-Gönlümü şad ettin bey kızı. İsmini bağışla.
- Saliha, ya sen?
- Murat.
...
Bunlar yine konuşmayı unutup birbirinin gözlerine daldı. Kimbilir ne kadar zaman geçti. Bir saka kuşu öttü. Murat kendine geldi. Elindeki ipek torbayı uzattı.
-Bu sana yadigar olsun. Haftaya yine pazara geleceğiz. Eğer gönlün var ise takarsın.
Saliha utandı, başını eğdi. Sonra eliyle işlenmiş çevreyi çıkardi.
-Bu da benden sana. dedi ve bir ceylan gibi kaçtı. Murat oracıkta kalakalmıştı. Ta ki amcası gelip onu uyarana kadar.