Bebeğin çevresi anne veya onun işlevini üstlenmiş herhangi bir anne yedeğiyle sınırlıdır. İkisi arasındaki ilişkiyi etkileyen biyolojik, fizyolojik ve psikolojik birçok etmen vardır. Bazılarında psikolojik olarak kusurlu öğeler egemendir. Yaşamın ilk yıllarında genetik (biyolojik), fizyolojik, psikolojik ve çevresel etmenlerin yarattığı ego yetersizlikleri nesne ilişkilerinde çatışmalara yol açar. Tersine, nesne ilişkilerinde üstesinden gelinemez erken çatışmalar, kendilik ve nesne temsillerinin evrilmesini ve eşlik eden ego işlevlerinin daha olgun düzeylere gelişmesini sekteye uğratır.
Kişi psikanalitik tedaviye girdiğinde analistine bir aktarım geliştirir. Bu psikanaliz için gerekli bir gelişmedir. Çok güçlü hale geldiğinde buna “aktarım nevrozu” ya da “aktarım psikozu” denir. Bu analizde hastanın çocukluğunu yeniden yaşamasının yoludur ve aynı yolla analist hastasının çocukluğuna ilişkin psikolojik gerçekleri öğrenir. Psikanalizin hedefi yavaş yavaş hastanın aktarım nevrozunu çözmektir. Bu gerçekleştiğinde hasta iyileşir.
Her fantezinin ve eylemin birçok anlamı olabilir ama analist için en doğrusu sıcağı sıcağına, hastanın o sırada içinde bulunduğu terapötik sürece uyan yorumun peşinden gitmektir.
Başkalarının kişisel sorumluluklarını gasp etme. Bütün kâinatı emziren bir meme olmaya heves etme. İnsanların büyümesini istiyorsan, kendi kendilerinin ana-babası olmayı öğrenmelerine yardım et.