“Türkiye’yi yağmaya gelen 1919 yılının sömürgecilerine karşı kabaran öfke, o yılların öfkesidir; o yılların hiddetidir. Ama bugün de sömürgeciliğe karşı duyulabilecek öfkenin aynıdır elbette.”
Samim KOCAGÖZ
“Düşman donanması açıklarda demirlemiş, iki harp gemisi rıhtıma biraz daha yaklaşmıştı… Güvertedeki askerler ellerini; şapkalarını sallıyor, marşlar söylüyorlardı… Mavili beyazlı elbiseler giymiş genç kızlar, ellerinde çiçekler, vapurlardaki askerlere öpücükler yolluyorlardı.”
Kalpaklılar, Samim KOCAGÖZ’ün belgelere dayanarak işlediği bir destan: İşgal altındaki topraklardan Kuvayı Milliye’nin doğuşuna, cephelerdeki çarpışmalardan gerici ayaklanmalara kadar Kurtuluş Savaşı’nın, bir ulusun bağımsızlık için verdiği mücadelenin gerçek destanı.
Yazarın Doludizgin adlı romanıyla mixed olarak basıldığı için son derece komplike bir karakter ve olay örgüsüne sahip bir eser. Tavsiye etmem.
“… Gerçek Türkçesiyle birlikte, hikâyelerinde anlattığı, bir düş içinde görünen insanları da gerçektir. Düş dünyası Sait’in gerçekçiliğinin üstüne çekilmiş bir cila gibidir.”
Yaşar KEMAL
“… Sait’in tek olduğu muhakkaktır. Kendi mizacını, tabiatın eserine vermiş bir hikâyeci, bundan evvel yoktu, bundan sonra da olmayacak.”
İlhan TARUS
Fena sayılmayacak bir eserdi. Roman olarak geçiyor lakin hikayeye daha yakın bir eser… Kişiler de romana oranla gayet az zaten… Tavsiye ederim, başta söylediğim gibi, fena sayılmaz…
Âşık Veysel, halkça düşünüp konuşuyor. İşte yeni Türk şairlerinin, çok başka yollardan gelip halk şiiriyle ve Veysel ile buluştukları nokta da budur. Hem halktan hem kendinden olma; hem düpedüz Türkçe hem de kendince konuşma; kaybolmadan kaynaşma, çokluğa katılma. Ondan alınacak ders, sanatına tertemiz bir gönül ve bir ömür vermesi, içinde ve dışında olup biteni açık gözlerden daha iyi bilmesi, Sivrialan Köyü’nden dünyaya açılması, halktan, haktan, iyiden ve güzelden yana, işinin ehli ve sözünün eri olması, insanlıkla şairliği ayırmaması…
Sabahattin EYUBOĞLU
Âşık Veysel’in hayatından ve sanatından da kısaca bahsedilen, onun halk şiirlerini toplayan kitap. Halk şiirine ilginiz yoksa ve pek de hoşlanmıyorsanız tavsiye edebileceğim bir eser değil…
Ahmet Kutsi TECER, 4 Eylül 1901’de Kudüs’te doğdu. 1922’de Halkalı Yüksek Ziraat Okulu’nu bitirdikten sonra Paris’e gitti. Sorbonne Üniversitesi’nde öğrenimini sürdürürken Paris Ulusal Kütüphanesi’ndeki eski Türk yazmaları ve özellikle Karacaoğlan üstüne yeni belgeler bulmuştur. Bu çalışmalar ile dikkatleri üzerine çeken genç Ahmet Kutsi, İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü’nü bitirerek öğrenimini tamamladı.
Yazarımız hakkındaki kısa bilgilendirmeden sonra gelelim eserin yorumuna… Şiirlerini -birkaç tanesi hariç- pek beğendiğimi ve başarılı bulduğumu söyleyemem. Tavsiye etmem…
Bilirsiniz az çok TARANCI’nın şiirlerini… Ölüm yüklü… Güzel şiirler vesselam… İnsanın okudukça okuyası geliyor. Bitip tükendi elimde birkaç saat içinde… Tavsiye ederim. Okuyun mutlaka…