P.er.a Ba.stard

marjinal "felsefe" tanımlaması=)
Tam da kitapların ve insanların yakılması nedeniyle onsekizinci yüzyılda alçaklıgın içine ölüm korkusu salan felsefe henüz Bonaparte zamanında alçaklıgın safına geçmişti. Sonuçta Comte'un apolojetik (savunmacı) okulu uzlaşmaz Ansiklopedicilerin ardıllannın yerini gasp etmiş ve elini bu eli bir zamanlar geri çeviren herkese uzatmıştır. Eleştiriden olumlamaya doğru gerçekleşen bu başkalaşımlar kuramsal içeriği dokunmadan bırakmazlar; bu içerigin hakikati buharlaşır. Motorize edilmiş tarih bugün elbette bu tür zihinsel gelişmelerin daha da ilerisinde seğirtmektedir ve başka kaygılar taşıyan resmi sözcüler "güneş üzerindeki yerlerini" borçlu oldukları kuramı, henüz kendisini tam anlamıyla fahişeleştirmeden önce tasfiye etmektedir. "Güneş üzerindeki yerlerini" derken Wilhelm Almanya'sının emperyalist bir sloganından kinayeyle söz edilmektedir
Sayfa 11·Kitabı okuyor
Tespit-i Azam
Kötülüğün ilkesi irade gerilimindedir, huzuru yaşayamamaktadır; tıka basa ideallerle dolu, kanaatlerinin ağırlığı altında patlayan ve şüpheyle tembelliği -bütün faziletlerinden daha soylu zaafları- alaya almakla gönül eğlemiş olduğu için, mahvolduğu bir yola, tarihe, o densiz sıradanlık ve kıyamet karışımına girmiş olan bir ırkın Prometheus’vari megalomanisindedir...
Tarih, bir Sahte Mutlaklar Geçidi’nden, bahaneler adına dikilmiş bir tapınaklar dizisinden, zihnin Gayri Muhtemel önünde küçülmesinden ibarettir.
Kendini teorinin prangalarından kurtarıp kendisinin güya ondan üstün olduğu gerekçesiyle düşüncenin kendisini reddeden bir pratik, faaliyet olsun diye faaliyet derekesine inecektir. Böyle bir pratik verili gerçeklik içine mıhlanıp kalmıştır. Şeyleri organize etmeyi seven ve bir şeyi organize ettiğinde, bir şeyler için düzenlediğinde, bu tür faaliyetlerin gerçekliğe fiilen etkide bulma yolunda herhangi bir şansı var mı diye bir an olsun düşünmeksizin önemli bir şey başardıklarını zanneden insanlar üretmeyi sağlar.
İnsanları takıntılı bir biçimde şu tür sorular sormaya yönelten güçlükler bunlar: "Güzel de eğer her yerde engeller varsa ve daha iyi bir dünya yaratmaya yönelik her türlü girişimin önüne set çekiliyorsa, tam olarak ne yapmamız gerekiyor?" Ama gerçek şu ki pratik eylem ne kadar belirsizleşiyorsa, biz de aslında ne yapacağımızı o kadar az biliyoruz; doğru hayatı bulma garantisi --tabii kimseye böyle bir garanti verilmişse- ne kadar azalırsa, böyle bir hayatı yakalama telaşımız da o kadar artıyor. Bu sabırsızlık, genelde düşünmeye yönelik belli bir hınca, teorinin kendisini mahkûm etme eğilimine çok kolay bağlanabiliyor. Bundan sonra da insanlar çok geçmeden entelektüelleri mahkûm etmeye başlıyorlar.