Kün Feyekün Sırrı
Bizde her an "Kün Feyekün" sırrı tecelli ediyor.
“Ol” dedi, olduk.
“Ol” diyor, olmaya devam ediyoruz.
Bir nefeste yoktuk, bir nefeste varız. Bir nefeste yıkılır, bir nefeste yeniden kuruluruz.
Akıl anlamaya çalışır bu sırrı, yetişemez. Çünkü akıl olanı çözer, "Ol" diyeni çözemez.
Kalp hisseder; her atışında “Kün” diye başlar, “Feyekün” diye tamamlanır. Her çarpıntı bir yaratılış, her sükût bir diriliş...
Aşk ise o sırrın ta kendisidir; elinde kırmızı gül, yüzünde simsiyah peçe... Göründüğü an oldurur; bakışı değdi mi, daha “ol”madan önce bile yaşatır gönlü...
Ezelden tanıdığım o aşk, işte bu “Ol” emrinin içindeki niyazdır.
Deliliğin güzelliği, o emre tereddütsüz “evet” diyebilmektir.
Gönüldeki gizemli sır, her an yeniden “Ol”mayı göze almaktır.
Biz sandık ki bir kere yaratıldık...
Meğer her an, her nefeste, her bakışta Kün Feyekün tecelli ediyormuş bizde.
Ben sustuğumda O Ebedî Sevgili konuşur,
Ben öldüğümde O Ebedî Sevgili diriltir,
Ben yok olduğumda O Ebedî Sevgili var eder.
“Ol” der, olur.
Bize âşık olursun, her an O Ebedî Sevgili ile mucize olur.
___ /Güven Taşdemir