8/10
·186 syf.··
Beğendi
·
2026 113. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 02 Haziran 2026 00:00
Herkese Merhaba Bugün sizlere Abdulhadi Muradi kaleminden Pergelin İki Ucu kitabının yorumu ile geldim Haziran ayının sıradaki kitabı 2026 yılı basımlı 186 sayfalık bir kitap •Her gün binlerce düşünce geçiyor aklımızdan, binlerce hayal kuruyoruz. Peki, kaçını gerçeğe dönüştürmek için küçük de olsa bir adım atıyoruz? Bugün karşınıza, tam da bu sorunun ortasına bomba gibi düşen, okurken kendimi sürekli Ben bugüne kadar kime evet derken kendime hayır dedim? diye sorgularken bulduğum harika bir kitapla geldim. •Kitap tür olarak tam bir kişisel farkındalık ve içsel dönüşüm rehberi. Ama öyle klişelerden tamamen uzak. •Beni en çok vuran kısımlardan biri Pergel Teorisi oldu. Yazar diyor ki; insan hayatta bir pergel gibi olmalı. Bir ayağını kendi değerlerine, kalbine, yani merkezine sağlamca sabitleyeceksin ki, rüzgarda savrulan bir sonbahar yaprağı gibi oradan oraya sürüklenmeyesin. O sabit ayak orada durdukça, diğer uca ufukları, dünyaları, yeni yolları keşfetme özgürlüğü doğuyor işte. •Bir de o kaçışlarımızla yüzleşme anı var... Kaçtığımız ne varsa bir gün karşımıza çıkar, çünkü ruh yarım kalan hiçbir duyguyu unutmaz satırını okuduğumda durup uzun uzun düşündüm. •Kendinize bir iyilik yapın ve pergelin o sabit ayağını bulmak için bu yolculuğa bir şans verin. Yazarımızın kalemine sağlık Okumayı ihmal etmeyin im t u b i s ʚĭɞ
Pergelin İki UcuAbdulhadi Muradi · Kam Yayınları · 20262 okunma
10/10
·248 syf.··
Beğendi
·
2026 24. kitabı
1=Tepe Sarayburnu: (Ayasofya Topkapı sarayı ve Sultanahmet Camii) bulunur. öncesinde Ana tanrıça tapınağı, Artemis tapınağı Ve Mitra Dini izleri burada yer alır .Kutsal tepelerden biridir. Yerebatan sarnıcı da bu bölgede gezgin Petrus Gillius tarafından ortaya çıkarılmış İstanbul’da 60’ın üzerinde sarnıç var. 2=tepe Çemberlitaş: Üzerinde güneş tanrısı bulunurdu. Nuruosmaniye camii ile taçlandırıldı. 3=tepe Beyazıt: dev boyutlu zafer takı bulunurdu. Boğa meydanı Forum Tauri Pluta ve Hera tapınakları yine bölgede yer almıştır. şu anda Beyazıt ve Süleymaniye camii yer alır 4=tepe Fatih camii: on iki tanrı tapınağı on iki havari kilisesi yer alır şu anda Fatih cami süslemektedir. 5=tepe yavuz selim: Maria Pammakaristos kilisesi yer almıştır Fethiye cami ve bir kısmı müze yapılmıştır. Ayrıca bölgede yavuz sultan selim camii bulunur. 6=tepe Edirnekapı: En yüksek tepe Blakhernai sarayı tekfur sarayı ve kariye kilisesi bulunur 7=tepe Koca Mustafa paşa: Mokios sarnıcı ve Acadius sütunu bulunur. Aya Andrea Entikrisi kilisesi yer alır. şu an apartmana dönüştürülmüştür. Önemli bilgi : İstanbul ve Roma Yedi tepe üzerine kurulmuştur. Kehanetlere konu olmuş seçilmiş kutsanmış bir şehirdir.7 kutsal sayı olarak ifade edilir. 1=360 yılında Konstantin’in oğlu Konstantius tarafından inşa edilmiş Megale Ekklesia (Büyük Kilise ) adı verilmiştir. Aziz Yohannes Khrysostomos’un halk üzerindeki etkisine kızan imparatoriçe AElia Eudoxia imparator Arcadius kışkırtmış galeyana gelen halk tarafından kilise yakılmıştır. 2=415 yılında II Theodosius mimar Ruffinos yeniden inşa ettirmiş 13 ocak 532 de Nika isyanıyla yıkılmıştır. Justinyanus kaçmayı düşünmüş eşi kraliçe Theodor’a sayesinde Got süvarileri isyancıların üzerine salınmış tarihçi Prokopius göre 30bin isyancı kılıçtan geçirilmiştir.(Bizans’ta
Ayasofya'nın Gizli TarihiErhan Altunay · Beyaz Baykuş · 20161,668 okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Dokunmadan
8/10
·320 syf.··
