“Zaman zaman kardeşim bir kurt , diye geçirmişimdir aklımdan. Bu doğru değil. Bir kurt sadece hayatta kalmak ya da özgürlüğünü kaybetmemek için savaşır. Tehdit edilmediği sürece, gururla, insanın yüreğini titreterek kendi yoluna gider. Kardeşimi daha çok yabanileşmiş köpeklere benzetebilirim. İçinde büyüdükleri evi hem özler hem de ondan nefret ederler. Hayat çizgilerinin özünde hep bir yara vardır. Terk edilmişlik, ihanet ya da nankörlük. Bu yarayla onlar ikinci kez doğarlar; gerisi yalandır.” “Kardeşimle benim aramda dengi dengine savaş olamazdı. Kaçmayı seçtim. Evet, kaçış, doğru kelime bu.”
“Babamla aramdaki fark biraz da buydu. Bazen aynı şeyi düşünürdük, ama ben yanımdaki insanları incitecekse konuşmaktan kaçınırdım. O ise doğru bildiğinden kuşku duymadan bodoslama dalardı...”. “Hangisi daha iyiydi? Bugün, onun gibi davranmadığıma pişmanım. Ama hayallerindeki gibi bir isyankâr olamayışımın sebebi de, güçlü bir sesin gölgesinde yaşamış olmamdır kuşkusuz.”