Nesta, “Rhysand bebeğin kanatlarının olmasını istemedi mi?” diye sordu. Cassian yemeye devam etti. “Öyle değil. Bebeğe uçmayı, rüzgârı ve gökyüzünü bizim gibi sevmeyi öğretmek onun için, ben, Az ve Feyre için de büyük bir keyif olacak. Sorun doğumda.” “Anlamıyorum.” “Kaç tane yarı-Illyrialı ile tanıştın?” “Sanırım sadece Rhys.” “Çünkü son derece nadirdirler. Ama Rhys’in annesi Illyrialıydı. Illyrialı kadınlar toplumları dışında nadiren evlenir ve çoğalırlar. Illyrialı erkekler çok daha sık yapıyor ya da en azından orada burada sevişiyor ama yavruları nadiren görüyorsun.” “Neden?” “Illyrialı dişilerin, kanatları olan çocuklar için özel olarak şe­killendirilmiş bir pelvisi var. Ulu Peri dişileri bunu yapmaz. Ve bir çocuğun kanatları olduğunda, doğum sırasında sıkışıp kala­bilir. Çoğu zaman dişi ölür, bebekler de onlarla. Bir dişinin leğen kemiğini kırıp doğum için genişletmek dışında, büyünün bir faydası olmaz. Bebeği her halükârda öldürebilir.” “Feyre ölecek mi?” Sözleri bir fısıltıydı. Bir kalp atışı boyunca, kinin, öfkenin, acının her zerresi kayboldu. Saf, açık panik onun yerini aldı.
Nesta ve Cassian·Kitabı okuyor
Alıntı
Lalla Rookh
Ateşperestlerden "Ne kadar tatlı," dedi titreyen hizmetçi, Kendi nazik sesinden korkan, O kadar uzun süre sessizce durdular ki, O sakin sele bakarken— "Ay ışığı ne kadar tatlı gülümsüyor Bu gece şu yapraklı adada! Hayal gücümün gezintilerinde sık sık, Keşke o küçük adanın kanatları olsaydı, Ve biz, onun peri masalları arasında, Bilinmeyen denizlere sürüklendiler, Hiçbir nabzın atmadığı, sadece bizim nabzımızın attığı yerde, Ve yalnız yaşayabiliriz, sevebiliriz, yalnız ölebiliriz! Zalimlikten ve soğuktan uzakta,— Sadece meleklerin parlak gözlerinin olduğu yerde Etrafımıza gelip bakmalı Çok saf ve yalnız bir cennet. Bu dünya sana yeter mi?”— Şakacı bir şekilde döndü, böylece o görebildi Yanaklarında beliren geçici gülümseme; Ama ne kadar kederli olduğunu fark ettiğinde Gözleri onun gözleriyle buluştu, o gülümseme kaybolmuştu; Ve yürekten gözyaşlarına boğularak, "Evet, evet," diye bağırdı, "her saat başı korkularım Rüyalarım fazlasıyla doğru çıktı— Bu gece sonsuza dek ayrılıyoruz! Biliyordum, biliyordum ki bu böyle devam edemezdi— Parlaktı, cennet gibiydi, ama artık geçti! Ah! Çocukluğumdan beri hep böyleyim,
Sayfa 48 - Thomas Moore·Kitabı okudu
Alıntı
Reklam
Ölüm duygusu, geceleyin yumuşacık bir fısıltı veya yüzünü okşayan peri kanatları gibi geldi ona.
Edebiyat
Belki de sadece kendisinin görebildiği bir periydi…. Kanatları olan ,elinde tuttuğu sihirli sopasıyla yardıma gelmiş kalbi iyiliklerle dolu bir peri ….
Sayfa 81·Kitabı okudu
Işık o kadar parlak hâle geldi ki zemin çatırdadı ve kolye Davien'in ellerinde paramparça oldu. Ellerindeki kelepçeler toza dönüşüp üzerine döküldü ve ayağa kalkıp şimdiye dek hic görmediğim kadar dik durdu. Yaraları iyileşti ve kanatları tamamlandı, artık yırtǰk pırtık değillerdi. Gözleri yeşilin gelmiş geçmiş en parlak tonuna bürünmüştü. Ve Boltovun boğazıma inen pençelerinden önce gördügūm son şey o gözler oldu.
Alıntı
Ölüm duygusu, geceleyin yumuşak bir fısıltı veya yüzünü okşayan peri kanatları gibi geldi ona:Ölüyorum ben
1000Kitap
Reklam
Reklam