor. Çevresindeki insanlar içinden de sevmek istediği en iyi paketi seçmek istiyor. Asıl benliğimizin arkasından attığımız çığlıklara kulak verseydik, belki de duyacağımız cümle şuydu: “Sevmek ne demek? Gerçekten sevmeyi biliyor muyum?” Bu sorular bize güzel bir başlangıç verecek: Sevmeye, yalnızlığımızı gidermek için değil, kendimizi sevdiğimiz için başlayacağız. Tek bir kişide tüm insanlığın izini bulacağız; orada insan olmanın asıl güzelliğini göreceğiz. Sabredecek, dikkat edecek, yoğunlaşacak ve emek vereceğiz. Bütün bunların içinde kendimize tutunacağız. Artık anne ya da baba aramayacak, zihnimizde birer anne veya baba yaratmayacağız. Çünkü aradığımız asıl şeyle, yarattığımız asıl
Edebiyat
Sevme SanatıErich Fromm · Say Yayınları · 20227,9bin okunma
Bazı karakterleri öldürmek istediğim o kitap
7/10
·382 syf.··
2025 123. kitabı
Satranç dahisi fakir kızımız ve bir satranç şampiyonunun ilk görüşte aşık olması uzerine güzel bir kitap. Yani burada nefretten aşka, asık suratlı adam neşeli kız gibi bir klişe yok. Daha sakin ve sıradan ilerleyen bir kitap. Cok büyük sırlar ya da çok büyük kırılmalar da yok. Peki bu kitabı güzel yapan ne? Benim açımdan bir acmazin içinde yaşayan, kendini suçlayan, her şeyi doğru yapmaya çalışırken kendisini yavaş yavaş öldüren bir karakteri okumak çekiciydi. Satranç maçlarındaki heyecan güzel aktarilmislardi. Özellikle ana karakterin iç cekismelerini güzel anlatmıştı. Öte yandan erkek karakter ile kadın karakter arasındaki bağ güzel anlatilmisti. Ergenlik doneminde ünlü bir dahi olmanın yan etkileri çok güzel anlatilmisti. Begenmedigim kısma gelince. Dikkat spoiler Kız kardeşleri, özellikle büyük olan tam bir deccaldi. Biri tercihen annesi kızın ağzına bir tokat çaksa her şey duzelirdi. Yani bir abla her şeyi bırakmış sizi hayatta tutmaya çalışıyor. Yok patenim, yok saçım, yok sen annem değilsin. Aptal ergen kalk çalış o zaman anan hasta odasından çıkamıyor ablan sana bakmak icin uğraşıyor. Gelelim anneye. Hanım hanım madem anne sensin git çocukların başında dur. Hadi hastasın o zaman deccal yavrularını durdur. Ablalarina bu ne biçim davranış. Çocuk değil baş belası dogurmussun.
2025 Okuma Raporları
Şah ve MatAli Hazelwood · Nemesis Kitap · 2025431 okunma
6/10
·416 syf.··
2025 6. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 03 Aralık 2025 14:00
Lizbon’a Gece Treni’ni okurken ilk dikkatimi çeken şey, kitabın konusunun kesinlikle klişe olmamasıydı. Hatta oldukça farklı ve biraz da marjinal bir hikâyesi var. Bu özgünlük beni başlangıçta gerçekten motive etti ve merakla okumaya devam etmemi sağladı. Kitapta en çok hoşuma giden ve beni en çok içine çeken kısımlar ise Prado’nun kitabındanki alıntı kısımları oldu. Bu bölümler hem daha duygusal hem de daha anlamlıydı. Hatta kitabı bitirmemdeki en büyük etken bu notlar oldu. Benim için en büyük problem, romanda geçen çok fazla yabancı isim olmasıydı. Karakterleri akılda tutmak zorlaştığı için sık sık “Bu kimdi?” diye geri dönmek zorunda kaldım. Bu da hikâyeyi yer yer kopuk bir hale getirdi. Genel olarak, konusu çok ilginç ve özgün olsa da, uzunluğu ve karakter karmaşası yüzünden beni tam anlamıyla içine çekemeyen bir okuma deneyimi yaşadım. Bu kitabı, popüler diye okuyup anlam veremediğim diğer kitaplarım gibi rafa kaldırdım. Beklentimi karşılamadı…
Lizbon'a Gece TreniPascal Mercier · Sia Yayınevi · 20212,201 okunma
Puan vermedi·416 syf.··
Beğendi
·
2025 113. kitabı
Selam Her buluşmamızda #lizbonagecetreni ni okusana diyen arkadaşımla buluşmaya giderken kitabı alıp gitmiştim. Malum #istanbul trafiğinde onu beklerken de kafede bayağı okumuş bitirmek için Ankara'ya getirmiştim. #ilknurözdemir çevirisiyle okuduğum #pascalmercier kaleminden işaretlediğim alıntılarım: "Biz insanlar için çok büyük olan şeyler vardır: Acı, yalnızlık ve ölüm, ama güzellik de, görkem de mutluluk da." " Zamanı boşa harcama, işe yarar bir şey yap." "Hayal kırıklığının kötü olduğu söylenir. Düşüncesizce varılmış bir önyargı." "Merak duymadan, soru sormadan, kuşkulanıp tartışmadan nasıl mutlu oluruz? Düşünmenin keyfine varmadan?" Rutinleri içerisinde yaşamını idame ettiren antik diller öğretmeni Gregorius, tesadüfen karşılaştığı Portekizli bir kadının etkisiyle ve eline geçen kitabın tetiklemesiyle Lizbon'a giden gece trenine biner. Aslında bu yolculuk onun kendi içine giden bir yoldur ve kendini keşfidir. Kimlik, yalnızlık, yaşam, ölüm, arkadaşlık ve dilin insan yaşamındaki ehemmiyetini de sorgulatan cümlelerle örülü kitap. En çok da yaşam boyu yaptığımız tercihlerle ilgili bir kurgu. Konfor alanının güvenine karşı potansiyelin keşfi. .. Sanıyorum ki ben bu tarz çok #kitap okuduğum için bana yeterli gelmedi kitaptaki felsefi derinlik ve sorgulamalar. Çok ilginç bir şekilde de Ferrarisini Satan Bilge'yi anımsadım durdum. Evet o daha metaforikti, mesaj odaklıydı, edebi değildi ve didaktikti bu kitaba göre ama ne bileyim : ) Zihin bu, "çağrışım yapma!" diyemiyorsun :) Cesaret noktasında aklım o kitaba kaydı sürekli... Öyle işte
Lizbon'a Gece TreniPascal Mercier · Sia Yayınevi · 20212,201 okunma