Yaşam, organik olmayanın içindeki bir ayaklanmadır, cansızın trajik bir atılımıdır; yaşam, canlandırılan ve -bunu da söylemek gerekir ki- acı tarafından harap edilen maddedir. Bunca çırpınmadan, bunca dinamizmden ve velveleden, ancak organik olmayanın istirahatine, unsurların bağrındaki huzura heves ederek kurtulunur. Tekrar maddeye dönme iradesi, ölme arzusunun bizzat zeminini oluşturur. Ölümden korkmak ise o dönüşten çekinmektir, cansızın sessizliğinden ve dengesinden, özellikle dengesinden kaçmaktır.