“Biz de bir kadının önüne geçip kahramanlık yaptığımızı zannettiğimiz her anda, bu hisse mi sebebiyet veriyorduk? Bu küçülmüşlük, çaresizlik ve yetersizlik hissine…Beynimi durduramıyordum. Beynimi çıkarıp yoldan geçen birinin eline bırakmak ve arkama bakmadan kaçmak istiyordum.”
“Biz de kadınlara bunu mu yapıyorduk? Onları önce kendimize muhtaç hale getirip sonra da “Aman Ali Rıza Bey, tadımız kaçmasın “dedikleri için dalga mı geçiyorduk? Neden tadımızın kaçmaması gerekiyordu? Neden korkuyorlardı huzuru kaçan bir evden? Duydukları sevgiden mi yoksa sahiden sahipsiz kalma korkusundan mı?”
“Yutkundum. Birkaç dakikalığına, başka bir dünyada olduğumuzu unutmuştum. Tabii ki benim korumama ihtiyacı yoktu. Kadınları kendimizden ve hemcinslerimizden korumaya nasıl da alışmıştık. Oysa bu dünya, onun özgür olabildiği ve sokakta dilediği gibi yürüyebildiği bir dünyaydı…Ne yazık ki zihnim, başka bir evrende bile toplumun öğrettiği alışkanlıklarından vazgeçemiyordu.”