Cinsellik ve Korku,
Bu kitap tek boyutlu bir cinsellik tarihi değil; çok yönlü, katmanlı bir inceleme gerçekten. Hem mitolojik hem etimolojik hem de felsefî açıdan bir “bilgi deposu” niteliğinde.
Quignard, cinselliği sadece mahremiyet ya da haz ekseninde değil, toplumsal, kültürel ve düşünsel bir bütün olarak sunmuş.
Bugün tabu olarak gördüğümüz çıplaklık ya da farklı cinsel yönelimler, Quignard’ın aktardığı antik dünyada bambaşka bir bağlama oturuyordu. Antik Roma’da müstehcenlik ve erkeğin gücü, iktidarın gücü ile eşdeğerdi. Bu sanattan, politikaya, günlük yaşamdan, dini ritüellere kadar herşeyin odağını oluşturan bir nesneydi. Hristiyanlığın kabulü ile yasaklanan ve sonrasında ortaçağ ile bastırılan bu dionysoscu yönelimleri anlamak, bugün bize hala yabancı olan Avrupai kültürün kökenini anlamak için rehberlik edebilir.
Quignard’ın en etkileyici yanı, bu anlatıyı kuru bir tarihsel aktarım olarak bırakmamasıydı. Mitlerden, edebî metinlerden ve etimolojik kökenlerden örnekler vererek her bölümde yeni bir kapı aralamıştı. Böylece yalnızca cinselliğe dair değil, aynı zamanda dilin, sanatın ve inançların nasıl iç içe geçtiğine dair de kalıcı bir fikir edinmemiz için bize yardımcı oluyordu.