Ne güzel olurdu Denfert' de uyusam,Voltaire meydanında yazsam,Clichy meydaninda müzik dinlesem,Poterne ses peupliers' de sevmişsem,Tombe- İssoire Sokağında karnımı doyursam,Monceau parkı civairinda kitap okusam vs.
sevdiğim kitapları yeniden okuyorum ve yeniden okuduğum kitapları seviyorum ve ister yirmi sayfa okuyayım, ister üç bölüm ya da bütün kitabı, her seferinde aynı tadı alıyorum: bir suç ortaklığı, bir gizli anlaşma ya da daha fazlası, daha ötesi, nihayet bulunmuş bir akrabalığın tadını.
------
okurken kendimi gördüğüm bir cümleydi benim için. sevdiğim şeylere tekrar tekrar dönme arzumun bendeki yansıması. sanırım yeni şeylerle bağ kurmanın zorlaşmasına sebep olan yegane bir nokta.
Uzunca bir süre kendine sığınaklar kurup yıktın: düzen ya da eylemsizlik, başıboş sürüklenme ya da uyku, geceleyin devriye gezmeler, yansız anlar, gölgelerin ve ışıkların kaçışı. daha uzun bir süre kendine yalan söylemeyi, kendini sersemleştirmeyi, kendi oyununa gelmeyi sürdürebilirsin belki. Ama oyun bitti, büyük şenlik, ertelenmiş yaşamın yalancı sarhoşluğu bitti. Dünya yerinden kıpırdamadı ve sen değişmedin. Kayıtsızlık seni farklı kılmadı. Ölmedin. Delirmedin.
"Yaşamanın, harekete geçmenin, bir şey yapmanın pek sana göre olmadığını hissediyorsun; sadece sürüp gitmek istiyorsun, sadece bekleyişi ve unutuşu istiyorsun. Dışarıdaki dünya ve eylem, senin için her zaman gereksiz bir yorgunluk ve hayal kırıklığından ibaret."
Merdivenlere kimse kafa yormuyor artık.Eski evlerin en güzel yeri merdivenleridir..Bugunku binalarınsa en çirkin ,en soğuk ,en saldırgan, en boktan yeri merdivenler.