Müziğin varoluş nedeni sözün söyleyemediği şeyi söylemek. Dünyanın bütün sabahları bir viyolanın tellerinde saklı. Kısa, yalın anlatımlı, duygulu bir kitaptı keyifle okudum.
2007 çizgi roman eleştirmenler ödülü alan ‘’Küçük Irmaklar’’, Fransız yazar ve çizgi romancı Pascal Rabeta’nın eseri.
Sakin ve monoton bir hayat süren iki yaşlı arkadaşın yani Edmond ve Emilie’nin yaşamlarına göz atıyoruz. İleri yaşın getirdiği yalnızlık duygusu, fiziksel sağlık problemlerinin yanında genelde önemsenmeyen ‘cinsellik’ durumunu çok güzel işlemiş yazar. Evet, yaşlı insanların da cinsel hayatı var (öğrencilik zamanı kadın doğumda anamnez alırken sormak zorunda olduğumuz – disparoni, yani ağrılı cinsel ilişki – sorusuna verilen yanıtların çokluğu aklıma geldi birden.. ). Kitabın en sevdiğim tarafı da buydu. Yaşlı bireylerin tombiş-aseksüel-yavaş hareketli karikatürize edilmesine zıt daha gerçekçi bir eser. Ona göre tavsiye ederim.
Küçük IrmaklarPascal Rabaté · Karakarga yayınları · 2019189 okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
GRAZIELLA
(Roman)
Alphonse de Lamartine
1790–1869 yılları arasında yaşamış Fransız yazar, şair ve siyasetçi Alphonse Marie Louise Prat de Lamartine (kısaca Lamartine) tarafından yazılmış bir romandır.
Eser, yazarın henüz genç yaşta (yaklaşık 18 yaşındayken) İtalya’ya yaptığı bir gezi sırasında tanıştığı ve hayatı boyunca unutamadığı bir balıkçı kızı Graziella ile yaşadığı umutsuz aşk üzerine kuruludur.
Lamartine, soylu bir aileye mensuptur. Bir arkadaşıyla birlikte kiraladıkları balıkçı teknesiyle denize açılırlar. Ancak fırtına çıkar ve tekneleri devrilir. Boğulmaktan son anda kurtularak kıyıya ulaşırlar. Onları kurtaran balıkçı da oğluyla birlikte aynı adada yaşamaktadır.
Bu balıkçı ailesi, geçmişte soylu kökenlere sahipken, zamanla yoksullaşmış ve Procida Adası’na yerleşmiştir. Şimdi ise sade bir hayat sürmektedirler.
Misafirlerini evlerine götürürler. Eve vardıklarında onları Graziella karşılar.
Graziella; güzel, diri, saf ve doğayla iç içe büyümüş bir genç kızdır.
Doğallığı onun hem davranışlarına hem de duygularına yansımıştır.
Toplumun yapay kurallarını bilmez; hissettiklerini açıkça dile getiren, içten bir insandır.
Lamartine ise aynı saflıkta değildir. Graziella’dan etkilenir ama duygularını tam olarak “aşk” olarak tanımlayamaz.
Bir gün Graziella’nın babası, kızını nispeten zengin ama sevimsiz bir adamla evlendirmek ister.
Graziella o anda kalbinin sesini duyar ve Lamartine’ye saf bir aşkla bağlandığını fark eder.
Ancak karşılık bulamaz. Yıkılır.
Lamartine’nin ilgisini çekmek için modern kıyafetler giyip değişmeye çalışır.
Fakat Lamartine, Graziella’nın bu doğallığını kaybetmesinden rahatsız olur.
Bunu Graziella yanlış anlar ve kendisini sevilmemiş, hatta aşağılanmış hisseder.
Bunun üzerine babasının istediği kişiyle nişanlanmayı kabul eder.
Ancak aynı
GraziellaAlphonse de Lamartine · Babıali Kültür Yayıncılığı · 2007485 okunma
Kitap ilk sayfadan sizi yakalıyor.Akıcı,net ve anlaşılır Türkçeyle keyif veriyor.Sıkılmıyorsunuz.Platon,Aristotales, Schopenhauer, Nietzsche,Pascal,Freud,Montaigne,Kant gibi düşünürlerin fikirlerini konu konu kitaba serpiştirmiş.En sevdiğim cümlesi “Ahlak,sevginin taklididir”.Sevgi ve ahlak üzerinde durmuştur.Sevginin olduğu yerde ahlaka gerek yoktur.Sevginin olmadığı yerde ahlak var olmuştur.İnsan her şeyi ve herkesi sevemez bu yüzden ağır bir yük altındadır.O yüzden o sevemediklerini seviyormuş gibi yapmak zorunda kalır işte bu duruma ahlak denir.Komşunuzu sevemediğinzde seviyormuş gibi yapmanız ahlaktır.Bunu da yapamazsanız barbar olursunuz.Her şeyi gerçekten severseniz de aziz olursunuz.
Kitabın son çeyreğine doğru Simone Weil’den çok beslenmiş ve etkilendiğini çok açık belirtmiş.Yazar ateist olmasına rağmen son çeyrekte inançlı bir kaleme bürünmüş.Her şeh tanrıdandır ve her şeyin en mükemmeli tanrıdır söylemleri biraz sıkıcı malesef.
