Entelekyadan yoksun olarak umutsuzluk içinde öleceğim ve kaderin beni dünyaya getirmesinden acı bir biçimde pişmanlık duyacağım. Yine de, hiçbir zaman dünyaya gelmemiş olmaktansa, herhangi bir zamanda dünyaya gelmiş olmayı tercih ederim. Yaşadığım sürece kendi duygu ve bilgi güçlerimi, sık sık kusurlu da olsalar, koruyabilmeyi umuyorum.
İtiraf etmeliyim ki benim ağaçlara olan sevgim, daha çok kendi başlarına bırakıldıklarında oluşturdukları karmaşık içsel manzaralara olan bir sevgidir.
Düz ve ağaçsız yerlerden hep nefret etmişimdir. Oralarda zamanın egemenliği var gibidir, zaman bir duvar saati gibi insafsızca tik tak eder. Ancak ağaçlar zamanı saptırır ya da daha çok bir sürü zaman yaratır: Kimi yerde yoğun ve kesikli, kimi yerde sakin ve dolambaçlı - ama asla isteksizce, mekanik ya da kaçınılmaz biçimde tekdüze değil.