Bol bir güneş vardı. Topraktan usul usul buğular yükseliyordu. Şimdi toprak kaynaşıyordu. Korkunç bir uyanışın cümbüşündeydi. Böcekler, kuşlar, arılar, kurtlar, tilkiler, kış uykusundan uyanmış ayılar, yılanlar, kaplumbağalar çiftleşiyorlardı. Örümcekler sineklerin, kuşlar örümceklerin, daha büyük kuşlar küçük kuşların ardındaydılar. Yuvalarını açmış karıncalar kıpırtısız güneşe serilmişlerdi. Ağacı, otu, rüzgarı, dalları, yaprakları, böcekleri, kuşları birbirine girmişlerdi. Orman toprağı, bozkır kıracı bir dirilişte, bereketli bir şehvette, bir doğurmadaydı. Doğurmanın, şehvetin, taze taze dirilişin, kaynaşmanın, devinmekten delirmenin sevincinde, gerinmesindeydi toprak.