Peri Bulcay

Peri Bulcay
@peribulcay
6/10
·282 syf.··
2023 4. kitabı
·
25 saatte okudu
·
Okunma: 12 Ağustos 2023 14:20
Matt Haig’ın, yayımlandığı 2020 yılında Goodreads’in yılın en iyi romanı ödülünü alan ‘Gece Yarısı Kütüphanesi’ romanını az önce bitirdim. Roman keyifli, vermek istediği mesaj kıymetli; ama öngörülebilirdi. Şaşırmadım; ama okurken keyif aldım. Kitabı bir şeye benzetecek olsaydım motivasyon amaçlı tedx konuşmalarına benzetirdim. Bu konuşmalardan oldukça fazla etkilenen hayalperest bir yapınız varsa kitabı mutlaka okuyun, eminim çok seveceksiniz. Daha realist bir yapınız varsa kitap beklentilerinizi karşılamayacaktır. Beklenti demişken; Matt Haig sadece pişmanlık ve beklentiye bakış açılarını deneyim yoluyla değiştiren Nora Seed karakteri üzerinden bir tür şükür motifi yaratmaya çalışmış. Çok çok özünde diyor ki; yin ile yang kuramının anlattığı gibi her iyinin içinde kötü, her kötünün içinde iyi vardır ve ancak emek vererek oluşturduğun şey senin için en güzelidir. Bilmiyorum.. Kitapta en çok sevdiğim detay sanırım Hugo ve Nora’nın araflarının farklı olması ve beynin algılayamadığı boşlukları kendi haznesinden doldurmasına yapılan göndermelerdi. Okuduğuma pişman olmadım, bitirmek zor olmadı, yormadı, şaşırtmadı, iyi hissettirdi. Ama bungee jumping değil de klasik müzik dinletisi gibi… İyi okumalar..
Roman
Gece Yarısı KütüphanesiMatt Haig · Domingo Yayınevi · 202598,7bin okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Beynin İşletim Sistemi
7/10
·256 syf.··
Beğendi
·
2023 3. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 29 Temmuz 2023 17:43
UCL ve MIT’de bilişsel sinirbilim profesörü olan Tali Sharot tarafından kaleme alınan, ilk kez 2017 senesinde yayımlanan “Başkalarının Aklı” (The Influential Mind) kitabını az önce bitirdim. Deneyimlerimi sıcağı sıcağına paylaşmak isterim: Kitabı ilk aldığımda retorik üzerine bir yolculuğa çıkacağımı düşünmüştüm; ancak profesör Tali’nin esas amacının nöroloji ve psikoloji sahalarında elde ettiği deneyimlerle beynin işletim sistemini inceleyerek bizlere bir çeşit empati mekanizması geliştirmek olduğunu kısa sürede farkettim. Empati mekanizması geliştirmenin yöntemlerinden biri de kendi beynimizin işleyişini anlayabilmekten geçer. Bu yolu geçmeden başkalarının beynine sirayet etmek mümkün olmayacaktır. Mevcut inançlar, duygu, teşvikler, eylemlilik, merak, ruh hali ve başkaları başlıkları altında beynin işletim sistemini oldukça güçlü deneysel örneklerle inceleyen yazar, (belki de kitabı yazabilmesini sağlayan deneyimlerin ve bilgilerin de etkisiyle ) okuyucusunu kitapta verdiği bilgilere hemen ikna ediyor. İnsan “acaba yöntemleri şu an benim üzerimde kullanıyor olabilir mi?” diye düşünmeden edemiyor. “Mevcut İnançlar” başlığında, kanıtların inançları değiştirip değiştiremeyeceğini, değişim için izlenebilecek yöntemleri, “Duygu” başlığında aya gitmeye ikna olacak motivasyonu nasıl kazanabildiğimiz üzerinden duyguların kararlar üzerindeki etkisini, “Teşvikler” başlığında insanları harekete geçirmek için hangi şartlarda hangi yöntemlerin teşvik edici olabileceğini, “Eylemlilik” başlığında boş vermenin ve kontrol isteminin davranış/kararlarımız üzerindeki etkilerini, “Merak” başlığında gerçekten neyi/niye bilmek istediğimizi, neyi/niye bilmekten kaçındığımızı, “Ruh Hali” başlığında stres/mutluluk gibi faktörlerin bilişsel sistemimizde değiştirdiklerini, “Başkaları”
Başkalarının AklıTali Sharot · Domingo Yayınevi · 2018716 okunma
Anlam
6/10
·155 syf.··
2023 2. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 23 Temmuz 2023 00:00
Holokost’tan kurtulan, buradan elde ettiği deneyimler ışığında “Psikiyatrinin Üçüncü Viyana Okulu” olarak da bilinen logoterapinin temelini atan nörolog ve psikiyatr Viktor Emil Frankl tarafından İkinci Dünya Savaşının bitiminden bir yıl sonra bizlere kazandırılan eser üç ana bölümden oluşuyor. 