Zamansız 365. Gün & Kitap Okuyan Peri
Şu hayattan öğrendiğim bir ders varsa o da asla "asla" dememek gerektiğiymiş. Bundan tam bir sene evvel "ben asla şöyle böyle yapmam !" tadında sert cümleler kuran biriydim. Sonra hayat bana kurduğum cümleler kadar sert bir tokat vurdu...ve bu hayatım boyunca yediğim en güzel dayak oldu. - 26 MART 2023 / Akşam Saatleri - Kendimi bildim bileli benim için birkaç önemli şey vardır hayatımda; Resim Çizmek, Müzik Dinlemek, Film İzlemek ve en ihtiyaç duyulası olan Kitap Okumak. Bir insan kitap okumuyorsa o insan ne yazık ki gözümde cahildir. Bu gerçeği kimse değiştiremez. Kötü filmler izlersen, kötü film zevkine sahip biri olursun. Resim çizemiyorsan, kötü resim yeteneğine sahip biri olursun. Ancak kötü kitaplar okusanız bile bir zaman sonra iyi kitaplara yolunuz düşer ve kendinizi geliştirirsiniz. Dönüp baktığınızda "lan ben bunları mı okuyormuşum ?" dersiniz. Kitaplar benim için bu yüzden çok önemlidir. Bir insan kitap okuyorsa ben o insana aşık olurum zaten. Fakat daha tehlikeli bir şey varsa o da benden daha çok kitap okuyan, daha çok edebiyata aşık olan birinin hayatıma "LAPS !" diye girmesidir. Bundan tam 365 gün evvel ben yine asla içerikli cümleler kurduğum zamanlarda "zaafım olmaya lâyık" diyebileceğim biriyle tanıştım. Onun hem "fiziksel" hem de "fikirsel" olarak imkansız biri oluşu benim hayatımın bir kısmına eşlik edeceğinin işaretiymiş aslında. Günlük hayatta "Peri" dediğimizde aklımıza gelen tabirde masallardaki kanatlı, ışıltılı, parlak küçük canlılar gelir. Ancak benim 365 gün evvel tanıdığım bu Peri Kızı, diğer perilerin aksine çok çok fazla kitap okuyan, gözlüklü, güzel ve "Ulan neden bu normal insan gibi, neden diğer perilere benzemiyor, kanatları nerede ?" benzerindeki soruları da beraberinde getiren biriydi. Gel zaman git zaman Peri kızının kalbini
Cahide Sonku, zirveden bulaşıkçılığa
Asıl adı Cahide Serap’tı. Sinema tarihimizde ulaşılması zor ilklerin sahibiydi. İlk kadın stardı; ilk kadın film yönetmeniydi; ilk kadın film yapımcısıydı. Türk Marlene Dietrich’i de denilen Cahide Sonku; sinema dünyamızda zirveyi ve batağın dibini gören en ünlü isimdi. Yeşilçam yapımı İhtişam ve Sefalet’in kadın başrol oyuncusuydu, denilse de doğruydu. Cahide Sonku (1916-1989); o dönem toprağımız Yemen’in Sana kentinde doğdu. Bir asker ailesinin ferdiydi. Dedesi Çorapsız İbrahim Paşa; 7. Ordu Komutanı’ydı. Babası; Yüzbaşı Necati Bey’di. Babası; dedesinin emrindeydi. Birinci Büyük Savaş’ta Yemen elimizden çıkınca; aile, İstanbul’a döndü. Cahide; 3 yaşında İstanbul’da dünyayı tanımaya başladı. Ama çocukluğu ve ilk gençliği acı, yokluk, sevgisizlik ve evsizlikle geçti. Babası Necati Bey yakışıklı ve çapkındı; gözü dışarıdaydı; ata servetinin verdiği güvenle Pera’da tatlı hayat sürmek gayretindeydi. İki çocuğunu ve genç karısını kendi başlarına bırakıp kayıplara karıştı. Annesi; büyük babanın Fatih’teki ahşap konağına yerleşmek zorundaydı. Hiçbir geliri yoktu; dikiş parasıyla da çocukların masrafları karşılanamazdı. Anne, kocasından boşandı. Aile; hep erkek çocuk sahibi olmayı düşledi. İlk çocuk haberi aldıklarında adını Mücahit koydular. Ama gelen kızdı; adı, Candan oldu. Cahide’de de erkek beklentisi içine girildi: O’nun da ismi Necdet idi. Yakışıklı ve çapkın Yüzbaşı Necati Bey; yine hayal kırıklığına uğradı. Dede Çorapsız İbrahim Paşa’nın vefatından sonra felaketler üst üste geldi. Ahşap konak içindeki eşyalarla yandı. Aile hayatını güçlükle kurtardı. Sokakta kalmışlardı. Bir süre akrabalarının yanına sığındılar; kirası ucuz evlerde yaşadılar. Babası; Cahide ve ablasını yanına almayı önerdi. Ama reddedildi. Zavallı dul anne, dikiş dikerek iki kızına sahip çıkmaya
Sinema
