Savaş çığırtkanı
8/10
·262 syf.··
Beğendi
·
2026 45. kitabı
Savaş Çığırtkanı ~ Hatice Dırmıkçı ~ #okudumbitti #kitapyorumu Herkese merhaba, Fantastik severlerin ilgisini çekecek bir kitap yorumu ile geldim bu sefer. Başarılı ve güçlü bir savaşçı olan cadı Kiana'nın hayatına konuk oluyoruz. Kraliçesi tarafından Doran Krallığı'na hizmet etmekle görevlendiriliyor Kiana. Amacı Doran'ların Sedar ordusuna karşı galibiyet kazanması ve bunun sonucunda da esir tutulan kardeşini kurtarıp onunla yeni bir hayata başlamak. Böyle söyleyince çok kolay gibi görünüyor ama işler hiç istediği gibi gitmiyor. Doran ordusunun komutanı Aghon ile yaşadıkları tüm dengeleri değiştiriyor. Çünkü Aghon bir kam ve cadılarla aralarında süregelen bir düşmanlık var. Efsanelere göre cadılar tarafından yeryüzünden silindiği bilinen kamların soylarını sürdürmeleri serüvene yeni bir heyecan katıyor. Şamanizm inancına yapılan göndermeler ve tasvir edilen ritüelleri okumak kitaba farklı bir boyut kazandırmış. Güçler dengesi, gizli ittifaklar, ihanetin ağır bedeli, geçmişin gizemli sırları, iki düşman ve aralarında gelişen imkansız bir aşk... Bakalım Kiana ve Aghon için hayat neler gösterecek? . . . #okuyan_saglikciyorumluyor
Savaş ÇığırtkanıHatice Dırmıkcı · Memphis Yayınları · 202518 okunma
BİR ERKEĞİ ÖLDÜRECEK KADAR SEVMİŞ OLMALARI.
Puan vermedi
ROY : 24 Kasım 1961'de Hindistan'ın Kerela eyaletinden Hristiyan bir anne ile Hindu bir babanın kızı olarak dünyaya geldi. Aymanam Köyü'nde annesinin işlettiği okulda okudu. 16 yaşında evi terk etti. Delhi Mimarlık Okulu'nda okudu, ama mimarlığı hiçbir zaman sevmedi. Dört yıl süren ilk evliliğini bir okul arkadaşı ile yaptı ve bir süre eşiyle birlikte çiçek çocuk olarak(hippi-Savaşa hayır-doğayla uyumlu) yaşadı. Daha sonra bu hayatı bırakarak Ulusal Şehir İşleri Dairesi'nde çalışmaya başladı. Bir bursla İtalya'ya giderek anıt restorasyonu üzerinde çalışırken yazarlık yönünü keşfetti. İkinci eşi ile birlikte bir televizyon kanalı için dizi film, Hindistan'da üniversite öğrencilerinin yaşamına ilişkin bir film senaryosu, Hindistan'ın kırsal kesiminde eşleri tarafından istismar edilen kadınların kahramanı haline gelen Phoolan Devi hakkında tartışmalı bir film senaryosu yazdı. Son filmi mahkemelik olunca aerobik öğretmenliği yapmaya ve romanını yazmaya başladı. Kendi çocukluğundan esinlenerek beş yılda yazdığı romanını 1996'da tamamladı. 1997'de ilk ve tek romanı Küçük Şeylerin Tanrısı romanı ile İngiltere'nin en saygın edebiyat ödülü olan Booker ödülü'nü aldı. Bu ödülü alan ilk Hint kadın oldu. Kitap çeşitli dillere çevrilerek yaklaşık 8 milyon satış rakamına ulaştı. "Sokaktaki İnsanın İmparatorluk Rehberi", "Ya çek defteri ya Cruise Füzesi" adlı kitapların da yazarı olan Roy, yirmi yol boyunca siyasi konularda kitaplar yazmış ve küreselleşme karşıtı görüşleri ile tanınmıştır. 2002'de Lanan Kültürel Özgürlük Ödülü, 2004 yılında Sydney Barış Ödülü'nü kazanan Roy, 2005'te Irak Dünya Mahkemesi adlı küresel girişim nedeniyle İstanbul'da bulundu. 2002'de Narmada'daki baraj projesine karşı çıktığı için bir günlük hapis cezasına çarptırılmış olan Roy, 2014 yılında Mahatma
Küçük Şeylerin TanrısıArundhati Roy · Can Yayınları · 20191,752 okunma
