Bir bedevi çadırında kahve keyfi Çöl töre kahve bedeviler çölün katı töresinin belirlediği bir yaşam kahve içmekten konuk ağırlamaya düğünden ölüme ıssız çöllerde hırçın vadilerde hayat sürdüren konar göçer bedeviler Atlas sayı 103 ekim 2001 Kul Nefsani az gitti uz gitti çöllerin katı ve bozulmayan törelerini aciz kalemi ile yazmaya çalıştı şehirlerde parklarda mola verdi kahve telvesini çayın demini tattı ve en son bir bedevi çadırına konuk oldu Nefsani şöyle anlatıyor hatıratlarını torunlarına bırakacağı yadigarlarını kadınlar peçe takmıştı çadır kuruyorlardı kadınlar her zamanki gibi çilekeşti koskoca çadırları açıp ıssız çöle onlar kuruyordu deveci mukhsininin geleneğe bağlı bir yaşamı vardı kahve içmekten hoşlanır her gelen misafire köpüklü iki şekerli muhabbetin en koyusundan kahve pişirtir misafiri aç bırakmaz yolda koymaz İkram edene ikram edileceğini iyi bilir konar göçer bugün var yarın yokuz diyip gittiğimiz yerde bizede ikram edilsin dedikten sonra misafire ikramı bol tutmak bir bedevi yasasıdır derdi iki kahve iki şeker dedi Hadija kadın bir çok milletin töresinde örfünde göçebelik vardır nasıl siz türklerde yörükler varsa biz araplarda bedevilik vardır ağam diyordu arap muhsin oldukça zor bir hayat sürer doğanın zor şartlarına direnmeye gayret gösteririz kıl çadırlar soğuğu keser kimi bedevi zor şartlara dayanamayıp şehre yerleşmiştir biz bedeviler Allaha ve ahiret gününe inanır harcayacaklarımızı onun yoluna harcar onun yakınlığını dileriz
Din
​Kün Feyekün Kasidesi ​Akıl; hayatı anlamak, zorluklar karşısında yol bulmak için var. Harita çizer, pusula tutar, hesabı hep sağlam yapar. Ama bir yandan da zincir vurur duygulara, kafese koyar kanadı. ​Kalp; anlaşılanı yaşamak, karanlıklara rağmen aşkla yürümek için var. Yolun taşına takılır, dikenine kanar, yanar da yine yürür. Çünkü kalp bilmez durmayı, bilmez korkmayı. ​Aşk; aklın bulduğu yolu kalp ile kat etmek, karanlıkta bile elinde kırmızı gülle yürüyebilmektir. Akıl sorar: “Nasıl?” Kalp fısıldar: “Yeter ki yürü.” Aşk ise yürürken yanmayı, yanarken aydınlanmayı göze almaktır. Akıl dünyaya ait, kalp insana... Aşk ise her ikisini de aşıp, insanı O Ebedî Sevgili’ye götürendir. ​Duyguları zincire vuran akılsa, o zincirleri kırıp kanatlanandır aşk. Mecnun olmadan Leyla bilinmez; Deliliğin de bir güzelliği vardır elbet. Fakat onu hissedecek bir yürek, yaşayacak bir cân gerek. Bütün güzel duyguları uyandıran tek bir hakikattir: Gönüldeki o gizemli aşk, bizdeki o gerçek sır... ​Gece... Gözlerin kapandığı, sadece gönlün gördüğü o eşsiz seyirlik zaman... İnce bir peçe ile örtünür ruh, sessizliğin koynunda; Gecelerin derinliğinde bir güzel, sonsuz aşkı heceler...