2026 5. kitabı
Kitabı bitirdim, elime aldım. Yazdım, sildim sonra tekrar yazdım. Ne yazsam yeterli olmayacakmış gibi hissettirdi bana. Daha önce Nermin Yıldırım okumamıştım ve nihayetinde aldım. İlk okuduğum ve kesinlikle son olmayacak kitabı Dokunmadan oldu. Ama bu kitap bana fazlasıyla dokundu. Kısaca konusundan bahsetmek gerekirse Adalet bir hastalık sonucu öleceğini öğrenen bir genç kadındır. Adalet öleceğini öğrendikten sonra tıpkı bir ilmek söker gibi hafızasını zorlayarak işediği ilk günahı hatırlar ve bunu telafi etmek ister. Böylece en yakını olan Hülya ile olan hem iç hem dış yolculuğu başlamış olur. *Bundan sonrası SPOİLER içerir* Adalet daha çok küçük. Annesine sarılmak istiyor onu öpmek istiyor. Ama annesinin obsesif kompulsif bozukluğu var sürekli banyoda, Adalet ne zaman ona dokunsa kusuyor. Zaten babası ölmüş olan Adalet annesinden de sevgi alamaz. Aslında burda başlar Adalet'in dokunmadan yaşaması. Sadece fiziksel olarak değil kimsenin hayatına hatta kendi hayatına bile dokunmadan yaşar. Ama her zaman bunun suçluluğuyla yaşar. Yardıma ihtiyacı olan bir omuz görür, elini kaldırıp dokunmak ister ama yapamaz. Yine suçlanır. Zaten Adalet'in en iyi yaptığı şey kendini suçlamaktır. Çevrede olan tüm olaylardan, yaşanan 3. sayfa haberlerinden kendini suçlayarak yaşar. Yıllarca defterine bu haberleri not eder. Ansızın bir rüzgar gelir Adalet'e o haberlerdeki ölen insanları hatırlatır. Öğürür Adalet her rüzgar geldiğinde ama kusamaz. Kussa rahatlayacaktır ama rahatlayamaz. Rahatlamaması lazımdır çünkü hangi yaşanana engel olabilmiş ya da hangi küçük kızı başına gelen felaketten kurtarabilmiştir? Otobüse bindiğinde ona kötü yolla yaklaşan adamlara bir şey diyebilmiş miydi? Ya da başkasına yapıldığını gördüğü zaman sesini çıkarabilmiş miydi? Üst komşusu kadının kocasından
DokunmadanNermin Yıldırım · Hep Kitap · 201711,6bin okunma
Puan vermedi·192 syf.·
2026 7. kitabı
• “Şükür, pişirilmekte olan bir yemeğe eklenen tuz ve baharatlar gibidir. Yemek ne kadar faydalı gıdalardan oluşursa oluşsun baharatlarla zenginleştirilmediğinde damağa lezzetsiz gelecektir.” “Murat Menteş'in Ruhi Mücerret kitabında geçen güzel bir söz var: "Kaderini çizerken cetvel kullanamazsın." Kendi kaderimizi kendimiz çizemiyoruz. Ancak kaderimizi yorumlamaya gelince orada cetvel de kullanabiliriz, pergel de... Kırışıklıkları ortadan kaldırmak için gerekirse ütü de yapabiliriz.” “İnsan âdeta bir akort varlığıdır. Çünkü o, telleri ha bire kayan, sürekli akordu bozulan bir yapıdadır. Okuduğumuz kitaplar, karşılaştığımız hadiseler bizi akort eder. Konuştuğumuz ve dinlediğimiz cümleler bizi akort eder. Sürekli ve yeniden kendimizi toparlamamız, bize uygun bir akort ayarı bulmamız gerekir. İnsan eski bir akortla yola devam edemez.” Yazar, mutluluğun tesadüfi, kendiliğinden ya da sadece dışsal başarılarla elde edilen bir durum olmadığını; aksine bilinçli bir çaba, ahlaki duruş ve içsel farkındalıkla inşa edilen bir hâl olduğunu savunuyor. Mecit Ömür Öztürk’e göre mutluluk: Sürekli haz almak değildir. Acının yokluğu değildir. Maddi imkânların doğal sonucu değildir. Bunun yerine mutluluk: anlam duygusuna sahip olmak, hayatla sağlıklı bir ilişki kurmak, insanın kendisiyle barışık olması ve değer temelli bir yaşam sürmek ile mümkündür. Mutluluğun İnşası, “nasıl daha mutlu olurum?” sorusuna hızlı reçeteler sunmuyor. Bunun yerine şu soruyu soruyor: “Nasıl bir insan olmalıyım?” Bu yönüyle kitap: Yüzeysel kişisel gelişimden uzak, derinlikli, düşünceye dayalı bir mutluluk anlayışı sunuyor.
