Serseri bir kaşif, aylak bir seyyah, hatta yönünü tesadüflerin tayin ettiği yani kayıp bir turist sıfatıyla gezemedikten sonra dünyaya gelmenin manası kalır mı? Hürriyet, hareket sahasının genişliğiyle ölçülebilir pekâlâ; doğrudan veya dolaylı engeller sebebiyle bir yere giremiyorsak, cezalandırılıyoruz demektir; yine doğrudan veya dolaylı bir buyrukla bir muhitten, topluluktan ayrılamıyorsak esaret altındayızdır. Seyahat bizi kimliğimizden uzaklaştırır ve kendimize yaklaştırır.
"Onunla tanışmak ve ondan hoşlanmak bir skandalsa da umurumda değil.
“Zaten skandal olan Robert değil, Coriane. Sen, veliaht prens ve yakınlığınız. Kraliyet ailesinin ne kadar birbirine bağlı olduğunu herkes bilir, özellikle de Robert işin içine girdiğinde. Ona çok değer veriyorlar ve her şeyden fazla koruyorlar. Tiberias seni onunla tanıştırmak istediyse, o zaman...”
“Biz arkadaşız. Olup olacağımız da sadece o kadar. Tibe’ın beni daha fazlası olarak gördüğünü ve benden başka bir şeyler beklediğini ya da da bekleyebileceğini gerçekten düşünüyor olamazsın.”
“Tüm işaretler o yönde, Coriane.”
“Pekâlâ, yanılıyorsun o zaman. Ben asla... o hiç... Hem düşünürsen, Kraliçedenemesi var. Yaşı geldiğine göre, yakında düzenlenecektir ve hiç kimse beni seçmeyecek.”
“Onun seçeceğini düşünüyorum.”
“Bana bunu söyleme. Bu imkânsız. Ve bana bunu söylemen, onun bana ilgisi olduğuna dair umut vermen... Hayatımda bir de bunun kalp acısına ihtiyacım yok. Biz arkadaşız. Başka bir şey yok.”
“Bana onun tekniğinin çok keskin, neredeyse mükemmel olduğu söylendi. O istemezse, zihninizde olduğunu bile anlayamazmışsınız.”
“Evet,” dedi kısık sesle. “Hiçbir şey hissetmiyorsunuz.”
“Pekâlâ, siz de bir hipnozsunuz, değil mi?” Prens’in sesi aniden yeşil camın ardındaki keskin, sarı alev gibi acımasızlaşmıştı. “Onu kendi silahıyla vurun.”
“Bunu yapmam mümkün değil. Bende öyle bir beceri yok. Ayrıca kanunlar var. Uygun ortamların dışında yeteneklerimizi kendi halkımızdan birilerinin üstünde kullanmamız yasak...”
Prens’in gülüşü bu sefer boştu. “Peki, Elara Merandus bu kanuna uyuyor mu? O size saldırdıysa siz de ona saldırın, Coriane. Benim krallığımın kanunu bu.”
“Henüz sizin krallığınız değil,” diye mırıldandı farkında olmadan.
Hemcins olmanın gizli bilgileriyle donanımlı kadınların, karşı karşıya kaldıklarında külyutmaz tavırlar takınmalarına hayatın diğer alanlarında da rastlamak pekâlâ mümkündü elbet, ama adalet dağıtılması gereken mahkeme salonlarına bu çeşit rekabet komedyalarını taşımak hazin ve gülünç kaçıyordu.Üstelik bunun toplumsal hayatta daha çok yer alması gerektiğine inandığımız kadınlar eliyle olması yarayı derinleştiriyordu.
Ben insanın imansızından korkarım Feride Hanım. Sanırım pekâlâ bilirsiniz ki şu fâni âlemin neresinde olursa olsun, küçük bir çocukla yalnız bir kadın her zaman iyilik demektir.