Tanrı,sevgidir düşüncemden sonra şimdilerde Tanrı,akıldır dediğim bir hayat yaşıyorum.Her şeyin özü insanın aklıdır.Tanrı ,insan aklının icadıdır.Akıl ve insan evrimleşmeye devam etmekte,şuanki evrimleşme sürecinde her şeye hakim değil ve bilmiyoruz ve her zaman bir şeyleri bilmeyeceğiz.Bilmiyor oluşumuz ve belirsizliğin getirdiği korku bize tanrıyı yarattırdı.Hatırlamadığımız bir alemden geldik,Görüp,öğrendiğimiz ve yaşamakta olduğumuz bir alemdeyiz.Bundan sonrası bilmediğimiz bir alem veya yokluk.
Tüm güzel okurlara sevgiler saygılar…Sevgiyle,sağlıcakla kalın.
“Masum ve zayıf olanlar her zaman kötü ve güçlülerin elinden acı çekecek.”
Herkese Merhaba
2005 Courier Mail Çocuk kitabı ödülü
2005 CBC Yılın Çocuk kitabı ödüllerine sahip bu kitap gerçekten bütün ödülleri hak eder,çok güzeldi çok
Kitabımız her ne kadar çocuk kitabı olsada bence yetişkinler de okumalı diye düşünüyorum.
Savaştan kaçan bir asker, gözleri görmüyor ve evine gitmek için çareler ararken Marcelle ve Coco adında iki küçük kızla tanışıyor.
Kızlar her gün ormana askerin yanına gelmeye başlıyorlar ve gelirkende askere yiyecek bişeyler getirmeyi ihmal etmiyorlar
Kızlar her gün askerden baş karakterin eşek olduğu birbirinden güzel hikayeler dinliyorlar
Ayrıca askerin elinde gümüş bir eşek var ve Coco bu eşeği çok seviyor. Eşeğin askere uğur getirdiğini öğreniyorlar.
Askerin kardeşinin hasta olduğunu ve evine gitmesi gerektiğini öğreniyorlar yardım için abileri Pascal’dan yardım istiyorlar. Pascal da askerin evine gidebilmesi Fabrice diye başka birinden yardım almadı gerekiyor.
Bakalım asker evine gitmeyi başaracak mı? Kızlardaki saflık,iyilik,güven mükemmel bir örnekti ve tek kelimeyle harika bir kitaptı.
Bence bu kitabı herkes okumalı
Gümüş EşekSonya Hartnett · Bilge Kültür Sanat Yayınları · 201743 okunma
Giriş: Romanı Anlamak İçin Tarihe Bakmak
Fyodor Dostoyevski'nin "Ecinniler"i yalnızca bir roman değil, siyasi bir otopsidir. Dostoyevski, bir cerrah titizliğiyle 19. yüzyıl Rusya'sının cesedini masaya yatırır ve onu nihayetinde tüketecek olan ideolojik patolojileri teşhir eder. Eser, Batı'dan ithal edilen radikal fikirlerin Rusya'nın geleneksel dokusuyla çarpışmasından doğan kaosu, ahlaki çürümeyi ve ruhsal bunalımı bir taşra kasabası ölçeğinde ustalıkla resmeder. Bu metnin amacı, romanda geçen ve dipnotlarla aydınlatılan kilit olayları, akımları ve şahsiyetleri inceleyerek, esere katmanlı anlamını ve tarihsel derinliğini kazandıran atmosferi okuyucuya sunmaktır. Zira "Ecinniler"deki karakterlerin trajedisini, diyaloglarının ateşini ve kehanet niteliğindeki sonunu tam anlamıyla kavrayabilmek, onların içinde yaşadığı ve nefes aldığı tarihsel bağlama nüfuz etmekle mümkündür.
1. Siyasi ve Fikri Akımlar: Çatışan İdeolojiler Çağı
19. yüzyıl Rusya'sı, entelektüel dünyasını şekillendiren ve birbiriyle kıyasıya mücadele eden felsefi ve siyasi hareketlerin arenasıydı. Batıcılık, Slavcılık, ütopik sosyalizm ve nihilizm gibi akımlar, yalnızca aydınların salonlarında tartışılan soyut kavramlar olmaktan çıkıp, toplumun her kesimini etkileyen somut eylemlere ve derin kutuplaşmalara yol açtı. Dostoyevski, "Ecinniler" romanını bu ideolojik savaşlar için bir sahne olarak kurgulamıştır; karakterlerinin dünya görüşleri, ahlaki ikilemleri ve yıkıcı eylemleri, bu çatışan akımların doğrudan birer yansımasıdır.
1.1. Petraşevskiy Topluluğu ve Fourier'ci Ütopyacılık
Romandaki gizli devrimci hücrelerin tarihsel öncüllerinden biri, 1846-1849 yılları arasında faaliyet gösteren Petraşevskiy Topluluğu'dur. Dostoyevski'nin kendisinin de gençliğinde bir üyesi