Mutluluğun İnşasıMecit Ömür Öztürk · Timaş Yayınları · 2026184 okunma
Ayrılmak Zamanı
10/10
·384 syf.··
2026 2. kitabı
·
15 günde okudu
·
Okunma: 01 Ocak 2026 03:07
Hayat hep bağ kurmak ve ayrılmak üzerinde kuruludur diyor Tuba Karacan Başlamak sonlandırmak ve tekrar başlamak. Adeta bir sarmal gibi… Her insanın hayatında mutlaka yaşadığı ayrılıklar vardır, örneğin; sevgiliden ayrılma, doğumla beraber anne rahminden, o güvenli yerden ayrılma, bir çocuğun mezun olduğu okuldan ayrılması, bir şehirden ayrılıp başka bir şehre, doğduğumuz o evden ayrılıp yeni bir eve taşınma, ölüm ile gelen ayrılıklar… Bu kitabı okuyanlar sadece biten sevgili ilişkisini okumayacak, aynı zamanda biten ilişkilerin yada başlayan ilişkilerin, bugün olan her kopuşun yada bütünleşmenin temellerinin atılan yegane yerin doğduğu ev olduğunu ve atılan o temellerin kırılganlığının yada gücünün de etkisinin aslında oradan geldiğini fark edecek. Bu kitabı okuyanların yine fark edeceği başka bir konu; bulunduğumuz yeri terk etme cesaretini gösteremezsek yeni bir başlangıcın olmayacağını, hayata dair güçlenmenin yegane şeyin acı da olsa yaşanan ayrılıkların acısını tatmak zorunluluğunu, bazen tamamlanmak için eksilmemizin gerekli olduğunu fark etmemizi, hayatımızda yeni yollara çıkmak için ayrılıkların olmazsa olmazın gerçekleriyle yüzleşerek. 25. Sayfada: “Ebeveynleriyle kurduğu ilişkide en alacaklı hissedenimiz en kusursuz ilişkiyi arayacaktır.” diyor. Yani sevilmesi, kabul görmesi, onaylanması gereken yerde sevilmemiş, kabul görmemiş ve onaylanmamışsa insan ruhunda bitimsiz bir boşluk ve yoksunlukla hep kusursuzluğun peşinden koşacaktır diyor Tuba Karacan Ama ne nafile ki kusursuzluk diye bir şey yok bunu fark etmek var. Kitap imkansız aşklara dair, veda etmeden sessiz sedasız biten ilişkilere, dijital ayrılıklara, aniden ortadan kaybolan sevgililere, kavuşmadan ayrılan ilişkilere, ideal partner arayan kişilerin aslında öyle birinin olmadığının gerçekliğiyle
Ayrılmak ZamanıTuba Karacan · Everest Yayınları · 202541 okunma
Puan vermedi·228 syf.··
Beğendi
·
2022 29. kitabı
Altını kısın,zira suyun dahi sükûnetle kaynamaya ihtiyacı var...Kaynadığında çayınızı "demler",dilerim,içtikçe okur,okudukça "demlenirsiniz"... Ocağımda,seve seve,teslim olup âh etmeden Duruşumu hayra yor -ki,taşmasam da coşmadayım... "Ey Sel! Hâlin nice!" diye,hatırımdan suâl eden!... Vuslat yüklü ayrılıkta,ağır ağır pişmedeyim... Allahım!...Bu kitabı okuyan herkes,Sen'den bir haber alsın,Sen'i tekrar düşünsün,Sana daha çok yaklaşsın...Kudret Sen'indir.Bu kitabı eline alan,okuyan ve okutan kimseler;hiç ummadıkları hayırlar içinde kalsınlar da,Sen'in yolunda,Sen'in uğrunda darmaduman,pesperişan olsunlar.Özellikle ve öncelikle,"Bu ne biçim duadır?" diyen kulların için,kabul eyle Âllah'ım! Âmin... Allaha sığınırım.Kendini herkesten üstte ve ötede gören kişinin yeri,kibir çukuru...İlginçtir,öyle sinsi ki,farkında bile olmadan içine çeker insanı...Bakıyorum,bazen çok hizmetli ve fedâkâr nice insan,daha az hizmet etmekte olan,daha az fedâkârlık edebilmiş bulunan başkalarını yererek,bu çukura düşüveriyor. Oysa ümitsizlik,yüzde yüz düşmenin,inanan bir insana haram olduğu bir çukurdur.Müslüman ümitsizliğe yaklaşır belki,hatta belki çok yaklaşır bazen,ama aslâ içine düşüp kalmaz.Ümitsizlik,kâfirlere hastır... Başını yardığı vakit,Leylâ'dan yüz çeviren Mecnûn'un mecnûnluğu yalandır.Mecnûn o kişidir ki,Leylâ kendisine ikram ettiğinde de,kaş çattığında da,Leylâ der,gezer... "Asl-ı Hayy'ım...Nesl-i Hû'yum...Asl-ı Hâr'ım...Nesl-i Su'yum...Ey Yâr! Hadi! Hiç ayrılmayasıya gözlerine daldır...Ki köşk,ırmak,olmasa ne gamdır...Mâdem sordun,bile bile...Murâdın söyletmekse...İşte,adım:Nesl-i Yâr'dır... Alnımda böylesine etiketten ibaret kalmışken ümmetlik,nasıl olur da,"Yâ Rasûlallâh!Ben,Senin ümmetindenim!Bana da şefaat et..."derim!? Arkamdan er kesilip,gıybet düzen âdemin, Yüzü
İmameyi Yaktı AteşNeslihan Nur Türk · Erkam Yayınları · 201776 okunma