Frankl, iki anlamsızlık sendromu aşamasından bahseder: varoluşsal boşluk ve varoluşsal nevroz. Varoluşsal boşluk veya bazen ifade ettiği şekliyle " Varoluşsal hayal kırıklığı yaygın bir olgudur ve can sıkıntısı, duygusuzluk ve boşluk gibi öznel durumlarla nitelendirilir. Kişi kinik olduğunu hisseder, yön duygusundan yoksundur ve hayattaki etkinliklerinin birçoğunu sorgular. Yoğun bir hafta sona erdiğinde boş ve belirsiz bir hoşnutsuzluk duygusundan yakınır ("pazar nevrozu"). Boş zaman, insanın hiçbir şey istemedi gerçeğinin farkına varmasını sağlar. Varoluşçu Psikoterapi Irvin D. Yalom
Sürü, kendi korkaklığını ahlak diye yutturur. Toplum dediğiniz o devasa gölge, vasatlığın organize olmuş halidir. Kendini bulmak ve aşmak isteyen kişi, önce bu pazar yerinin gürültüsünü terk etmeli, kendi ıssız dağ zirvesine tırmanmalıdır.
Reklam
Ahlaksızlık
Valide pazardan tereyağı niyetine aldığı o paketin arkasındaki karınca duası gibi yazılmış %15 süt yağı ilaveli margarin ibaresini fark etmesem, evdekiler safi zehri şifa niyetine tüketeceklerdi; üstelik bu utanmazlar hileleri anlaşılmasın diye margarini neredeyse tereyağı fiyatına satacak kadar arlanmazlaşmışlar! İşimi gücümü asabiyetle bırakıp, o trafik ve park sorunuyla boğulan keşmekeş pazar yerine adeta bir adalet arayıcısı gibi daldım; sırf o üç kağıtçıdan hesap sormak, hakkı haykırmak için arabayı uzun uğraşlarla park edip vardığımda, annemin tezgah başında diğer müşteriler duymasın diye nahifçe ve sessizce derdini anlatmaya çalıştığını gördüm. Karşısındaki pişkin delikanlı ise yaptığı hırsızlığın ve arsızlığın farkında bile olmadan, elimde kalacak bir teres gibi üste çıkmaya çalışıyor, yüzü bile kızarmadan bunun tereyağı olduğunu iddia ediyordu. Çocuğun babası olan yaşlı esnaf ise kurnazca bir müşteriler gitsin, şurada sessizce konuşalım telaşıyla suçunu ikrar ederken, bir yandan validenin sessiz olalım ikazları, diğer yandan benim pazar yerinde zabıta arayışım tam bir trajediye dönüştü; hırsıza insanlık dersi vermeye çalışırken kendimi suçlu gibi savunmak zorunda kalmam ise bu asrın en büyük şahsiyet kırılmasıydı. Annemin de babamın da o masumane fıtratlarıyla şikayet etme, bırak telkinlerine karşı içimden Bu zalimlere merhamet, sizin gibi masumlara ihanettir diye haykırmak geldi; zira o arsız çocuk arkamızdan "Ben bunu başkasına tereyağı diye satacağım" diyecek kadar haramı gözüne koymuşken, benim suskunluğum bir başka mazlumun canını yakacaktı. En acısı da, park yerinden o çileyle çıkarken sıkışık trafiği açmaya çalışan memurun trafik polisi değil, demin pazar yerinde köşe bucak aradığım zabıtanın ta kendisi olduğunu görmek oldu; asıl vazifesini bırakıp
Duygu ve Düşünce
Bir şeyler satıp para kazanmak istiyorsan, o şeyin etrafına bolca duygu sürüp ergenlerin olduğu bir ortamda havaya atman fazlasıyla yeterli olacaktır. Eskiden sana sadece ayakkabı, albüm ya da fast food yiyecekler satıyorlardı ama o kadar büyüdüler ki artık klasik ticari ürünler onlara yetmiyor. O nedenle uzun bir süredir ergenlere yeni kimlikler satmaya çalışıyorlar. Eğer olur da bu kimlikleri sahiplenirseniz yepyeni ürünler açısından harika bir pazar yaratacaksınız. Serkan KARAİSMAILOĞLU - Dünyanın En Yalnız Beyni
Genco Erkal ' dan dinleyici bi hoş oluyor:))
Bugün pazar. Bugün beni ilk defa güneşe çıkardılar. Ve ben ömrümde ilk defa gökyüzünün bu kadar benden uzak bu kadar mavi bu kadar geniş olduğuna şaşarak kımıldamadan durdum. Nazım Nazım Hikmet Ran
Şiir
Pazar var, Pazar var:)
Reklam
Reklam