Böyleydi Adnan, insanı derdine hapseden hüzün bulutlarını bir sözüyle dağıtabilirdi. Onunla aynı trende uzaklara giden iki yolcu olduğumuzu düşünürdüm. Ben sırtını kompartımandakilere dönüp pencereden dışarı bakmayı tercih eden yolcuydum. Adnan ise diğer yolcuların yüzlerini, oturuşlarını, giysilerini inceleyen, hareketlerinden karakterlerini çözmeye çalışan gözlemci yolcu. İkimiz de insanlarla yapış yapış bir ilişki içinde olmaktan nefret ettik her zaman. Ama Adnan ne yapar eder, bir denge kurmayı başarırdı.