Gıybet eden, doğruyu söyler. Yalan söylemek gıybetin tanımı içinde yoktur. ''Kardeşimin hakkında, onun hoşlanmayacağı doğru şeyleri söylemen gıybettir'' der Peygamberimiz. Her söylediğimiz doğru olmalı, evet, ama her doğruyu söylemek doğru değil demek ki... Gıybetin konusu, söylememin doğru olmadığı bir doğrudur.
Gıybet ettiğimde haklı da olabilirim. Bana yapılan hareketi hak etmemişimdir. Ayrıca, yapılan yanlıştır da. Haklı olduğum halde, yapılan açıkça yanlış olduğu halde bile, gıybet etmekle haksızlık etmiş oluyorum. Demek ki gıybet, hak etmediğim bir şey... Her yaptığımda haklı olmalıyım, ama her hak bildiğimi yapmam hak değil. Gıybetini ettiğim kişinin yüzüne daha önce bunu söylemiş olabilirim. ''Yüzüne de söyledim zaten!'' diye başlayabilirim. Gıybetini ettikten sonra yüzüne de söyleyecek olabilirim. ''Burada olsa, yüzüne de söylerim!'' diye başlayabilirim. Ama daha önce yüzüne söylemiş olmam ayrı bir eylem, şimdi yüzü yokken başkalarına söylemiş olmam ayrı bir eylemdir. Kendi yüzüne söylediğimi, başaklarına söylememden hoşnut olamayabilir. Daha sonra yüzüne söylecek olsam bile, yüzü yokken başkalarına da söylediğimi söyleyebilecek miyim? Söylemeye vakit bulacak mıyım? Söylemeye yüzüm olacak mı? Ya o zaman, ''Başkalarına söylemeseydin kardeş!'' derse, ne cevap vereceğim?