Lachlan Kane, geçmişindeki travmaları geride bırakmak amacıyla deri atölyesinde sessiz bir hayat sürmek isteyen bir deri ustası ve kiralık katil. Önemli bir işi berbat edince yeraltı dünyasından kurtulamayacağını fark ediyor. Lark Montague ise diğer adı Çayır Kuşu, ünlü bir müzisyen. Ailesi ve en yakın arkadaşının mutluluğu tehlikedeyken Lachlan’a gidip özgürlüğü karşılığında onunla evlenme teklifinde bulunuyor. Lachlan’a karşı nefret hissetmesine rağmen bu teklif onun için bir çıkış yolu. Sözde bir evlilik olarak başlayan bu ilişki, Lachlan’ın sahiplenici tavırlarıyla, karanlık ve gizli bir atmosferde ilerleyip gerçek bir aşka dönüşüyor. Ancak her şey göründüğü kadar basit değil zira geçmişten gelen gizli bir düşman, kapılarının önünde bekliyor ve ne pahasına olursa olsun kan dökmeye kararlı.
Serinin bu kitabında karakterlerin iç çatışmaları ve geçmişleri daha çok ön plana çıkıyor. İlk kitaba göre daha fazla detay vardı, bu yönüyle benim için daha akıcı ve anlamlıydı. Fakat bazı kısımlarda klişelere düşmesi ve sakin ilerlemesi zaman zaman sıkıcı geldi. Beklentimi tam olarak karşılamadı desem doğru olur. Karakterlerin arasındaki ilişki yine bana yüzeysel geldi ve ilk kitaptaki gibi kan, cinayet olayları yoktu. Bazı şeyler sırf yazmak için yazılmış ve zoraki olmuş. Yine de son sayfalara doğru temponun biraz artması kitabı toparladı ve okuma isteğimi yeniden canlı tuttu.
Şimdilik serinin üçüncü kitabını almayı düşünmüyorum