92 yıllık yaşamına, hepsi savaş sonrasında yazılmış 39 eser sığdırmış yazarın en çarpıcı eseri olarak kabul edilen “İnsanın Anlam Arayışı” (Almanca ilk adıyla -Yine de Hayata Evet) ilk bölümünde bizlere Auschwitz de dahil olmak üzere dört farklı toplama kampındaki deneyimlerini tüm çıplaklığıyla aktarırken; kamptaki bir tutuklunun yalnızca bedenine değil belirsizlik ile esir edilmiş zihnine misafir olma şansı da veriyor. Yazarın acı deneyimlerini roman diliyle aktardığı kitabın ilk bölümünü çok beğendim. Kitabın ikinci bölümünde Dr. Frankl kurucusu olduğu Logoterapi’yi tanıtırken “Logoterapi’ye göre insanın yaşamında anlam bulma çabası, temel motivasyonel gücüdür. Bu yüzden de anlam isteminin, Freudcu psikanalizin dayandığı haz ilkesinin olduğu kadar “üstünlük istenci” terimini kullanan Adlerci psikolojinin odağındaki güç istemcinin de karşısında olduğunu söylüyorum.” ifadelerini kullanır. İlk bölüme göre daha ağır olduğunu düşündüğüm ikinci bölümde kendimce açıklar bulduğumu ifade etmek isterim. Özellikle bazı motivasyon yöntemlerinin inanç ile ilişkilendirilme biçimini rahatsız edici buldum. Dr. Frankl’in de belirttiği gibi kitapta çok özetle bahsedilen logoterapinin derinliklerine inildiğinde çok daha faydalı bilgiler bulunacağına emin olmakla beraber okuyucuya aktarılan kısım için linçlenmeyeceksem “Pollyannacılık”benzetmesi yapabilirim Bazı durumlarda kurtarıcı olmakla beraber toksik pozitiflikle karıştırılmaması gereken bu yöntemi daha detaylı inceleyeceğim. Kitaba
İnsan ve Hayat
İnsanın Anlam ArayışıViktor E. Frankl · Okuyan Us Yayın · 202651,5bin okunma
8/10
·110 syf.··
Beğendi
·
2021 25. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 26 Nisan 2021 22:23
Bu kitapta en az sizin kadar sıradan bir adamın, sıradan ölümünü okuyacaksınız! Kitabımızın ana karakteri İvan İlyiç; elinden kaymaya başlayana kadar “hayat” , kapısını çalana kadar da ölüm hakkında çok düşünmemiş, hayatı hep “comme il faut*” yaşamış bir adam. -pek çoğumuz gibi- Memur olarak başladığı kariyerini her seferinde öncekinden daha büyük bir ivmeyle adım adım yükseltmiş, yüksek rütbeli bir yargıç olmuştur. Olması gerektiği gibi bir evlilik yapmış, olması gerektiği gibi baba olmuş, olması gerektiği gibi çevreler edinmiş, olması gerektiği gibi bir ev kurmuştur. Tüm bu düzen, intizam, nizam -olmaması gereken- bir ölüme yolculuk deneyimiyle yerle bir olmuş ve İvan’ı kendisiyle başlamak üzere eş, dost, iş, ev, kısacası hayat bildiği her şeyle büyük bir hesaplaşma sürecine sokmuştur. Tolstoy bu kitabı yazarak bizler için çok büyük bir iyilik yapmış. Tıpkı İvan gibi hayat koşturmacası içerisinde kendi istediğinin ne olduğunu bulmak şöyle dursun, sorgulamayı bile unutmuş bizleri, ölümün kıyısına kadar getirip, bizim yerimize düşünmüş. Çok etkilendim, hepinize tavsiye ediyorum. *Fr. Olması gerektiği gibi.
İvan İlyiç'in ÖlümüLev Tolstoy · Koridor Yayınları · 202061,2bin okunma
9/10
·152 syf.··
Beğendi
·
2021 24. kitabı
·
5 saatte okudu
·
Okunma: 18 Nisan 2021 03:55
15-20 sayfa okuduktan sonra her 5 sayfada bir kendime “bugüne kadar neden okumadım ki” sorusunu sordum; ancak şimdi düşününce, belli bir yetkinliğe eriştikten sonra okunması gereken bir kitap olduğuna eminim. Ben kendi adıma, bu kitabı 16 yaşımda okumuş olsaydım, bugün çıkardığım anlamları çıkaramazdım. Önce kitapla ilgili bazı ansiklopedik bilgileri paylaşayım. Hayvan çiftliği ilk olarak 1945 yılında Birleşik Krallık’ta yayımlanmış. 1996'da, geçmiş tarihler için verilen Retro Hugo Ödülü'nü almış. (1946 senesi için). II. Dünya savaşı yıllarında, müttefikleri kızdırmamak amacıyla Birleşik Krallık’ta sansüre uğramış. Ülkemizde ilk çevirisi 1954 yılından Halide Edip Adıvar tarafından yapılmış. SPOİLER Yazarımız kendini her türlü totalitarizme karşı olan bir demokrat sosyalist olarak tanıtmış. Bence Hayvan Çiftliği de bunu destekler nitelikte.. Roman, hiciv ve kara mizah yöntemlerini kullanan bir Stalinizm eleştirisi olarak kabul edilmekte; ama ben biraz daha fazlası olduğu görüşündeyim. Kendi adıma dikta rejiminden nasıl rahatsız olduysam; hayvanların kabullenişlerinden, gözlerinin önündekini görmeyişlerinden ve ya bakmaya cesaret edemeyişlerinden de o kadar rahatsız oldum. Bu kitap benim için bir politik eleştiri olduğu kadar toplumsal eleştiri niteliği de taşımaktadır. Siyasete biraz hakimseniz, tüm karakterler olmasa da ana karakterin kimi ve ya neyi temsil ettiğini rahatlıkla anlayabilirsiniz. Benim gözlemlediğim kadarıyla Barışçıl domuz Koca Reis - Karl Marx’ı, sosyalist kılığına girmiş diktatör Napoleon - Stalin’i, sonradan terörist ilan edilen muhalif kahraman Snowball - Troçki’yi, retorik ustası ulak Squealer - gazeteyi, “hani benim kırmızı kurdelem” diye gezen Mollie - beyaz yakalı orta sınıfı, hep çalışan ve hep inanan Boxer - Proletarya’yı, hayvanları
Hayvan ÇiftliğiGeorge Orwell · Can Yayınları · 2024296,8bin okunma