Neye göre, kime göreydi ölçüt? Aynı su değil miydi,  patatesi yumuşatırken yumurtayı sertleştiren? Neydi ki bizi üç günlük dünyada kalp kırmaya yönelten sebepler? Derdin ölçütü neydi sahi? Tüm bunlara verilecek cevap,  bir tebessümden ibaret olamaz mı peki? Hayat kısa, gidilecek yol uzun.🧡📕🌅😊
Kaybolmak
Karaladığım birkaç yazıyı ileti yoluyla sizinle paylaşmak istedim. Acı üzerine yazılan bazı kitapları ya da filmleri düşünelim. Genellikle aşk üzerine yazılmıştırlar. Belki de birinin kaybı üzerine. Fakat bence en büyük acı, ’kendini kaybetmektir.’ Kendini bazı şeylerin içinde yok olmuş gibi hissetmek; kendini, kendinin içinde kaybetmek; yapmayacağın hataları tekrar tekrar yaparken bulmak. En acısı, bu yaptığın hataların sana değil, başkalarına zarar vermesidir. Bence en büyük acı budur. Kendi evinde ruh gibi dolaşmak, kimseye acından, yaşadığın duygu girdabından çıkamadığını anlatamamak, saatlerini bomboş duvara bakarak geçirmek… İnsan önce kendini bulmalı, aramalı ve sevmeli. Değer verme hususunda önce kendine yer ayırmalı. Herkesin ’kendisi’ farklıdır. Biz birini mükemmel görürken, o bilmediğimiz bataklıkta batıyor ve yardım istiyor olabilir. Bazen etrafınıza gülücük saçan herkes ölebilir. Ölmesi kolaydır zaten; kararır, içi yorulur, tükenir. Peki, canlanması? Tekrar içinin bahar olması için bir ömür gerekir. Söylenen bir kelime bile kalbi bin parçaya bölebilir. Bir zaman sonra düzeldim sanarsınız, fakat gerçek bu değildir. Hiçbir zaman eskisi gibi tam sen olmazsın; hep bir parçan eksik kalır. O parça ’güvendir.’ Kırılıp geri gelmeyecek en güzel ve zor duygu güvendir. Seni kıranı ömrün boyunca seversin de, bu kalp bin parçaya ayrıldıktan sonra sevdiğine güvenemezsin. Güvendiğin için kendini suçlarsın. En sonunda onu değil, kendini kaybedersin. Kendini kaybetmenin derinliğinde boğulan bizler, aslında hiç var olmamışız gibi hissederiz ve en büyük gerçek budur: İnsan bazen eksikleriyle yaşamak zorunda kalmaz mı?
Hayata Dair
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Kinayeci Shaw
"Bir davette, büyüleyici bir kadının yanına oturan ünlü yazar Bernard Shaw, kadının kulağına eğilerek fısıldar: "Bir milyon sterlin karşılığında benimle bir gece geçirir miydiniz?" Kadın tebessüm eder ve mahcup bir edayla cevap verir: "Elbette, büyük bir memnuniyetle." Kadının rızasından emin olan Shaw, bu kez soruyu yineler: "Peki bu meblağı on sterline indirsek?" Kadın öfkeyle Shaw'a bağırır: "Sen beni ne sanıyorsun be adam?!" Shaw sakince cevap verir: "Hanımefendi... Sizin ne olduğunuzu zaten anladık, şu an sadece fiyatı tartışıyoruz."
Huzurlu Aile Hayırlı Evlat
Sevgili arkadaşlar, umarım herkes iyidir. Akgül Yayınevi olarak sizlere çok kıymetli bir eserle geldik. Keyifli okumalar diliyorum. Aile, insanlığın en kadim ve en kutsî sığınağıdır. Sevginin ocakta kıvılcımlandığı, saygının sofrada piştiği, umudun çocukların gözlerinde parıldadığı bu kutsal mekânda; birlikte ağlanır, birlikte gülünür, birlikte büyünür. Peki, bu sığınağı sağlam tutmanın, huzurlu bir yuva kurmanın ve hayırlı bir nesil yetiştirmenin sırları nelerdir? Altmış yıllık hayat tecrübesini, yarım asırlık ilmini ve milletine duyduğu derin sevgiyi bu eserde harmanlayan Ali Kılınç; eşlerin birbirini nasıl tamamlayacağını, tartışmaların nasıl sevgiye dönüştürüleceğini, çocukların ruhunu nasıl besleyip geleceğe hazırlayacağımızı sıcak bir dille ve somut örneklerle anlatıyor. Yapboz hikâyesindeki gibi: İnsanı düzeltirsek dünya da kendiliğinden düzelir ama insanı düzeltmek için önce aileyi inşa etmek şarttır. Sevgi, saygı, sabır, sadakat ve sorumluluk... Beş “S” kuralıyla ayakta duran bir ailenin kapısına başarı ve zenginlik de kendi kendine gelir. Eşlerin birbirine emaneti, çocukların anne babaya emaneti ve nesillerin geleceğe emaneti olan değerleri bir arada ele alan kitap; boşanmaların arttığı, aile bağlarının zayıfladığı ve doğurganlık oranlarının Cumhuriyet tarihinin en düşük seviyesine gerilediği günümüzde her zamankinden daha fazla anlam taşıyor. Çocuk yetiştirmenin bir sanat olduğunu, doğum öncesinden başlayan bu sanatın; sevgiyle, sabırla, örnekle ve zaman vermekle mükemmelleştiğini öğreniyoruz. Çocuklarımız ne kadar kıymetlidir? Cevabı Arif Nihat Asya zaten vermiş: Böyle çıtır çıtır çıtırdamazdı ocaklar sen olmasan, Mırıl mırıl ninni bilmezdi dudaklar sen olmasan, Neye yarardı oyuncaklar sen olmasan, Ve soğurdu yavrum kucaklar sen
Edebiyat
Düşünceler...
Her düşünce dile getirilmez belki yeri ve zamanı değildir peki yeri ve zamanı olduğunda niye dile getirmiyoruz?
1000Kitap
İlişkiler içinde kırılır, ilişkiler içinde iyileşiriz. İyileşmenin çözümü ne peki? Açık iletişim. Tıpkı peygamberlerin yaptığı gibi. Efendimiz sav, zanna yer vermemeyi öğütlemiş, kalplerin netlik ve güvenle buluşmasını istemiştir.