10 Az Kalır 1000
10/10
·736 syf.··
2026 7. kitabı
Bu nasıl bir kitaptı böyle? Bir insan bu kitabı nasıl yazabilir? Arkadaş, eğer ben bir yazar olsaydım böyle bir kitabın varlığını görsem ve okusam işi bırakırdım. Erkek ya. Adamm. Kvothe... İdeal erkek tanımı resmen, sözlük karşılığı...
Rüzgarın AdıPatrick Rothfuss · İthaki Yayınları · 20194,598 okunma
Sevemedim
3/10
·736 syf.··
2026 15. kitabı
Ay sevmedim. Yazarın eline emeğine sağlık ama sevmedim. Ittire kaktıra 300 sayfa okudum hadi aktı hadi akacak diye.. yok vallahi olmadı. Çok duymuştum adını büyük niyetlerle başladım ama akmadi
Rüzgarın AdıPatrick Rothfuss · İthaki Yayınları · 20194,598 okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
9/10
·584 syf.··
2026 6. kitabı
·
12 günde okudu
·
Okunma: 01 Haziran 2026 15:44
Şimdi size Centilmen Piç serisinin ilk kitabı olan Locke Lamora'nın Yalanları'nı anlatacağım. Bu kitap gerçekten aşırı iyi; fantastik türde, insanı içine çeken ve okudukça daha da okuyası gelen bir eser. Locke öyle bir usta olmuş ki onun hakkından kimse gelemez; Gri Kral bile gelemedi. Tebrik etmek lazım gerçekten o efsanevi, gözü kara ve becerikli "Bela" Locke Lamora'yı. Kitabın dili oldukça akıcı ve sürükleyici. Okurken insanı hikâyenin içine çekmeyi başarıyor. Ben kitaba bayıldım ve okurken büyük zevk aldım. Yer yer biraz sıksa da bunun aynı konuların zaman zaman tekrar işlenmesinden kaynaklandığını düşünüyorum. “LOCKE LAMORA'NIN YALANLARI EN SEVDİĞİM ON KİTAP ARASINDA BULUNUYOR. BELKİ DE İLK BEŞTEDİR. KİTABI OKUMADIYSANIZ, OKUMALISINIZ. OKUDUYSANIZ, MUHTEMELEN YENİDEN OKUMALISINIZ...” Patrick Rothfuss'un ön sözünde söylediği bu sözler de kitabın ne kadar etkileyici olduğunu göstermeye yetiyor.
Locke Lamora'nın YalanlarıScott Lynch · İthaki Yayınları · 20201,364 okunma
Puan vermedi·736 syf.··
2026 12. kitabı
·
45 günde okudu
·
Okunma: 18 Mayıs 2026 17:42
Patrick Rothfus-Rüzgârın Adı Kitap, fantazya türünde. Bu kitapta benim de dikkatimi çeken bir dilci olmam nedeniyle şeylerin isimlerine önem verilmesi oldu. Bir şeyin adının önemsenmesi. Yusuf Atılgan, biliyorsunuz, bir kişinin adı, onunla en az ilişkili olandır, der. Kur'ân-ı Kerîm'de Bakara/31. Ayet'te, Biz Âdem'e kelimeleri/şeylerin ismini öğrettik, der Yüce Allah. Eragon adlı fantastik romanda da şeylerin adı önemlidir. Bu kısım benim ilgimi çekti. Aslında isimler önemlidir. Günlük hayattaki yansımasına da bakın. Bir kişiyi ismiyle çağırdığınızdaki tavrı ile ismini hatırlamayıp o, bu, şu gibi zamirlerle çağırdığınızdaki tavrı farklıdır. İkincisinde hayal kırıklığı ile bakar. Dünyayı anlamlandırmak için isimleri bilmek/kelime bilmek önemlidir. Bu kitapta da beni en çok çeken yer burasıydı. Ki kitapta diğer fantastik türlere göre çok daha az olağanüstü olaylar cereyan etti. Yüzüklerin Efendisi, Taht Oyunları, Harry Potter gibi çok büyüsel şeyler beklemeyin. Ancak kitap öyle güzel yazılmış ki kendini okutuyor. 736 sayfada çok sıkmıyor. Olağanüstü ve büyüsel olaylar az olsa bile anlatım, sizi içine çekiyor zaten. İlişkilerden dostluğa, bir var oluş hikâyesinden yer yer kendi kimliğini kaybetmeye, maskelere bürünmekten kendi kimliğini kazanmaya... Maske demişken başkarakterimiz kumpanyalarda ailesiyle oyunculuk yaptığı için role bürünüp farklı kimlikler var etmesi çok da nahoş değil. Ki biz bile günlük hayatta birçok role ve maskeye sahibiz. Başkarakterin ozan olması da bir diğer sevdiğim kurgu. Kelimelerin büyüsünü bilmek, bir hikâye anlatmak her zaman özeldir. İkinci kitabı da okuyacağım, bakalım onda neler var? Bir de isimler demişken bir şeyi ya da bir kişiyi unutturmak istiyorsanız onun ismini unutturun. Bir şeyi ya da kişiyi önemsiz göstermek istiyorsanız