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Genel Kültür, İdealizm, Materyalizm…
_Evrimsel Psikoloji_ _Beynimiz evrimleşiyor. Artık, mağara adamları gibi kadınların başına vurup saçlarından sürüklemek yerine kulaklarına güzel saçmalıklar, boş şeyler fısıldıyoruz. Çağ’a uyum sağlayamayan medeniyetsizler ise doğal seçilimle elenmeye başlıyor. _Evrimsel psikoloji, insanın sinir sisteminin doğurduğu davranışların evrimsel süreçlerin ürünleri olduğunu ileri süren bir ilkeler bütünüdür. İnsanın zihni ve davranışları bir takım tabii ilkeler doğrultusunda, rastgele değil belli bir amaca yönelik ve kendi içinde tutarlı şekilde oluşmuştur. İnsanın hangi psikolojik özelliklerinin, ne tür bir uyum geliştirdiğini, yani doğal seleksiyon veya cinsel seçilimin işlevsel sonuçlarını tespit etmeye çalışır. _Evrimsel psikologlar, insan davranışlarının birçoğunun, insanın atalarının yaşadığı çevre ve ortamlarda kendini tekrarlayan sorunları çözmek için evrilmiş olan psikolojik uyumların bir ürünü olduğunu savunurlar. _Erkek olarak bir yılda yüzlerce kadını hamile bırakabilme kapasitemiz varken kadınların bir yılda sadece bir kişiden genetik miras (çocuk) yapabilme imkanı olduğu için kadınlar seçici. Evrimin kadınlara dayattığı yılda bir kez çocuk doğurabilirsin o yüzden en sağlam güçlü adamı bul ve sakın ahlaksız olma. Eğer itibarsız bir kadın olursan tercih edilmeyebilirsin. Erkeğe, yürü koçum dilediğin kadar kadına sahip ol, en güçlü sensin. _Başarı, doğru eylemlerin sonucudur. _Evrimsel gerçeklik, ancak üreme ve hayatta kalma başarısına katkısı oranında önemlidir. Mantığımız, doğru olanı değil, uyum sağlayan kanıyı doğru bulmak üzere evrilmiştir. Hataların, geçmişte insanların hayatta kalma ve üreme başarısına sağladıkları faydalar dolayısıyla, günümüzde hâlâ var olan adaptif eğilimlerden kaynaklandığı”dır. __ _Çekicilik_ _Güzelliğin, bilimin inandığının aksine
Cumhuriyetin 100. Yılı
Agarta-Şambala, Anunnaki, Elohim
_Agarta, tanrısal üstün ırk Aryanların yaşadığı iddia edilen yer altı imparatorluğudur. Başkenti ise Şambala’dır. Agarta iyiliği, Şambala kötülüğü temsil eder. Dünyada yaşanan tüm olayların Agarta-Şambala mücadelesinden ibaret olduğu iddia edilir. Agarta, teozofik ve ezoterik kaynaklara göre önceki devrenin sonlarına doğru Mu ve Atlantis' ten göç eden bilim rahipleri tarafından kurulmuş yeraltı organizasyonlarıdır. Önceleri beşeriyetle açık temas halinde olan bu organisazyon, bu "devre"nin koşullarından ötürü gizlenme gereği görmüş ve ikamet yeri olarak birbirinden tünellerle bağlanan, dağlar içindeki yeraltı kentlerini tercih etmiştir. Rene Guenon'a göre, bu durum en çok, Türkler' in yaşadığı Orta Asya'da görülmektedir. Kimi yazarlara göre, Göktürk, Uygur ve Hun masallarındaki, "ataların kutsal mağaraları" ve bir mağaradan geçilerek ulaşılan "gizli ülke" inanışında Agarta'nın sembolizmi bulunmaktadır. Tibet tradisyonlarına göre, Agartalılar şimdiki devrenin sonunda dışarı çıkacak ve Agarta' nın lideri yeryüzündeki menfiliği yenecektir. _Başkenti Şamballa olan bu imparatorluğun yöneticisi doğuda “Dünyanın Kralı” olarak bilinir. Doğuda Tibet ve batıda Brezilya, dünyanın iki ayrı ucunda tünel şebekelerine sahip iki ülkedir. Firavunların, bu tüneller aracılığıyla yeraltında tanrılar veya üstün varlıklarla temas kurabildiği iddia edilir. Ergenekon'un merakla beklenen iddianamesinde örgütün 600 yıllık bir tarikat geleneğinden geldiği ve adının Agarta olduğu ifade edildi. Mısır tanrıları ve krallarının dev heykelleri ile doğudaki Buda heykellerinin, insan ırkına yardım etmek üzere yerüstüne çıkan bu üstün ırkı temsil ettiğine inanılır. İddialara göre, Hz. Nuh gerçekte bir Atlantisli idi ve Atlantis sulara gömülmeden önce kurtarılmaya değer bir grup insanı bu felaketten
