Pınar Büyükcebeci

Pınar Büyükcebeci
17 okur puanı
Şubat 2025 tarihinde katıldı
Aşkta kalp susmaya başlayıp da zihin yetilerini kullanmaya başlarsa o aşk öyle bir hasta çocuğa benzer ki damarlarında taze bir kan yerine zehirli ilaçlar dolaşsın. O, bu kıymetli hasta çocuğun damarlarına zehirli ilaçlardan koymamak için kendisini düşünmekten alıkoyardı.
Sayfa 252·Kitabı okudu
Alıntı
Edebiyatın En Tatlı Eşleşmeleri!
Peki ya sizin favori kitabınız hangi tatlı olurdu?
Bu düşüş onda bütün savunma kabiliyetlerini, dayanma hislerini mahvetmişti; böyle, sabahleyin, o düşüşün heyecanı ertesinde kendi kendisinden iğrenirken kimliğinin gizli derinliklerinde bir anlama parıltısı hissediyordu ki artık bu başlayan düşüşü takip etmemek, yine o odaya, yine onun kollarına dönmemek mümkün değildir. Behlül'ün hatırasında tesadüfle sahip olunmuş bir fahişe gibi kalamazdı, artık onun hayatının sahibi olmalıydı, onun olmalıydı, onu sevmeliydi, sevmeye çalışmalıydı; bu aşk günahına gelecek [için] öyle bir yol çizmeliydi ki onu alçaltmayıp aksine yükseltsin. Evet, bunu yalnız aşk temizleyebilirdi.
Sayfa 184·Kitabı okudu
Alıntı
Onda en büyük kuvvetle hüküm süren bir âdet vardı: Anlatmak... Aşk ilişkilerini, başkalarına dinletmek hevesiyle kurardı. Duyulmamış bir zafer yarı yarıya meydana gelmemiş sayılırdı. Bütün ilişkilerini, olaylarını, isimleri saklayarak, hatta iftihar edilecek isimlerin keşfedilmesine müsaade ederek, türlü ilavelerle, süslerle anlatır ve en büyük lezzeti asıl anlatırken hissederdi.
Sayfa 178·Kitabı okudu
Alıntı
Halbuki o öyle bir yalnızlık istiyordu ki rüyasız bir uykuya benzesin. Kandilini bile yakmayacaktı; küçük bir ışık bu eşyanın ruhunu uyandıracak, o zaman yatak, kanepe, perdeler, şimdi bütün bu uyuyan, karanlığın içinde ölmüş, gömülmüş şeyler bir hayat havasıyla silkinivererek uyanacaklar, dirilecekler ve onların arasında, kendisine gülümseyen bu aynanın, özellikle o aynanın içinde kendisinin, kendi resminin yanında artık yalnız kalmayacaktı.
Sayfa 138·Kitabı okudu
Alıntı
*spoiler dikkat* Bir kadını kurtaracağım diye astırmak... Benim gibi bir beceriksizin işi... Ne yaptığını bilmeyen, düşünceleri birbirine karıştıran... Önce kapıcı ana babasının, sonra Hüsrev Beyin, en sonunda da benim kurbanım oldu. Oysa iki yıl sonra yeniden karşılaştığımızda onun tek tek kişilerin değil de toplumun, içine doğduğu ekonomik ve toplumsal koşullarının kurbanı olduğunu bilmiyor muydum? Biliyordum elbet. Kendisine anlatmaya bile çalıştım bunu. Bilmediğim şey "toplum"un biz olduğumuzdu. O sıra hâlâ soyut bir kavramdı benim için; ya da kendimi de, çevremizi de, hatta Melek'i de toplumdan soyutlamıştım. İşte onun için bir zorbayı öldürmekle onu kurtarabileceğime inandım herhalde.
Sayfa 104·Kitabı okudu
Alıntı