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Kün Feyekün Sırrı ​Bizde her an "Kün Feyekün" sırrı tecelli ediyor. ​“Ol” dedi, olduk. “Ol” diyor, olmaya devam ediyoruz. ​Bir nefeste yoktuk, bir nefeste varız. Bir nefeste yıkılır, bir nefeste yeniden kuruluruz. ​Akıl anlamaya çalışır bu sırrı, yetişemez. Çünkü akıl olanı çözer, "Ol" diyeni çözemez. ​Kalp hisseder; her atışında “Kün” diye başlar, “Feyekün” diye tamamlanır. Her çarpıntı bir yaratılış, her sükût bir diriliş... ​Aşk ise o sırrın ta kendisidir; elinde kırmızı gül, yüzünde simsiyah peçe... Göründüğü an oldurur; bakışı değdi mi, daha “ol”madan önce bile yaşatır gönlü... ​Ezelden tanıdığım o aşk, işte bu “Ol” emrinin içindeki niyazdır. Deliliğin güzelliği, o emre tereddütsüz “evet” diyebilmektir. Gönüldeki gizemli sır, her an yeniden “Ol”mayı göze almaktır. ​Biz sandık ki bir kere yaratıldık... Meğer her an, her nefeste, her bakışta Kün Feyekün tecelli ediyormuş bizde. ​Ben sustuğumda O Ebedî Sevgili konuşur, Ben öldüğümde O Ebedî Sevgili diriltir, Ben yok olduğumda O Ebedî Sevgili var eder. ​“Ol” der, olur. Bize âşık olursun, her an O Ebedî Sevgili ile mucize olur. ___ /Güven Taşdemir
"Gözlerin kapandığı, sadece gönlün gördüğü seyirlik bir zamandır gece... İnce bir peçe ile örtünür ruh sessizliğin koynunda; Gecelerin derinliğinde bir güzel, sonsuz aşkı heceler..." Geceyi böyle anlatınca, karanlık bile aydınlık oluyor.. Gözlerin kapandığı, sadece gönlün gördüğü seyirlik bir zamandır gece... Ne kadar doğru. Gündüz göz aldanır, kalabalıkta şaşırır. Ama gece.. Gece perdeler iner, suretler silinir, geriye bir tek hakikat kalır. Gözün görmediğini gönül seyreder o vakit. İnce bir peçe ile örtünür ruh sessizliğin koynunda; Sessizlik hırkası demiştin ya en başta... İşte o hırka geceyle bir oluyor. Dünya susar, nefs susar, ruh soyunur bütün ağırlıklarından. İncecik bir peçeyle örtünür sadece; ne tamamen çıplak, ne tamamen saklı. Mahremiyetin en güzel hâli. Gecelerin derinliğinde bir güzel, sonsuz aşkı heceler... Ve hece hece... Yavaş yavaş... Acele etmeden. Çünkü sonsuz aşk, gündüzün telaşına sığmaz. Gece ister, sükûnet ister, yalnızlık ister. Bir güzel çıkar sahneye; adı konmaz, yüzü görünmez. Ama gönül bilir onu.. tanır ölümsüz aşkını... Harf harf, hece hece okur güzelliğini, nakış nakış dokur yüreğine örtüsüz cemâlini.. ___ /Güven Taşdemir
Çocuk-ca
32 kelepçe el kol pençe Yüzlerde binlerce peçe Beyazdan siyaha akan bilmece Ne işe yaradı o zaman bildiğim bilgide Zil tak ileride Kollarında birileride Sonra desinler dillerinde Yazgı Kader Mukaderat Dil beste eder tıkırtıyı Yapıştırır yere fıkırtıyı Sus Yutkun Eğme sakın ha boyun Senin başın dik ensende bir taş Dilinde bir baş Ne sağda ne solda yaş Ipıslak yerler Dolansın diller birer birer Işık nur içinde/Yüzünden masum tebessüm biçimde Affet kendini önce düşün ince ince Zikret zihninde fikrimce ince ince ince zarifce E. K.
Dediler ki Peçe farz değildir.... Onlarla asla cedel etmeyeceğim. Zira peçem, müminlerin annelerine benzemem benim için bana yeterlidir.