Düşünce
Bir varmış bir yokmuş oysa o günden sonra masalı anlatanlarla masalı dinleyenlerin başına Gökten üç elma düşmesi kadar yaşayamadıkları bir mucizeye şahit olmaları bir yana pirelerle oy kullanmalarına dahi hiç gerek yokmuş.. Çünkü o günden sonra kanatsız bir perinin doğasıyla yazdığı gerçekle özdeş anlatılmamış saklı bir masal varmış... Peri olmasına rağmen şehir hayatından insanlardan derin bir içsel boşluğa düşercesine sıkılmıştı buna rağmen kitaplarla olan bağını hiç koparmamıştı..Sahafların raflarında yetim gibi duran kitapları okumakla kalmıyor aynı zamanda kokusunu kendine özgü bir simya yeteneğiyle birleştirip eşi bulunmaz çok özel bir parfüm hazırladığı herkesçe bilinen gerçekti... Kendi güzelliği bir yana çevresindekilerin imrenerek bazende kıskançlıklarından dolayı onu dedikodularla gizliden eleştirdiklerini bildiği halde umursamaz onlara takılıp zihnini yormazdı..Okuduğu bir kitapta acem ülkesindeki peri adasını duymuş imkansızlığını bildiği halde bir yolunu bulup gidip görmesi gerektiğine o anda karar vermişti...Bilgelikle dokunmak istiyordu ordaki taşların kumların renklerine..Artık düşlemek ona yetmiyordu böylesine uzak bir mesafe uçarak gitmesi gerekiyordu yanına erzak katık almak bir yana çaresizlik içinde kaybolan kanatlarını anımsadı geri getirmesi imkansızdı.... "Peri, ilk fırsatta yeşillikler ve kuş sesleri arasına saklanan mavi göle gitti. Ayaklarını suya doğru uzattı. Kendini yanlız sanıyordı taki..Su, onun ayaklarını balıklarla gıdıklarcasına okşayana kadar... Peri, fısıldayarak suyla konuşmaya başladı. ‘Seninle konuşabildiğim için çok mutluyum’ dedi. ‘Sen benim tek dostumsun.’ Su, ona cevap verdi. ‘Ben de seninle konuşabildiğim için çok mutluyum. Sen benim tek perimsin.’ Peri, gülümsedi. ‘Senin yanında kendimi daha özgür hissediyorum.’ Su, onu
BAŞLIK YOK SİZ KOYUN ADINI ;)
Ruhumun kanatları kırılmış bir kuş kadar yaralı Adımlarımsa ağır aksak, Ama bir o kadar da kendinden emin hayata karşı... İnancım çok büyük, inancım taze! Dualarıma yürekten amin diyenim, benden daha çok bana dua edenim var ya sırtım yere gelmez artık asla! Yer gök bile dua üstüne kurulmuşsa, benim dualarım kabul olacak elbette zamanla. Kıymetin bilindiği diyarlarda yer edineceğim kendime, gördüğümden daha çok kıymet vereceğim beni isteyene. Yaradılanı seveceğim her şeyden önce, yaradanın emaneti bilip hiç incitmeyeceğim böylece. Zaten insan olmanın özü bu değil mi sence? Değer vermekten geçer insan olmanın yolu. İnsanca yaşamak için kıymeti bilinmeli nefes alan her canlının. Kimseye haksızlık etmeden, kimsenin haksızlığına boyun eğmeden yaşamalı hayatı. Ömür akıyor ve insan denen organizma yaptıklarından değil, en çok yapamadıklarından pişmanlık duyuyor. Aç gözlü olmak mı bu bilemedim? Derin düşünmeye gerek göremedim. Kendimce şöyle yorumladım; hayat bir açık büfe ise ve insanoğlu açsa yapılacak belli değil mi? Hadi hadi itiraf edin hanginiz açık büfeden tek çeşit yiyecek alarak doymak istersiniz ki ? Ben istemedim ! Kaliteden ödün vermemek kaydıyla yeteri kadar aldım tabağıma dünyanın nimetlerinden. Bolca kitap okudum mesela, müzik hayatımda en baş köşede, korksamda 🙈 başını okşadım bir köpeğin, denize bıraktım kendimi, ormanın kalbinde aldım nefesimi, dalından koparmadım hiç bir çiçeği. İnsanı sevdim dil, din, ırk, görüş ayırmadan. Bazıları yer etti hayatımda, bazılarına yol verdim ama kırmadan. Dostlar koydum kalbimin en kıymetli yerine, derdini derdim bildim gittim yanına öylece. Aileme hiç sırt dönmedim mesela ve onları üzmemek adına kendimi bile sakladım çoğu sıra. Çok severim insanları dinlemeyi, bunun için öğrendim empatiyi. Her empati bir başka insana ait
1000Kitap