Reklam
Tüm İnsanlık Adına Yazılmış Tam Bir Baş Yapıt
10/10
·479 syf.··
Beğendi
·
2026 19. kitabı
·
20 günde okudu
·
Okunma: 31 Mayıs 2026 15:47
GİRİŞ "Hayat nedir ? Acılar Vadisi. Dünya nedir ? Hissiz insan kalabalığı." 19.yüzyıl Rus edebiyatının en önemli yazarlarından birisi olan Nikolay Gogol, Rusya'nın kokuşmuş bürokrasi sistemini, toplumun gerçek yüzlerini ve devlet yönetiminin eksik yönlerini eleştirel bir bakış açısı ile eserlerinde yer vermektedir. Sadece Rusya'da değil, tüm dünyada edebi saygınlığa sahip olan Gogol, eserlerinde sınıfsal açıdan burjuva insanları yerine sıradan insanlara yer vermiş, böylece her bir okur kitaptaki karakterler ile empati kurarak, kendi günlük hayatı ile özleşleştirmiştir. Nikolay Gogol, 1809 yılında Ukrayna'nın Soroçinski köyünde dünyaya geldi. Bazı eserlerinin esin kaynaklığını yapan ve yaşadığı coğrafya olan Kazaklar sebebiyle hayatının önemli bir bölümünü burada yaşayarak geçirmiştir. Babası amatör olarak tiyatro oyunları yazıyordu ve Gogol'ün tiyatroya olan ilk deneyimleri babasını izlerken olmuştur. Hayatının ileri safhasında kazak kültürü ve çocuklukta yaşadığı birçok olay vesilesiyle birçok eser yazmış, dünya edebiyatına damgasını vurmuştur. Dünyaca ünlü bazı eserleri şunlardır; Palto, Burun, Portre, Bir Delinin Anı Defteri, Taras Bulba, Müfettiş. Gogol, hayatının belirli önemli bir zamanında Rusya'nın Petersburg şehrinde geçirmiştir. Burada çeşitli devlet kurumlarında görev yapmış ve en yakın dostu olan yazar Aleksandr Puşkin ile bu şehirde tanışıp beraber edebiyat sohbetleri gerçekleştirmiştir. Eserlerinin bazılarına esin kaynaklığı yapan bu şehir, özellikle yakın dostu Alexandr Puşkin'in Gogol için Ölü Canlar'ı yazma fikri vermesi onun hayatının dönüm noktalarından biri olmuştur. Gogol eserlerinde hiciv trajik grotesk ve fantastik öyküler ve tiyatro yapıları kaleme almıştır. Gogol'ün eserlerinde en çok kullanıldığı yazım türü olan "Grotesk" dediğimiz edebi
Edebiyat
Ölü CanlarNikolay Gogol · İş Bankası Kültür Yayınları · 202429,4bin okunma
"Lanetli Avlu" Üzerine
Puan vermedi·108 syf.··
2026 1. kitabı
İmparatorluğun Gölgeleri Arasında Bir Araf: Lanetli Avlu'nun Dramatik Mimarisini Okumak Edebiyat dünyasında "Nobel" etiketine sahip eserlere ve yazarlara yaklaşırken içimde beliren temkinli tutum, zaman zaman da haklı önyargı; siyasi konjonktürlerin edebi liyakatin önüne geçtiği şüphesinden beslenir. Ancak İvo Andriç’in *Lanetli Avlu*’sunun kapılarından içeri adım attığımızda bu şüphenin yerini hızla derin bir sanatsal saygıya bıraktığını görüyorsunuz. Andriç, bu kısacık ama hacmi kendinden menkul romanında, Balkanlar'ın iç içe geçmiş, karmaşık ve çok sesli ruhunu hamasi bir kimlik siyasetine kurban etmeden, doğrudan "insan doğası" üzerinden evrenselleştirerek madalyayı edebi bileğinin hakkıyla taşıdığını kanıtlıyor. Kitabın ismine de ruhunu veren "Avlu", salt fiziksel bir tutsaklık alanı değildir. Sınırları üç kıtaya yayılan koca bir imparatorluğun kusursuz bir mikrokozmosudur. Andriç, Osmanlı İstanbul’unun o devasa demografik haritasını bu hapishane duvarları arasına sıkıştırarak adeta bir Babil Kulesi inşa eder. Bosnalı bir Katolik rahip, İzmirli bir Yahudi, Anadolulu