Bu kitapta isimler yok, kadın ve adam. 2 Çocukları var ve kitap boyunca, büyük çocuk, küçük çocuk şeklinde görüyoruz: Arkadaşları F. P. C. K. şeklinde anılıyor. Bir ayrılık sürecini erkeğin bakış açısıyla okuyoruz, anlatım dili başta yadırgansa da kitap ilerledikçe insan bu dile alışıyor. Kitabı okurken İlk ve Son dizisini okumak, türevleri yapımlara denk gelmek ilginç bir bütünleyicilik oluşturdu bende. Bir sahafta denk gelerek arkasındaki yazıdan yola çıkarak edindim onu da şu şekilde bırakmak isterim:
Ayrılmak... Günün birinde adam her zamanki gibi kadının eline uzanır, parmaklarını yakalayamaz. Motosikletle giderler, kadın adamın beline sarılmaz. Kadının gülüşleri, tebessümleri artık adama yönelik değildir. Adam kadını anlamak ister, anlayamaz. Beklemek zorundadır, bekleyemez. Kadının cevaplamayı istemediği pek çok soru sorar. Kadın birtakım cevaplar verir. Bunun bir yararı olmaz. Kadın adamı hâlâ sevdiğini söylemektedir. Ama onsuz bir hayata ihtiyacı vardır. Adam tepki gösterir. Yaklaşan değişikliğin kendine de özgürlük getireceğini kendini ikna etmeye çabalar. Kadından vazgeçemez. Açmaza beraberce düşerler, ayrı ayrı debelenirler. Arkadaşlarına koşarlar. Ve hepsinin başından benzer hikâyeler geçtiğini öğrenirler. Bazıları işin içinden çıkabilmiş, bazıları becerememiştir. Adam çıkışsızlığı fark edip öfkelenir. Sabretmeyi, alaya almayı dener ama beceremez. Önce kendini evden dışarı vurur, sonra yazmaya. Soluk almak için yazar. Ortaya kendi kuşağından erkeklerin bir romanı çıkar. Belki kadınların da... ama yok; erkeklerin romanı. Bu romanla Dan Franck 1991'de Renaudot Ödülü'nü alır. Ama her şey geride kaldığında varılan sonuç bu değildir; şudur: Sadece gerçek bir kopuş insanı olgunlaştırabilir.
7 yıllık bir evliliğin, 4 ay içindeki çöküşü. Kısa sürede okunacak,