Juan Rulfo, methini çok duyduğum, büyülü gerçekçilik akımının (magic-realism) öncülerinden. Pedro Paroma’yı okumaya başlamadan, hakkında biraz okumalar yapıp, öyle başlamıştım. 1955 yılında kaleme alınmış bu eser, pek çok yazınsal edebiyata örnek olup, ilham vermiş.
Anlatılanlara göre, “Yüzyıllık Yalnızlık kitabının yazılış sürecinde, edebiyat çevresinden bir dostunun, bir gece evine geldiğini ve, “Sen yazı yazdığını sanıyorsun. Al da bunu oku,” diyerek, önüne Pedro Paramo romanını fırlattığını anlatır Márquez. Arkadaşı gittikten sonra kitabı büyük bir şaşkınlık ve hayranlıkla okur. Bitirir ve yeniden bir kez daha okur. Kitabı bıraktığında tanyeri ağarmaktadır. Kitap, Juan Rulfo’nun Pedro Paramo'sudur. Márquez kitaptan o denli etkilenmiştir ki Yüzyıllık Yalnızlık eserinde Pedro Paramo’dan bir cümle alarak Rulfo’ya bir selam gönderir.”
Annesi öldükten sonra kendisine verdiği sözü tutmak için, babasını bulmak adına Comala’ya giden Juan Preciado’nun babası Pedro Paroma’yı bulmasını konu ediniyor. Hepi topu 130 sayfa olan Pedro Paroma’nın kolay okunan, zorlayıcı olmadığını söylemek, yalan söylemek olur. Ben ara vererek okudum, vaktiniz ve sabrınız varsa tek seferde okuyup büyük zevk almanız. Büyülü gerçekçilik, kısa cümleler, tasvirler ve karakter yargılamaları içermeyen, tarafsız bir gözle okuyoruz tüm cümleleri. Bilinç akışı, iç sesler, monologlar bana göre çok zevkli kılsa da, tarzı sevmeyen için zorlayıcı olabilir. Tuhaf bir şekilde ve spoiler olmayacağını umarak, Alejandro Amenebar’ın The Others’ı (Diğerleri) sık sık andım finaliyle, müthişti. Okumanızı tavsiye ederim kesinlikle.