bir Türk, Bulgar tüccarlar, Gürcüler, Araplar ve şehrin tekinsiz karanlıklarından kopup gelmiş sıradan suçlular... Bu mekânsal kurgu, metne muazzam bir teatrallik katmaktadır. Okurken kalabalık bir oyuncu kadrosunun dinamik bir koro işlevi gördüğü, ışık ve gölge oyunlarıyla seyirciyi sürekli tetikte tutan klostrofobik bir tiyatro sahnesinin tam ortasında olduğunuzu hissedersiniz. Farklı dillerden ve milletlerden gelen bu karakterler, kendi ulusal veya dini kimliklerinden koparak otorite karşısında ortak bir "hapishane kimliği" inşa ederler. Avlu, tarihin ve insanlık trajedilerinin sahnelendiği; imparatorluğun tüm sinir uçlarının gelip düğümlendiği ana dekordur. Bu kalabalık ve uğultulu sahnenin
Edebiyat
Lanetli Avluİvo Andriç · İletişim Yayıncılık · 2020462 okunma
5/10
·176 syf.··
2026 15. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 07 Haziran 2026 22:53
*spoiler içerir Sierva Maria, markiz bir baba ve uyuşturucu bağımlısı bir annenin ihmal edilmiş 12 yaşında çocuğudur. Beyaz elitlerin dünyasında değil, kölelerin arasında büyümüştür. Onların dillerini konuşur, onların danslarını eder. Dolayısıyla Sierva, sömürgeci beyaz düzene uyum sağlayamayan "öteki"yi temsil eder. Kuduz köpek tarafından ısırılır ve içine cin kaçtı şüphesiyle kiliseye kapatılır.Onun bu farklılığı, kilise tarafından "delilik ve cinlenme" olarak etiketlenir. Cin çıkarmak için gönderilen rahip Delaura zamanla ona aşık olur. Kızın cinler tarafından ele geçirilmediğini söyler ve onu anlamaya çalışır. Daha sonra aralarında ilişki başlar. Peder daha fazla dayanamayarak ilişkiyi itiraf eder ve aforoz edilir. Sierva ise en sonunda işkencelere dayanamayarak ölür. Kitap beni öyle bir sıktı ki anlatamam. 200 sayfa geçmek bilmedi. Olay akışı desen zaten yoktu, olaylar ilerlemedi. Kızın 12 ve adamın 33 yaşında olması da ayrı bir felaketti. Aşk ve Öbür Cinler
Aşk ve Öbür CinlerGabriel Garcia Marquez · Can Yayınları · 202510,1bin okunma
8/10
·112 syf.··
2026 32. kitabı
Nuh’un Çocukları Nuh’un Çocukları, Görünmeyen Döngü serisinin bir kitabı olsa da diğerlerinden bağımsız okunabiliyor. Ben kitabı okurken bunu hiç sorun etmedim açıkçası. Hikâye direkt içine çekiyor zaten. Kitap bizi İkinci Dünya Savaşı dönemine götürüyor ve küçük bir Yahudi çocuk olan Joseph’in yaşadıklarını anlatıyor. Joseph’in ailesi onu kurtarabilmek için önce tanıdıklarına emanet ediyor. Ama İnsanlar bir süre sonra kendilerinin de yakalanacağından korkunca Joseph’i Peder Pons’un yanına gönderiyorlar. Peder Pons kesinlikle kitabın en unutulmaz, en etkileyici karakteriydi diyebilirim. Kendine Nuh Peygamber’i örnek almış bir adam. Tıpkı Nuh'un Gemisi hikayesindeki gibi, sadece o masum çocukları kurtarmakla kalmıyor; insanlığın yok edilmeye çalışılan hafızasını, yani o dönemin kültürüne ve dinine ait ne varsa her şeyi gizlice toplayıp koruyor. Kitap boyunca savaşın insanlarda bıraktığı korkuyu çok net hissediyorsunuz. Ama bir yandan da insanların umut etmeye devam etmesi etkileyiciydi. Özellikle Joseph’in yaşadıkları bazı yerlerde gerçekten insanın içini sıkıyor. Buna rağmen hikâye akıp gidiyor, hiç sıkmıyor.
Nuh'un ÇocuklarıEric Emmanuel Schmitt · Doğan Kitap · 202675 okunma
Reklam
Reklam