Rüzgarın AdıPatrick Rothfuss · İthaki Yayınları · 20194,598 okunma
10/10
·184 syf.··
2026 32. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 31 Mart 2026 13:07
Auri’nin zihni çok karışık. Aslında o da bunun farkında. Sadece artık o noktadan çıkamıyor gibi. Bu kitapta Auri’nin yedi gününü okuyoruz. Sessizliğin Müziği aslında bir hikâye anlatmıyor. Yani alıştığımız anlamda bir olay yok, bir akış yok. Zaten kitap da bunu hiç saklamıyor. Patrick Rothfuss burada resmen bizi Auri’nin zihninin içine bırakmış. Auri’nin dünyasında her şeyin bir yeri var. Nesneler bile yanlış yerde olunca rahatsız ediyor. Ve o kadar hassas, o kadar kırılgan bir bakış açısı ki… bir süre sonra fark etmeden sen de onun gibi düşünmeye başlıyorsun. Kitap ya seni içine çekiyor ya da tamamen itiyor. Ortası yok. Çünkü çok yavaş, çok sessiz. Ama eğer o sessizliğe uyum sağlayabilirsen, gerçekten başka bir şey okuyorsun. Benim için bu kitap bir hikâye değil, bir his gibiydi. Biraz yalnız, biraz tuhaf ama çok gerçek.
Sessizliğin MüziğiPatrick Rothfuss · İthaki Yayınları · 2015945 okunma
10/10
·1139 syf.··
2026 31. kitabı
·
19 günde okudu
·
Okunma: 27 Mart 2026 22:01
Bu kitap hakkında ne yazacağımı gerçekten bilmiyorum çünkü ne desem eksik kalacak gibi hissediyorum. Okurken fark etmeden içine girdim. Hani okuyorum gibi değil de, sanki oradayım gibi. Kvothe anlatıyor, ben dinliyorum. O masada oturuyorum gibi. Ve bir noktadan sonra şunu fark ettim: ben zaten o hikâyenin içindeydim. Sonra daha garip bir şey oldu. Karakterleri özlemeye başladım. Simmon’u özledim. Wilem’i özledim. Fela’yı özledim. Bu çok tuhaf bir his. Çünkü normalde kitap bitince karakterler aklımda kalır ama burada sanki hayatımdan birileri çıkmış gibi. Ve Denaa. Hüzünlü ve karmaşık kekim. Denna’yı ayrıca kendi başına ayakta kalmaya çalıştığı için seviyorum. Her ne olursa olsun tek başına mücadele etmeyi seçiyor. Yolu doğru mu yanlış mı bilmiyorum ve bunu yargılamak bana düşmez. Ama o yolda tek başına yürümesi, kendi başının çaresine bakmaya çalışması bu onu benim gözümde çok güçlü bir karakter yapıyor. Bir de büyü sistemi var. Gerçekten uzun uzun anlatılabilecek bir şey ama ben anca kısaca şöyle söyleyebilirim: Bu bir büyü sistemi değil gibi. Sanki fizik, sanki matematik. Mantığı var, kuralları var, bedeli var. O yüzden inanılmaz gerçek hissettiriyor. Hatta öyle bir noktaya geliyor ki insanın içinden önünde ceket iliklenir demek geliyor. Bu kadar saygı duyulası bir sistem. Bir de şu var: bu kitap neden bu kadar iyi diye düşündüm. Çoğu yazar büyük şeyler yazar. Savaşlar, ejderhalar, büyük olaylar. Ama Rothfuss küçük şeyleri yazıyor. Arkadaşlıkları, sohbetleri, küçük detayları. Ve bu yüzden bu dünya gerçek gibi hissettiriyor. Yolculuk şimdilik bitti ama aklımda tek bir şey kaldı Kvothe nasıl bu hale geldi? Nedenn ? Bu kadar zeki, bu kadar parlak bir karakter nasıl Kote oldu? Cevabı bilmiyorum. Ama öğrenmek çookk istiyorum. Ve evet, üçüncü kitap hiç çıkmasa
Bilge Adamın KorkusuPatrick Rothfuss · İthaki Yayınları · 20182,835 okunma